(28.07.2022) Göcmen Bavulu

Herkesin kendine sorması gereken bir sorudur: “Bir gün göçmek zorunda kalsaydım, yanıma neler alırdım?”
İşte, insan hayatının, sahip olduklarının ve hiçbir şekilde sahibi olamadıklarının bir çantaya sığışmış hali: Göçmen bavulu. Öyle ya, göçmek, yanında götürebildiklerinden ibarettir. Eğitim için uzak bir kıtaya, fabrika işçisi olmak için Avrupa’ya ya da canını kurtarmak için komşu vatana… Her biri ne kadar farklı hikayelerdir ve fakat eşkalleri bambaşka olsa da bu hikayelerin özündeki müşterek ayrılık acısı ne kadar da benzerdir!
Bazı göçmen bavulları iridir, afilidir; havalimanlarında, otomobil bagajlarında seyahat edecek kadar kısmetlidir. Bazıları ise hem küçüktür hem de kamyon kasalarında, dikenli tellerle çevrili sınır arazilerinde, dünyanın en acımasız deniz yolculuklarında günbegün hafiflemiştir.
Kimisi Türkiye tarihine ait vesikalar gibidir: Birkaç parça çamaşır ve kasabanın fotoğrafçısında çekilmiş çerçeveli aile fotoğrafıyla gider, uzun yıllar sonra Alman çikolatasıyla dönerler. Kimisi ise gök yaran bombalardan, uzun namlulardan, başına yıkılan evinin harabeleri arasından kaçıp gelir, tüm o cehennemin içinden mütebessim çocukluk anıları getirir.

Göçmen Bavulu, göçmenlerin kendi kaleminden hikâyelerini ve göçe dair denemeleri bir araya getiriyor. Göçmenliğin insanlığın müşterek kaderi olduğuna dair görünmez bir dipnotla, bavullara sığmayan acı-tatlı anıların iki kapak arasında canlanmasıyla.

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(02.07.2022) KRV koalisyon sözleşmesinde İslam ve müslümanlar

KRV koalisyon sözleşmesinde İslam ve müslümanlar

Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyalet seçimi sonrası koalisyon kuran CDU ve Yeşiller partisi koalisyon sözleşmesini yayınladılar. Sözleşmede müslümanları ilgilendiren maddeler de bulunuyor,

Sözleşmede okullarda verilen İslam Din Derslerine, İlahiyat Fakültelerine, müslüman kuruluşlara ve resmi statülerine, Sosyal Yardım Kuruluşlarına, hasta bakım hizmetlerine, mezarlıklara ve imamlara yer veriliyor.

İslam dini ve müslümanlarla ilgili maddeler şunlar:

  • Okullarda verilen İslam Din Dersleri genişletilecek. İslam Din Derslerini düzenleyen ve koordine eden komisyon ile çalışmalar devam edecek ve komisyona yeni kurumların alınması da görüşülecek (III, 3).
  • İslam İlahiyat Fakültelerinin üniversitelerde yaygınlaşması desteklenecek. Münster´de var olan fakülte güçlendirilecek. KRV eyaletinde bir İlahiyat Fakültesinin daha kurulması için çaba verilecek (III, 3).
  • İslami kuruluşlarla oluşturulan verimli ve önemli işbirlikleri devam ettirilecek (IV, 9.).
  • Müslümanlar bu toplumun parçasıdırlar (IV, 9).
  • Müslümanlar tarafından kurulacak olan Sosyal Yardım Kuruluşları ve hasta bakımı gibi hizmetler sunan kuruluşlar desteklenecek (IV, 9).
  • Müslüman mezarlıkların kurulmasında destek olunacak (IV, 9).
  • Hukuksal şartlar yerine geldiği takdirde, müslüman kuruluşlara resmi statü verilecek (IV, 9).
  • Yurtdışından bağımsız olan ve almanca bilen imamlar yetiştirilecek (IV, 9).
  • KRV eyaletinde bir devlet yüksek okulunda imamlar yetiştirilecek (IV, 9).

