(09.10.2020) Mehmet Firincis vision and work in Germany

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(09.10.2020) Firinci abi as worldwide renowned abi

Hinterlasse einen Kommentar

Oktober 9, 2020 · 7:44 pm

(01.09.2020) İnsanın ruhu, yapısı ve bilinçaltı

İnsanın ruhu, yapısı ve bilinçaltı

Psikoloji ilminin belki temeli olan ruh, Kur´an-ı Kerim´de “Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir“ (Kur´an, 17:85) diye tarif edilir. Ruh´u bir emir veya kanun olarak görmek mümkün. Kainattaki kanunlara bir ceset ve şuur verilseydi, onlar da insan olurdu. Aynı şekilde insan´da ceset ve şuur olmasaydı o da bir kanun olurdu. Kanunlar sabit ve değişmez olduğu gibi, ruh dahi ebedi olarak var olacaktır.

Ruh bedenin enerjisi gibi. En pahalı ve kaliteli bir telefon enerjisiz, yani pilsiz, sadece oluşturduğu maddenin değeri kadardır. Hiçbir şeye yarayamadığı için değeri de hiç yükmündedir. İnsanın da ruhu olmasaydı, sadece et parçasından ibaret olurdu. Dolayısıyla insanı insan yapan ruhtur.

İnsana benzeyen harika çalışan robotlar yapmamız mümkün. Fakat hiçbir zaman o robotlara ruh vermemiz mümkün olmayacaktır. Ruh olmadığı için vicdan, irade, ahlak, his, sevgi, mes´uliyet gibi duyguları da veremeyiz. Yani insanı insan yapan ruh´u ve bu duyguları oluşturmamız imkansız. Bu ise ruhun önemini ve mahiyetini gösteriyor.

Ruh cesedimizi elbise gibi kullanır. Üstümüzdeki elbiseler hareket etmez, vücudumuz hareket ettiği için elbiseler de hareket ediyormuş gibi gözükür. Hareket eden de aslında vücudumuz değil, ruhumuzdur. Bütün azalarımız ruh tarafından harekete geçirilir ve kontrol edilir. Ruh çıkınca vücudumuz da çıkarılan bir elbise gibi hareketsiz kalır. Vücudumuzun sürekli değişmesine rağmen ruhumuz değişmiyor. Bundan dolayı herkes ruhunda bir bakilik hissedebilir.

İnsanın elindeki en kıymetli mallarını teslim ederken emin ellere teslim etmek ister. Varlığın aslı olan ruh ise en kıymetli maldır. Onu Azrail´e teslim ederken tertemiz teslim edebilmek için hayatımızdaki meşguliyetlerimizi, peşinden koştuğumuz gayeleri gözden geçirmek gerekir. O peşinde koştuğumuz hedefler ruhumuzu ne hale getiriyor? Ruhumuz yara alıyor mu? Yoksa güzelleşiyor, olgunlaşıyor, tekemmül mü ediyor?

İnsanda farklı kuvvetler mevcut: şehvet, akıl ve zararlı şehleri def etme kuvveti. Bu kuvvetler veya duygular örneğin aşırılık sebebiyle insanı kötülüğe sevk edebileceği gibi iyiliğe de sevk edebilir. Kötülük veya iyilik yapmakta insan hürdür. Hür olduğu için ve seçeneklerini kendisi yaptığı için ahirette mes´ul olacaktır. İnsandaki bu “sistemin“ farkında olduğumuz zaman doğru (müstakim) hareket etmek de daha kolay olsa gerekir.

İçimizdeki ene´nin mahiyeti anlaşıldığı zaman insan kendisini dolayısıyla psikolojisini de daha iyi anlayabilir. Ene lugat olarak benlik manasına gelir. Ene´yi kıyas yoluyla Cenab-ı Allah´ı tanımakta kullanabiliriz. Yani insan kıyas yaparak ene, akıl ve şuur sayesinde Allah´ı anlama fırsatı bulur.

