(27.03.2020) Patient oder Kunde? Neue Auflage mit neuem Cover.

Das Buch „Patient oder Kunde?“ ist in der 2. Auflage mit einem neuen Cover erschienen:

Amazonlink:
https://www.amazon.de/gp/product/3750460299/ref=as_li_tl?ie=UTF8&camp=1638&creative=6742&creativeASIN=3750460299&linkCode=as2&tag=misawamedre06-21&linkId=036099f7041c7c8224f03565fa9d279e

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Bücher / Kitaplar

(26.03.2020) İlm-i Ledün. Gazali´ye göre ilim, vahiy ve ilham

İlm-i Ledün

Gazali´ye göre ilim, vahiy ve ilham

İnsan sadece akıl´dan oluşan bir varlık değildir. Akıl ve kalp her zaman iletişim içindedir. Dolayısıyla insan sadece aklına değil, kalbine de hitap etmeli. Hatta bazen akıl ve kalp arasında gidip gelir insan. Bazen aklını, bazen kalbini dinler.

İlm-i Ledün ise kalbe hitap eden bir ilimdir. İlm-i Ledün´ü vehb veya ilham olarak tarif edebiliriz. İmam Gazali´ye göre bu ilim okuyarak öğrenilmez. Fakat bu ilmi elde edebilmek için kulun hazırlık yapması gerektiğini ifade eder. Kalp birşekilde hazır olması gerekir.

Gazali’ye göre insanın vücudu ve cismi, ilim için bir mahal değildir, çünkü cisim sınırlıdır. Onun için ilmin mahalli olarak ruhu tarif eder. Gıda ve şehvet duygularına hitap eden ruha, ise, Gazali “hayvani ruh“ der.

 

Mevcut olan herşeyin bir vazifesi vardır. Göz, kulak vs. vazifeli. Cesed, ruhun askeridir. Geçici bir süre için kullandığı bir alettir. Beden, ruh için daimi bir mekan değildir. Ruh bedende bir yabancı gibidir. Yüzü hep Allah´a dönüktür. Eğer bedensel kuvvetler, ruha galebe çalarsa, yani dünya hevesleri önplanda olursa, ilim öğrenim süresi uzar, meşakkatli olur. Fakat ruh, dünyevi şeylerle karışmadığı sürece daha çok ilahi kaynaktan istifade eder ve mevcudatın hakikatini, malumatın suretini onların zahiriyle ve zatıyla meşgul olmaksızın kavrar.

 

Halk diliyle “Kalp gözüyle“ bazı hakikatları anlar. Peygamber Efendimiz bir hadisinde: „Her kulun kalbinde iki göz vardir ki onlarla gaybi idrak eder. Allah bir kuluna hayır murad ederse o kulun bedeni gözlerle göremediği şeyi görebilmesi için kalbi gözlerini açar.“ buyuruyor.

 

Gazali ilimi iki kısma ayırır:

  1. Dini ilimler a.) asli imler (tevhid, tefsir, hadis) b) ameli ilimler (ibadetler, insanlar arası ilişkiler, ahlak ilmi)
  2. Akli ilimler a) mantıki ilimler b.) fiziki ilimler c.) teoloji, ilahiyat

 

Kainatta hiç bir bilgi yok olmaz, sadece unutulur. Hatta hiçbir ses kaybolmaz. Tüm ses dalgarı halen mevcuttur. Onları yakalayabilen bir cihazımız olsaydı, tüm geçmiş sesleri orijinal şekliyle duyabilirdik.

 

İlim öğrenmenin yollarını da ikiye ayırır:

  1. İnsani öğrenim a) taallüm b) tefekkür
  2. Rabbani öğrenim (vahiy, ilham)

 

Bütün ilimleri taallümle öğrenmek mümkün değildir. Tefekkürle de hakikati öğrenmek mümkün. Vahiy ilmi hakikatin ta kendisidir. Vesile ve vasıta olmadan doğrudan doğruya Allah´dan gelen bir bilgidir.

 

İlhamdan hasıl olan ilme, yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilm-i Ledün denir. İlham, kalbe düşen ışık gibidir. Vahiyden zayıftır, ama rüyadan kuvvetlidir.

 

İlm-i Ledün ile hikmetin hakikatine ulaşılır. Vahyin kapısı kapalıdır, fakat ilham kapısı ise hep açıktır. Alimler ilhamla desteklenir. Örneğin 28. Mektup´da muallim Ahmed Galib Risale-i Nur´lar için “Sözün özdür, ey can, tekellüf değil. Ledün ilminin zübde-i pâkidir“.