Maddelerin bazıları çok tanıdık. Yeni değil, zaten senelerdir konuşulan ve tartışılan maddeler. Sadece KRV eyaletinde değil, genel olarak Almanya´da çözüm arayan maddeler.

Tabiki burada sadece yeni kurulan hükemetin tutumu değil, müslüman toplumunda tutumları yön gösterecektir.

Özellikle müslüman mezarlıklar konusunda son senelerde bürokratik bir kolaylaştırma söz konusu. Birçok şehirde müslüman mezarlıklar kuruldu.

İslam Din Dersi, İlahiyat Fakülteleri, imam yetiştirme kurumları en az 10 senedir gündemde.

Müslüman kuruluşların resmi statüsü ise 30 senedir konuşulan, fakat hukuki sebeplerden dolayı ilerlemeyen bir konu.

Müslüman toplumun belki daha fazla ağırlık vermesi gereken konu ise Sosyal Yardım Kuruluşları. Almanya geleneğinde toplumsal sosyal yardımı devlete ait olmayan sivil kuruluşlar, yine devletten aldıkları maddi yardım ile gerçekleştirir. Ancak bu kuruluşların olmadığı yerlerde devlet devreye girer.

Müslümanlar da kendi Sosyal Yardım Kuruluşlarına kurmak zorundalar. İleriye yönelik gerekecek olan hizmetler, ister hasta ve yaşlı bakım hizmetleri olsun ister manevi bakım (Seelsorge) olsun, hızlıca ihtiyaç haline geldi. Bu hizmetleri kaliteli ve kalıcı verebilmek ve ihtiyaçları karşılayabilmek için var olan Sosyal Yardım Kuruluşlarıyla beraber çalışan müslüman Sosyal Yardım Kuruluşlarına ihtiyaç var.

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk Gazetesi, Temmuz 2022

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(24.06.2022) Alkol, Kumar, Uyusturucu, Internet Bagimliliklari (TRT Türk, Günaydin Hayat, 75.Bölüm, 24.06.2022)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(24.06.2022) Alkol, Kumar, Uyusturucu, Internet Bagimliliklari (TRT Türk, Günaydin Hayat, 75.Bölüm, 24.06.2022)

Hinterlasse einen Kommentar

Juni 24, 2022 · 2:59 am

(16.06.2022) Genclik Daireleri ve Koruyucu Aileler (TRT Türk, Rehber, 69. Bölüm, 16.06.2022)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(13.06.2022) Warum lässt Gott Leid zu? Theodizeeproblem im Islam

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(13.06.2022) Theodizeeproblem im Islam

Hinterlasse einen Kommentar

Juni 13, 2022 · 2:10 pm

(07.06.2022) Mobbing ve Akran Zorbaliginin nedenleri ve cözümleri (okulda ve ailede) (TRT Türk, Günaydin Hayat, 07.06.2022)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(01.06.2022) NRW Eyalet Meclisinde yabancı uyruklu milletvekilleri

NRW Eyalet Meclisinde yabancı uyruklu milletvekilleri

Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyalet seçimlerini geride bıraktık. CDU Partisi %35.7, SPD %26.7, Yesiller %18.2, FDP %5.49, AfD %5.4, Sol Partisi %2.1 ve diğer partiler %6 oy aldı. Yabancılar tarafından kurulan BİG tartisi ise 4232 oy alarak %0.1 aldı. Bielefeld´de BİG partisi 364 oy topladı.

2017 senesindeki bir önceki eyalet seçimlerinin sonuçlarına bakar isek, Yeşiller oylarını %11.8 çoğalttılar. CDU partisi de oylarında artış gördü, oyları %2.8 artti. Diüer partiler hep oy kaybettiler. FDP %6.7, SPD %4.5, Sol Partisi %2.8 ve AfD %2 oy kaybetti.