Ene bir nevi insana verilen emanetten bir parçadır. İnsan Cenab-ı Allah´ın verdiği bu emanetleri tekrar O´nun yolunda kullanırsa hayatında huzur bulur. Kur´an-ı Kerim´de insanın emaneti kabul ettiği bildirilir: “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.“ (Kur´an, 33:72). Yani insan bu emaneti kabul ederek, bir nevi imtihan edilmeyi de kabul etmiş oluyor. İmtihan etmeyi kabul ettiysek başımıza gelen olayları da ona göre yorumlayabiliriz. Bir iş görüşmesine gittiğimizde bize farklı soruların sorulmasını, yeri geldiğinde imtihan yapılmasını normal olarak karşılarız. Hayatımızda karşılaştığımız olaylar da bu şekildedir. Tabiri caizse bu dünya hayatı bizim iş görüşmemiz. Başımıza gelen olaylar iş görüşmesindeki sorular ve imtihanlar. Eğer bize verilen emanetleri yerinde kullanabilirsek imtihanı geçeriz ve cennet mekanını hak ederiz.

Cenab-ı Allah insanın halife olduğunu belirtiyor: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.“ (Kur´an, 2:30). Dolayısıyla insan yaratılışın en mükemmel meyvesidir. Cenab-ı Allah´ın varlığını gösteren ve ispat eden en harika sanat eseridir. Allah´a muhatap olma şerefini elde eden insan, yine Allah´ı tanıyarak, onun davetine icabet ederek kıymet kazanıyor. Allah, insanı yaratırken insanı seçmiş. Herkesi özel olarak yaratmış. Biz de hayatımız boyunca Allah´ı seçebiliyormuyuz? Herşey tercih meselesi. Neyi tercih ediyoruz? Kendi tercihlerimiz bizi ya mutlu ediyor yada bunalıma sokuyor.

İnsanda kalp ve akıl dışında başka duygular da vardır. Hatta öyle duygular vardır ki, onlar sürekli alıcı fonksiyondadır. Bilinçsiz olarak biz bu duyguları besleriz.

Örneğin bilinçaltımız da böyle çalışır. Her bilgi bilinçaltına gider. Hayatımız boyunca gördüğümüz, kokladığımız, duyduğumuz, okuduğumuz, düşündüğümüz, konuştuğumuz herşey oraya kayıt edilir. Hatta bizim o an fark etmediklerimiz dahi kayıt edilir. Sonradan onları hatırlarız. Bilinçaltına giden bilgi kalıcıdır. Çünkü oraya bilgi tartılmadan gider. Yani zihnimiz oraya giden bir bilgiye direnç göstermez. Doğru mu yanlış mı, iyi mi kötü mü diye ayırt etmez. Daha sonra biz bu bilinçaltımızdaki veriler ile hareket ederiz.

Bilinçaltının insanı nasıl manipule edebileceğini çok iyi keşfeden bazı sistemler, insanlara bilgileri bilinçaltından vermeye çalışırlar. Bilinçaltına giden bilgi direniş görmez ve kalıcıdır. Başka bir ifadeyle: Herhangi bir bilgiyi okuduğunuz ve duyduğunuz zaman, üzerinde düşünürsünüz. O bilgiye inanır veya inanmazsınız, kabul eder veya etmezsiniz. Fakat bilinçaltına giden bilgide böyle bir muhasebe yok. Oraya hepsi kaydedilir. O kaydedilen sonradan hareket, davranış ve düşüncenize yansıyacağı için çoğu zaman doğruluğunu sorgulamassınız ve kendi tarzınız olarak benimsersiniz. Sorgulamamamızı istedikleri bilgiyi genel olarak filim sektörü – örneğin 25. Kare veya subliminal mesaj ile – bilinçaltımıza yüklerler. İdeolojilerini gözden bilinçaltına yollarlar ve oradan bu düşünceyi kalbin ve aklın kabul etmesini umutlarlar. Biz fark etmeden düşüncelerimiz karışır. İçine virüs girer. Bu nedenle bu teknikler birçok ülkede yasaklandı. Dolayısıyla bilinçaltı, psikolojinin en önemli unsurlarından biridir.