 

Bediüzzaman, Asa-yı Musa eserinde vahiy ve ilham arasında iki fark´tan bahseder: „Sâdık ilhamlar, gerçi bir cihette vahye benzerler ve bir nevi mükâleme-i Rabbâniyedir; fakat iki fark vardır. Birincisi: İlhamdan çok yüksek olan vahyin ekseri melâike vasıtasıyla; ve ilhamın ekseri vasıtasız olmasıdır. […] İkinci fark: Vahiy gölgesizdir, sâfidir, havassa hastır. İlham ise gölgelidir, renkler karışır, umumîdir. Melâike ilhamları ve insan ilhamları ve hayvanat ilhamları gibi, çeşit çeşit, hem pek çok envâlarıyla, denizlerin katreleri kadar kelimat-ı Rabbâniyenin teksirine medar bir zemin teşkil ediyor.“

 

Bazı ruhlar, sonradan meydana gelen sebeplerden dolayı, normalde doğuştan itibaren var olan ilim öğrenme kabiliyetini kaybederler. Mizaçları bozulunca hakikatleri anlayamazlar.

 

Bahsettiğimiz gibi, dünya hevesleri önplanda olunca, ilham yolu kapanır. Bedene ve dünyaya fazlı sevgi, ruhu zayıf ve bitkin yapar, dünya denizinde boğar. Tefekkür ile ruh, aslına döner ve sırlarına vakıf olur.

 

Dolayısıyla ilm-i Ledün ruhun arınmasından sonra meydana gelir.

 

Dr. Cemil Şahinöz

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(18.03.2020) Kalbinizle Yaptığınız Her Sey… Size Geri Dönecektir

Yeni kitabimiz tüm kitapcilarda.

https://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/product&filter_name=cemil%20sahin%C3%B6z&product_id=536013

 

Modern çağın en büyük sorunu hiç şüphesiz psikolojik rahatsızlıklar. Materyalizmin içinde boğulan ve büyük şehirlerde betonlar arasında yaşayan insanlar mutluluğun formülünü aramaktalar.

Halbuki çözüm pek uzakta değil. Çözüm yanı başımızda. Dışarılarda aradığımız reçeteler yüzyıllardır zaten bizde bulunan, fakat unutulanlarda gizli. Bildiğimiz, fıtratımıza uygun bu reçeteler ile en etkili şekilde tekrar huzur bulabiliriz.

Bu reçeteler en çok insanların ümitsizliğe, depresyona, çaresizliğe düşdükleri ve kendilerini tanımaya çalıştıkları durumlarda faydalı oluyor. Çünkü olaylara yeni bir bakış açısı gelişir. Özellikle varoluşsal sorunlarda insanın varlığına bir anlam verilir. Bu şekilde insana değer verilir ve anlamsızlıktan kurtarılır. Perspektifler ve paradigmalar değişir. İfrat ve tefrit´ten koruyarak vasat ve tevekkül´e çekilir.

Fıtrat aynı zamanda bir dengedir, düzendir, kanundur ve kuraldır. Bu kurala uymadığınızda sağlıklı netice alamazsınız. Fıtrat, fıtri olmayan şeyleri reddeder. Bu hakikate binaen fıtrata uygun çözümler tesirli olur.

 

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Bücher / Kitaplar

(04.03.2020) Çocukları iki dilli yetiştirmek

Çocukları iki dilli yetiştirmek

 

Farklı kültür ve ülkelerden gelen göçmen çocukları, velilerinin konuştukları dili hiç veya çok kötü konuşuyorlar. Bu durum bir çatışma ortamına sebebiyet veriyor. Böyle dil çatışmaları içinde büyüyen çocukların kişiliklerinde sorunlar meydana geliyor. En geç ergenlik çağına geldiklerinde “iki kültür arasında“ kalıyorlar. Ne kendi anadillerini iyi biliyorlar, ne de yaşadıkları ülkenin dilini.

 

Özellikle algılama gelişiminde anadilin önemli bir rolü var. Araştırmalara göre, anadil fonolojik kabiliyetleri etkiliyor. Kendi anadillerinden fonolojik beceriye sahip olan çocuklar, aynı beceriyi başka dilde de gösterebiliyorlar. Dolayısıyla fonolojik becerileri her iki dilde gelişmiş olan çocukların, okuma ve yazma kabiliyetleri daha yüksek oluyor.

 

Bazı anne babalar, özellikle yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı, çocuklarını iki dilli yetiştirmek istiyorlar. Bazı okullarda türkçe dersleri verilmediği için türkçe dilini doğru şekilde öğrenme imkanı olmuyor.