Seçimin en önemli yanı ise, %55.5 oran ile çok düşük seçime katılım oranı oldu. 1950´den itibaren yapılan NRW eyalet seçimlerinde ilk defa bu kadar düşük bir katılım gerçekleşti. 1975´de %86.2 ile şimdiye kadar en çok katılım gerçekleşmişti. 2017´deki bir önceki seçimde katılım oranı %65.1 idi. Siyaset bilimcileri bu düşüşün sebeblerini araştırırken, biz de seçilen milletvekilleri arasındaki yabancı uyruklu milletvekillerine bir bakalım.

Seçim bölgelerindeki adaylara bakar isek, WDR´nin bir araştırmasına göre adayların %15´i yabancı uyrukluydu. En fazla yabancı uyruklu aday ise %21 oran ileYeşiller de mevcuttu. En az aday ise %8 ile CDU´da vardı.

Yeni eyalet meclisinde CDU 76, SPD 56, Yeşiller 39, FDP 12 ve AfD 12 milletvekili ile temsil edilecek. Mediendienst Integration´un araştırmasına göre toplam 195 milletvekilinden sadece 17 tanesi yabancı uyruklu. Yani milletvekillerinin %8.7´si yabancı uyruklu. Halbuki NRW eyaletinde yabancı uyrukluların toplumda oranı %31.7.

Bu rakam son dönem eyalet meclisine onaran yine de bir yükseliş gösteriyor. Çünkü daha önceki mecliste, Rheinische Post´un araştırmalarına göre 199 millevetkilinden sadece 10 tanesi yabancı uyrukluydu, bu da oran olarak %5 yapar.

Seçilen 17 kişinin 9´u parti listelerinden (en fazlası 5 taneyle Yeşillerden) ve 8´i seçim bölgelerini kazanarak (en fazlası 6 taneyle SPD´den) eyalet meclisine girmeyi hak ettiler.

Oran olarak en çok yabancı uyruklu milletvekili, yabancılara karşı tutumuyla bilinen AfD partisinde yer alıyor. 12 milletvekilinden 2 tanesi yabancı uyruklu, bu da %16.7 yapar. Tezat gibi duran bu durum, aslında hiç de tezat değil. Çünkü AfD ile ilgili daha önce yapılan araştırmalar da AfD´nin her türlü yabancıya karşı olmadığını, belli yabancılara karşı olduğunu gösteriyor. Örneğin, kendi milletlerine benzeyen insanlara karşı degil, kendilerine çok farklı kültürden olanlara karşı düşmanlık besliyorlar.

Yeşiller´de ise, 39 milletvekilinden 6´sı (%15.4) yabancı uyruklu. SPD´de 56´dan 8´i (%14.3) ve CDU´da 76 milletvekilinden sadece 1 tanesi yabancı uyruklu (%1.3). FDP partisinde ise 12 milletvekillerinden hiç biri yabancı uyruklu değil (%0).

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk Gazetesi, Haziran 2022

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(12.05.2022) Sessiz Irkçılık

Sessiz Irkçılık

Tanınmış alman bir yazar ırkçılık ve dışlanma hakkında seminer veriyor. Son 10 yılda hem Almanya´da, hem genel olarak Avrupa´da yükselen ırkçılıktan bahsediyor. Mültecilere ve yabancılara karşı nefretin çoğaldığını anlatıyor. İslam düşmanlığının, camii saldırılarının her sene zirve yaptığını sayı ve verilerle aktarıyor. Soru-Cevap bölümüne gelindiğinde ise dinleyicilerden alman bir erkek ayağa kalkıp, „Biz bu bahsettiğiniz ırkçılığı günlük hayatımızda hiç görmüyoruz? Hiç rastlamiyoruz? Acaba abartıyor olabilirmisiniz?“ diye, biraz da gülerek, soruyor. Semineri veren yazar ciddileşiyor ve soruyu yönelten kişiye dönerek, cevabını veriyor: „Beyefendi, siz sarışınsınız, gözleriniz mavi, erkeksiniz, uzun boylusunuz, kilonuz da tam yerinde, gözlüğünüz de yok. Siz ırkçılığın ve dışlanmanın ne olduğunu nereden bileceksiniz?“

Evet, “Sessiz İstila“ filimini hazırlayanlar, destekleyenler, maddi katkıda bulunanlar ırkçılığın ve dışlanmanın ne olduğunu nereden bilecekler?