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk, Eylül 2020

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(18.08.2020) Bardagin dolu tarafina bakmak (15. Rica)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(18.08.2020) Hapishanelerde Manevi Rehberlik, Manevi Bakim (15. Rica)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(18.08.2020) Adalet her zaman yerini bulur

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(18.08.2020) Ihtiyarlar Risalesi ve Manevi Bakim (15. Rica)

Hinterlasse einen Kommentar

August 18, 2020 · 8:21 pm

(11.08.2020) Türkiyeli ve Almanyalı Gençler Bir Araya Gelerek, Biz Birlikteyiz Dediler

Türkiyeli ve Almanyalı Gençler Bir Araya Gelerek, Biz Birlikteyiz Dediler

Türkiye’den Harran Üniversitesi Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (HÜGÖÇ) ve Almanya’dan Verein für Wissenschaft, Integration und Religion e.V. (WİR) Derneği tarafından ortaklaşa yürütülen ve Gençlik Köprüsü Türkiye-Almanya tarafından finanse edilen “Biz Birlikteyiz!” projesi kapsamda Türkiye’den ve Almanya’dan gençler internet üzerinden bir araya gelerek deneyimlerini paylaşıyorlar.

“We are Together! – Biz Birlikteyiz! – Wir sind Zusammen!” Projesine Türkiye ve Almanya’dan 34 genç katılım sağlıyor. 26 Temmuz’da başlayan proje yaklaşık olarak sekiz hafta sürecek. Proje Türkiye’den Dr. Hakan Gülerce ve Almanya’dan Dr. Cemil Şahinöz tarafından yönetilmektedir. Aynı zamanda projeye Türkiye’den Rukiye Gülerce ve Zeynep Karakurt, Almanya’dan Melik Sertbolat ve Hüseyin Özge asistanlar olarak destek vermektedirler.

Projenin tanışma toplantısında gençler gençler birbirlerini tanıma imkanı bularak grup dinamiği sağlanmış oldu. Gençler ilk toplantılarında hep beraber bu zor günlerde “Biz Birlikteyiz – Wir sind zusammen” dediler.

Proje kapsamında farklı kültürlerden bir araya gelen gençler kültürleri ile ilgili paylaşımlarda bulunuyor, Türkiye ve Almanya deneyim ve tecrübelerinden bahsediyorlar. Bir arada uyum yakalayan gençler her hafta bir farkındalık etkinliği düzenleyerek, projenin daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyorlar. Bu projenin gelecekte yeni projeler için ilk adım olduğuna inanıyorlar. Alanlarında uzman akademisyen ve eğitmenler tarafından sunumlar dinliyor ve proje yazma ve sosyal girişimcilik gibi eğitimler alıyorlar. Gençlerin aktif eğitmenlerin pasif durumda olduğu deneyimsel öğrenme metodlarının online olarak kullanıldığı proje kapsamında bulunan bir diğer etkinlik ise genç katılımcıların birer kısa film çekmeleri. Gençler kısa filmlerini „Biz Birlikteyiz – Wir sind zusammen“ teması ile çekmeye hazırlanıyorlar. Proje sonunda tüm katılımcılara sertifika ve sürpriz hediyeler verilecek.

Proje katılımcıları; „Bu proje ile biz Türkiye ve Almanya’da yaşayan gençler olarak, göçmen ve yerel halkın birlikte barış içerisinde yaşayabileceği, zor durumlarda birbirlerini destekleyebileceği, birbirlerinin tecrübelerinden faydalanabileceği ve yaşanan sorunlar karşısında çözümler üretmek üzere bir platform oluşturmayı amaçlıyoruz. Böylelikle Türkiye ve Almanya olarak insanlık onuruna yakışır daha iyi bir dünyanın hayalini kurmanın mümkün olduğunu göstermek istiyoruz. Bu yüzden “Biz Birlikteyiz – Wir sind Zusammen!” diyoruz” şeklinde projelerini özetlediler.