 

Dil demek, sadece aynı lisanı konuşuyor olmak değildir. Dil, aynı zamanda kültür, örf, adet, din demektir. Bunlar yeni nesillere hep dil ile aktarılır. Dolayısıyla anadil nesilleri birbirine bağlar. Kültürün, dinin, mentalitenin aktarılması için bir vazgeçilmezdir. Aynı dili konuşan insanlar, duygularını, fikirlerini, yüreklerini, dertlerini, paylaşabilirler. Veliler çocuklarına kendi mentalitelerini aktarabilirler. Aynı dili konuşmayan insanlar bu ortak değerleri paylaşamazlar. Anadil unutuldumu, bağlar kopar, ipler bir daha bağlanmaz. Nesiller çatışması bunun en hafif neticesidir. Kesin sonucu ise yabancılaşmadır. Konfüçyus derki “Bir toplumu yok etmek için, silahlara gerek yok. Lisanını unutturmak yeterlidir.“

 

Aynı zamanda yaşanılan ülkenin dilini bilmek de en az anadil kadar önemlidir.

Eskiden okullarda velilere “Evde sakın kendi anadilinizi konuşmayın“ derlerdi. Fakat veliler de çoğu zaman kendileri yaşadıkları ülkenin dillerini iyi bilmedikleri için çocuk her iki dili de doğru öğrenemezdi. Bu nesile örneğin Almanya´da “Yabancı“, Türkiye´de “Alamancı“ denildi. İki kültür arasında gidip geldiler. Böyle bir konumda hangi dilin anadil olduğunu tespit etmek için rüyalara bakmak lazım. İnsan genelde rüyasını anadilinde, yani bilinçaltında kayıtlı olan dil ile, görür.

 

Peki çocuklara her iki dili iyi öğretebilmek için ne yapılmalı?

 

Dil bilimlerinin araştırmalarına göre eğer bir çocuk anaokuluna başlayana kadar, yaklaşık 3 yaşına kadar, evde sadece anadilini öğrenirse, daha sonra her hangi bir dili hem daha çabuk ve kolay hem de doğru öğrenebilir. Çünkü küçük yaşta bir dil öğrenen çocuk, onu bir lisan olarak kafasına kayıt ediyor. Eğer çocuk 3 yaşına kadar her iki dili de karışık olarak öğreniyorsa, o iki dil kafasında bir dil olarak kayıt ediliyor. Yani çocuk onların farklı dil olduğunu ayırt edemiyor ve dolayısıyla ikisi de karışıyor.

 

Fakat yine de küçük yaşta her iki dili de öğretmek isteniliyorsa hiç bir taviz vermeden anne bir dili baba diğer dili konuşmalı. O zaman çocuk farklı kanallardan farklı dil duyduğu için yine ayırt edebiliyor ve dilleri doğru öğrenebiliyor. Kabul etmek gerekirki bu çözüm çok zor. Bu nedenle birinci çözüm, yani anaokuluna başlayana kadar bir dili anadil olarak iyi öğretmek, ardından ikinci dili öğretmek en mantıklısıdır ve tecrübelerle en sağlıklı yoldur.

 

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk, Mart 2020

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(15.02.2020) Die neue Ayasofya Nr. 62 ist erschienen

Die interkulturelle, unabhängige Zeitschrift für Wissenschaft, Integration und Religion erscheint alle 3 Monate und kostet nur 2 Euro.

Die 62. Ausgabe der Ayasofya enthält u.a.:

– Liebe als Ursache der Existenz (Said Nursi)
– Transformationsprozesse und Identitätssuche. Ursache extremer Gedanken? (Yasin Bas)
– Das Geheimnis der Schöpfung von gut und schlecht (Oktay Kocaman)
– Polizeikontrolle: Was tue ich? Schweigen, aber warum? (Dr. Ramazan Efe)
– Wer sind wir? (Sinem Can)
– 21 Jahre Misawa (Dr. Cemil Sahinöz)

und Türkisch:

– Cocuklarin Peygamberi (Mehmet Evren)
– Ailede ihlas nasil yasanir (Mehmet Paksu)
– E-Numaralar ne manaya geliyor? (Dilara Faslak)
– Yerken Dikkat (Songül Sahinöz)
– Gurbetci olmak

Die Zeitschrift ist auf Türkisch und Deutsch.

Zum Bestellen:

https://www.lesen24.com/detail/index/sArticle/71/sCategory/19

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Ayasofya Zeitschrift

(07.02.2020) Türk Genclerinde Kumar Aliskanligi Artiyor

Camia, 07.02.2020

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(07.02.2020) Vortrag: Glück.Spiel.Sucht

Hinterlasse einen Kommentar

Februar 7, 2020 · 7:00 am