Eğer bilselerdi, filimlerindeki kullandıkları tüm argümanların Avrupa´da var olan yaklaşık 50 ırkçı siyasi partiler tarafından kullandıklarını bilirlerdi. Bilmek istiyorlarsa Avrupa´daki yabancılara ve mültecilere sorsunlar. Irkçılık ve ayrımcılığı hergün yaşayan insanlara bir sorsunlar.

Almanya´daki AfD, Hollanda´daki PVV, Avusturya´daki FPÖ, Fransa´daki FN, Slovakya´daki SNS ve daha nice ırkçı siyasi partilerin söylemleri hep aynı: „10-20 sene sonra ülkemizde çoğunlukla mülteciler olacak, ülkemiz yabancılaşmış olacak. Bu yabancılar sebebiyle iş bulamıyoruz ve sokaklarımızda güvenli halde değiliz. Sokaklarımızda yürüyemiyoruz bile. Her yerde yabancı tabelalar asılı ve her yerde yabancı diller konuşuluyor. Tüm mülteciler sürekli suç işliyorlar. Bunlar entegre olmazlar, uyum sağlamazlar. Hepsini geri gönderelim.“

Bu söylemlerin “Sessiz İstila“ ve bu filimin yapımcıların söylemleriyle ne farkı var? Hiç bir farkı yok. Fakat filimin yapımcıları, ırkçılığın ne olduğunu bilmedikleri için, vatana hizmet ettiklerini zannediyorlar.

Halbuki yukarıdaki söylemlerin tümünü Avrupa´da yaşayan mülteciler, yabancılar, göçmenler, müslümanlar, türkler son senelerde hergün duyuyorlar. Eğer siz bu insalara „Ne var canım, bu sizin duyduklarınız ve yaşadıklarınız ırkçılık değil ki“ derseniz, kibarca ahmaklık etmiş olursunuz.

Eğer Avrupa´da yaşayan insanlara ırkçılığın ne olduğunu sorma imkanları yoksa, Türkiye´deki mültecilere de sorabilirler. Böyle bir filime ve bu şekildeki söylemlere muhatap olan  mülteciler bunu “basit bir siyasi sorun“ olarak mi görürler, yoksa düpedüz ırkçılık olarak mı nitelendirirler.

Eğer maksat siyasi bir eleştiri, göçmen siyasetini, uyum politikasını, yapılan uygulamaları ve düzenlemeleri eleştirmek ise, bunu yapıcı olarak yapmanın bir çok farklı ve etkili yolları vardır. Fakat böyle söylemlerle ancak halkı mültecilere karşı kışkırtmış olursunuz.

Biraz daha fazla oy toplama sebebiyle, popülist söylemlerle insanların damarlarına basmak, kavimcilik hislerini harekete geçirmek, vatana hizmet değil, kardeşleri birbirine vurdurmaktır. Nitekim 20. Yüzyılın başlarinda tüm dünyada hızla yayılmaya başlayan ırkçılık fikri de kardeşleri, milletleri, ülkeleri bu düşünceden dolayı böldü. Yüzyıllardır beraber yaşayan insanlar, asabiyet ve kavimcilik fikriyle birbirlerine düşman kesiliverdiler.