e-Haber Ajansı (e-ha), 11.08.2020
https://www.e-haberajansi.com/home/news_description/5275

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(04.08.2020) Allah´i tanimak (Halit Ertugrul, Cemil Sahinöz) (Ihtiyarlar Risalesi, 13. Rica)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(04.08.2020) En büyük ilim Allah´i tanimak ve sevmek

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(04.08.2020) Ihtiyarlar Risalesi ve Manevi Bakim (13. Rica)

Hinterlasse einen Kommentar

August 4, 2020 · 1:53 pm

(21.07.2020) Sahte Ask´tan, Gercek Ask´a

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(21.07.2020) Ihtiyarlar Risalesi ve Manevi Bakim (12. Rica)

Hinterlasse einen Kommentar

Juli 21, 2020 · 5:41 pm

(16.07.2020) Die neue Ayasofya Nr. 63 ist erschienen

Die neueste Ausgabe der interkulturellen, unabhängigen Zeitschrift für Wissenschaft, Integration und Religion „Ayasofya“ ist erschienen.

Die 63. Ausgabe der Ayasofya enthält u.a.:

Auf deutsch:

  • Miteinander Sprechen (Wolf Aries)
  • Heilmittel für Kranke (Said Nursi)
  • Reflektionen zum Ramadan (Seda Karabacak)
  • Der Tod: Freund oder Feind? (Efdal-Nur Tugrul)
  • Migration: Als Griechen in Syrien Zuflucht fanden (Yasin Bas)
  • Said Nursi und seine Schüler (Osman Yüksel Serdengecti)
  • Nach einer langen Trennung (Esref Edib)
  • Das immerwährende Gebet der gesamten Schöpfung (Esma Demir)
  • Hyginienemaßnahmen im Islam (Cemil Sahinöz)

Auf türkisch:

  • En büyük düsman Nefis mi Koronavirüs mü? (Mehmet Evren)
  • Muhabbet Medeniyeti (Beyazit Cankurtaran)
  • Devranin Dönmesi. Almanya´dan Türkiye´ye göc (Dilara Faslak)
  • Kur´an´da ahiret nasil ispat ediliyor? (Muhammed Emre Erdem)
  • Bir Sefkat Kahramani: Bediüzzaman (Hüseyin Tugrul)
  • Yerken Dikkat (Songül Sahinöz)

Zum Bestellen:

https://www.lesen24.com/detail/index/sArticle/76/sCategory/19

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Ayasofya Zeitschrift

(14.07.2020) Manevi Yaralara Manevi Merhemler

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(14.07.2020) Ihtiyarlar Risalesi ve Manevi Bakim (11. Rica)

WhatsApp Image 2020-07-14 at 17.28.40

Hinterlasse einen Kommentar

Juli 14, 2020 · 1:41 pm

(08.07.2020) Neues Buch: Einführung in die islamische Soziale Arbeit und Religionssoziologie

Islamische Soziale Arbeit und Religionssoziologie sind in den Sozialwissenschaften bisher keine Fragestellungen, die eine größere Aufmerksamkeit gefunden haben. Während die islamische Soziale Arbeit aber auf Grund der gesellschaftlichen Entwicklungen zunehmend Interesse erweckt, blieb die islamische Religionssoziologie im Schatten sozialwissenschaftlichen Interesses. So tauchen die Themen islamische Soziale Arbeit und Religionssoziologie am Rande mancher Arbeit auf.

Die Fragen beider Sachgebiete gewinnen jedoch zunehmend öffentliches Interesse. Umso wichtiger ist die Erforschung beider Themenfelder. Die vorliegende Arbeit wendet sich daher diesen Fachgebieten, vornehmlich vom Standpunkt des Islams bzw. der Muslime in Deutschland.

 

Zum Bestellen:

Amazon:

Einführung in die islamische Soziale Arbeit und Religionssoziologie

oder
 
https://www.lesen24.com/detail/index/sArticle/75/sCategory/13

 

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Bücher / Kitaplar

(08.07.2020) Pozitif dil ile motive etmek

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(02.07.2020) Müslüman gençlik dinini nereden öğreniyor

Müslüman gençlik dinini nereden öğreniyor

 

 

Din ile ilgili bilgilerin öğrenildigi ilk “mektep“ şüphesiz ailedir. Doğduktan sonra kulağa okunan ezan ile başlayan hayat, ölünce kulağa okunan bu ezanın cenaze namazı ile sonuçlanıyor. Bu ezan ve cenaze namazası arasındaki hayat yolculuğunda, Allah ve ahiret ile ilgili bilgilerin ilk aktarıldığı yer küçük yaşlarda ailedir. Çocuğa küçük yaşlarda yaratılış sebebi, Yaratan´ın insanlardan beklediği davranışlar, öldükten sonra insanları bekleyenler anlatılır. Sadece bilgi aktarımı değil, ailenin dini yaşantısı da çocuğun sosyalizasyonunda önemlidir.

 

Küçük yaştaki bu eğitim olmayınca, çocuk ileri yaşlarda da dini konuda sıkıntı çekebiliyor. Bediüzzaman Said Nursi bu hakikati Emirdağ Lahikasında dile getiriyor: “Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir. Adeta gayr-ı müslim birisinin İslâmiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer. Bilhassa, peder ve validesini dindar görmezse ve yalnız dünyevî fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanilik verir.“

 

Nitekim onca eğitimden geçen, kendi tabiriyle 80.000 zattan ders alan Bediüzzaman da, en etkili dersleri annesinden aldığını söyler. Annesinin verdiği eğitim adeta fıtratına ilişmiş ve ileriki hayatında sürekli düstur olmuş: “Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle, ben kendi şahsımda katî ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum: Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum. Ezcümle: Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur’un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.“ (24. Lem´a).

 

0-4 yaşları arasında alınan bu temel eğitim, bilinçaltına yerleşir, zihinde kökleşir ve kalıcı olur. 2014´de Diyanet tarafından ülke genelinde yapılan “Türkiye´de dini hayat araştırması“nda katılımcıların %47,4ü  dini bilgilerinin çoğunluğunu 6-10 yaş aralarında aldıklarını söylüyorlar.

 

Daha sonra dini eğitim farklı şekilde verilmeye başlar. Daha doğrusu din bilgisi farklı kaynaklardan elde edilmeye başlar. 2017´de MAK tarafından yapılan “Türkiye´de toplumun dine ve dini değerlere bakışı“ araştırmasında %30´u dini bilgileri dini kitaplardan öirendiklerini belirtiyorlar. %45´i internet ve televizyondan öğreniyorlar. %20´si başkalarına, örneğin hocalara, sorarak öğreniyorar. %5´i soruyu cevaplamıyor.

 

Bu oranlara baktığımızda internetin ve televizyonun oranının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda kaliteli hizmet veren internet siteleri olduğu gibi, hurafelerle dolu internet siteleri de mevcut. Önemli hakikatlari laubali veya 30 saniyelik vidyolarla aktararak, hakikatin anlaşılmasını zorlaştıran, hatta yanlış anlaşılmasını sağlayan bir çok site mevcut. Bu tarz elde edilen bilgiler zaten kalıcı da olmuyor, 30 saniyelik oldukları için, insanın zihninde de sadece bir kaç gün kalıyor. Belli bir zaman geçtikten sonra da tekrar aynı soru soruluyor.

 

Yine de büyük bir kitle dini bilgiyi internetten öğrendigi göre, o alanlara da daha kaliteli bir şekilde eğilmek gerekir. Nitekim korona sürecinde bir çok sohbetlerin, derslerin internet üzerinden devam ettiğini gördük. Dolayısıyla interneti bir alternatif olarak değilde, bir ek olarak kullanmakta fayda var. Özellikle Avrupa´da İslami internet sitelerinin birçoğu vehhabiler tarafından hazırlandığı için, diğer gruplara çok büyük sorumluluk ve görev düşüyor.