Yukarıda bahsettiğimiz Avrupa´daki ırkçı hareketleri de sessiz ve sakin büyümeye başlamışlardı. Umariz ki, Türkiye´de de bu şekilde sessiz bir ırkçılık başlamaz ve sesli bir ayrımcılığa dönüşmez.

Ensar ve Muhacir geleneğinden gelen bir ümmet, ayrıştırıcı olmak yerine birleştirici unsurları ön planda tutmalı.

Dr. Cemil Şahinöz, Risale Haber, 12.05.2022
https://www.risalehaber.com/sessiz-irkcilik-24245yy.htm

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(09.05.2022) Islamische Krankenhausseelsorge bei Said Nursi

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(09.05.2022) Islamische Krankenhausseelsorge

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(07.05.2022) Damals war es Ali

Zum Bestellen:
https://www.awin1.com/cread.php?awinmid=14158&awinaffid=1056401&ued=https%3A%2F%2Fwww.thalia.de%2Fshop%2Fhome%2Fartikeldetails%2FA1063864406

Dieser Roman ist eine Dystopie, welches zeigen soll, was passieren kann, wenn ein Land Alternativen geht und wozu Fremdenhass und Diskriminierung führen können. Dabei geht es nicht um ein bestimmtes Land oder um eine bestimmte Zielgruppe. Es kann überall zu jeder Zeit mit jedem passieren. Denn „die Geschichte wiederholt sich“, sagte einmal Ibn-i Haldun. Doch sie muss es nicht, es gibt auch Alternativen zur Alternative. Dies zeigen auch die vielen unbekannten Helden des Alltags, denen das Buch gewidmet ist.

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Bücher / Kitaplar

(06.05.2022) Bosanmadan önce her türlü yolu denemek lazim (TRT Türk, Günaydin Hayat, 40. Bölüm, 06.05.2022)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(01.05.2022) İyileşmek için sadece dua etsek olmaz mı?

İyileşmek için sadece dua etsek olmaz mı?

Sözlerimizle yaptığımız dua´ya kavli dua denir. Fiillerimizle, davranışlarımızla, hareketlerimizle yaptığımız dua´ya fiili dua denir. Kabiliyetlerimiz de bir duadır. Yani yaptığımız her hareket aslında niyetimize bağlı olarak birşey için duadır. Ayağa kalkarız ve mutfağa doğru gideriz, mutfağa gitmek için bir duadır. İşe gideriz, rızık için duadır vs. Ve bu dua daha tesirlidir, çünkü daha samimidir. Gerçekten olmasını istediğimiz birşey için hareket etmiş oluruz.

Sorunlarımızı çözmek istediğimizde de aynı şekilde, bu kurala uygun hareket etmemiz gerekir. Sadece sözlerle dua etmek yetmez, sorunların çözülmesi için birşeyler yapmamız gerekir. Sadece dil ile dua yetseydi başta peygamberler ve sahabeler o şekilde hareket ederdi. Halbuki Hz. Muhammed (sav) Mekke´den Medine´ye yürüyerek hicret ediyor. Cenab-ı Allah isteseydi Mirac hadisesinde olduğu gibi hicrette de bir an´da kendisini Medine´ye vardırırdı.

Meşhur deve hadisi buna güzel bir örnektir. Peygamber Efendimiz’in yanına bir bedevi gelir. Resûlullah kendisine sorar:

– Deveni nereye bıraktın?

Bedevi:
– Allah’a emanet ettim.

Resûlûllah kendisine şu cevabı verir:

– Evvela deveni sağlam kazığa bağla, daha sonra Allahû Tealâ’ya emanet et.

Aynı şekilde, “Devem benim her şeyim. Yükümü taşır, beni taşır. Ama hastalandı ve hastalıktan kurtulamıyor. Ben dua ediyorum ama Allah dualarımı kabul etmiyor!” diyen bir kadına, Peygamber Efendimiz gülümseyerek: “Dualarının kabul edilmesini istiyorsan, duana biraz katran kat!” diye cevap verir.

Hz. Musa hastalanınca, “İlaçsız da Allah şifa verir” diyerek ilaç kullanmadı. Allah ise kendisine “İlaç kullanmazsan şifa ihsan etmem“ buyurdu. Bunun ardından Hz. Musa ilacı kullanınca iyileşti. Fakat bu durumu merak etti ve Cenab-ı Allah´a sebebini sordu. Cenab-ı Allah da “Tevekkül etmek için, benim âdetimi, hikmetimi değiştirmek mi istiyorsun? İlaçlara tesir veren kimdir? Elbette tesirleri yaratan benim“ buyurdu.

Aynı hakikatı Hz. Eyyub´da da görüyoruz. Şifa için dua eden Hz. Eyyub´ün duasını Allah kabul ediyor. Fakat yine de şifa için Allah kendisinden bir davranış/hareket/fiiliyat istiyor: “Kulumuz Eyyub’u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti: ´Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu.´ (Biz ona): ´Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su´ dedik. Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun.“ (Kur´an, 38:41-43). Halbuki Allah kendisine şifayı ayağıyla yere vurmadan ve su içmeden de verebilirdi.

Başka bir hadis´de Peygamberimiz “Allah her derdin dermanını yaratmıştır, öyleyse tedavi olunuz.“ buyuruyor. Tedavi olmak, doktora gitmek, ilaç kullanmak fiili bir duadır.

Dolayısıyla sözlerimizle yaptığımız dualara sebebler dairesine başvurarak fiili dualarımızı da eklememiz gerekir. Yani hem ilacımızı alırız, hem dua ederiz. Hem okul sınavı için çalışırız, hem de dua ederiz.

Yine diğer bir hadis´de Peygamber Efendimiz “Bir kimse tesirine inanarak Cenab-ı Hakk´ın isimlerini veya bu husustaki duaları bir dağa okusaydı, gerçekten dağ yok olurdu.“ buyuruyor. Vurgu yapmak istediğim kelimeler “tesirine inanarak“. Çünkü biz çoğu zaman gerçek manada inanmıyoruz. Hatta hadis´deki dağın yok olmasını düşünürsek, aklımıza hemen Allah´ın dağı nasıl yok edeceği gelir. Halbuki o bizim işimiz değil. Allah´a dağı yok etmesi için bir senaryo hazırlamamız gerekmiyor. O O´nun kudretindedir zaten. Bunu düşünerek aslında tesirine inanmadığımızı itiraf etmiş oluyoruz.

Çaresi olan sıkıntılaramıza tembellik etmemeliyiz, ümitsizliğe kapılmamalıyız. Bir çözümü, tedavisi varsa hareket etmemiz gerekir. Sünnetullah kanunları içerisinde, vesilelere sarılmamız ve çözmemiz gerekir. Cenab-ı Allah kimseye kaldıramayacağı yük vermemiş.

Çaresi olmayan bir meselede de sabırsızlaşmaya gerek yok. Telaşa girmeye, üzüntüye kapılmaya gerek yok. Durumu kabullenmemiz gerekiyor. Örneğin ölümü değiştiremeyiz, geçmişi de değiştiremeyiz. Bu nedenle bazı şeyleri kabullenmemiz gerekir devam yaşayabilmek için, yoksa hayatı kendi kendimize zehir ederiz.

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk Gazetesi, Mayıs 2022

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(30.04.2022) Gut miteinander umgehen

Westfalen Blatt, 30.04.2022

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(26.04.2022) Spirituelle Reise des Menschen

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(26.04.2022) Spirituelle Reise des Menschen

Hinterlasse einen Kommentar

April 26, 2022 · 6:40 pm

(12.04.2022) Alle sind eingeladen

Westfalen Blatt, 12.04.2022

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(02.04.2022) Buchrezension „Moral und Ethik im Islam (Akhlaq)“ von Lavender

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Bücher / Kitaplar