 

Mektep bazında dini eğitim eskiden medreselerde verilirdi. Modern okul sisteminin yaygınlaşmasiyla beraber din dersleri okullarda verilmeye başladı ve medreselerdeki dini eğitim zamanla büyük ölçüde ortadan kalktı. Bugün artık camilerde hafta sonu kurslarda, okullarda verilen resmi din derslerinde, İmam Hatip okullarında dini eğitim veriliyor. İmam Hatip okullarına yaklaşık 5000 öğrenci gidiyor. Camilerde ise, personel yetersizliğinden dolayı çoğu zaman sadece yüzeysel olarak temel bilgiler verilebiliniyor.

 

Okullardaki İslam din dersleri sadece Türkiye´de veya müslümanların çoğunluk olarak yaşadığı ülkelerde değil, müslümanların yoğun yaşadığı diğer ülkelerde de mevcut. Örneğin Almanya´da yıllardır okullarda düzenlenen İslam din dersleri veriliyor.

 

Son verilere göre Almanya´da 60000 öğrenci İslam din derslerine katılıyorlar. Geçen sene bu rakam 56000 ve iki sene önce 55000´deydi. En fazla müslümanın yaşadığı Nordrhein-Westfalen eyaletinde 20000 öğrenci İslam din derslerine katılıyor.

 

Yaklaşık 900 okulda İslam din dersleri veriliyor. Almanya´da eyalet sistemi geçerli olduğu için, her eyaletin kendi Eğitim Bakanlığı okul sistemini şekillendirebiliyor. Dolayısıyla İslam din dersleriyle ilgili eyaletler arasında farklar var.

 

Hessen ve Niedersachsen eyaletlerinde din dersleri cemaatlerle ortaklaşa düzenleniyor. Derslerin içeriğini devlet ve cemaatler beraber hazırlıyor. Hessen´de İslam din dersleri sadece 6. sınıfa kadar veriliyor. 7. sınıftan itibaren Hessen´de devlet tarafından verilen ve cemaatlerin karışmadığı bir İslam din derslerine katılmak mümkün.

 

Berlin´de 26 camii´den oluşan bir çatı dernek İslam din derslerini organize ediyor. Rheinland-Pfalz ve Saarland eyaletlerinde İslam din dersleri şuan deneme aşamasında. Saarland 2023´e kadar deneme derslerini devam ettirecek ve özellikle ilk okullarda İslam din derslerini yayma  isteği var.

 

Nordrhein-Westfalen ve Baden-Württemberg eyaletleri 2025´e kadar geçici bir ders sunuyorlar. Bavyera ve Schleswig-Holstein eyaletlerinde İslam din dersleri devlet tarafından düzenleniyor. Hamburg ve Bremen eyaletleri karışık din dersleri sunuyorlar. Geri kalan eyaletlerde İslam din dersleri verilmiyor.

 

Bütün bu gelişmeler gözönünde bulundurulduğunda dini cemaatlerin, özellikle Avrupa´daki derneklerin 3. nesile dini bilgiyi aktarabilmeleri için, hem interneti hem medrese metodunu kullanmalarında çok fayda var. Nitekim sadece sureleri ve duaları ezberlettirmek, namazın nasıl kılındığını göstermek, çok yetersiz kalacaktır. Din olgusunun gündelik yaşam tarzına işleyebilmesi için hakikatların içselleştirilmesi gerekiyor. Yani sadece „Namaz nasıl kılınır?“ sorusu değil, „Namaz neden kılınır? Mahiyeti ve içeriği nedir?“ gibi soruların da yanıtı verilmeli, ta ki iman hakikatları anlaşılsın.

 

Dr. Cemil Şahinöz, Referans Dergisi, Temmuz-Agustos 2020

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(01.07.2020) Allah sevgisini nasil cogaltabiliriz

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos