(19.04.2019) „Niemand soll im Abseits stehen“

Westfalen Blatt, 19.04.2019

https://www.westfalen-blatt.de/OWL/Kreis-Guetersloh/Steinhagen/3745544-Neues-Foerderprojekt-in-Steinhagen-soll-mehr-Migranten-fuer-den-Handballsport-gewinnen-Niemand-soll-im-Abseits-stehen

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(19.04.2019) Fußball ist eben doch nicht alles

Haller Kreisblatt, 19.04.2019

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(27.03.2019) Almanya´da büyük Ramazan programı hazırlanıyor

Almanya´da büyük Ramazan programı hazırlanıyor

Almanya´nın Bielefeld şehrinde bulunan camilerin ve müslüman kuruluşların çatı derneği BİG´in önderliğinde dördüncü defa Ramazan Event programı gerçekleşecek.

 

DİTİB, Milli Görüş ve ATİB gibi derneklerin öncülüğünü yaptığı programa yine binlerce katılımcı bekleniyor. 17, 18 ve 19 Mayıs´da saat 18´den itibaren Verl şehrinde düzenlenecek olan programın içeriğiyle ilgili Hicret Camii Başkanı Yılmaz Karahan, Vatan Camii Başkanı Murat Kayıplar, Yunus Emre Camii Başkanı İhsan Gökçen, programın koordinatörü Süleyman Tire ve BİG başkanı Dr. Cemil Şahinöz dini hassasiyetlere dikkat ettiklerini belirttiler.

 

Verl Belediye Başkanı Michael Esken´in açılış konuşmasını yapacağı program dördüncü defa MoneyGram´in büyük katkılarıyla düzenleniyor: „MoneyGram şirketine verdikleri destekten dolayı çok teşekkür ediyoruz. Her sene programımıza büyük katkı sağlıyorlar.

 

Düzenleyeceğimiz program bir eğlence programı değildir. Programımızın içeriği Ramazan ayının manevi hassasiyetlerine göre hazırlandı. Yemeğinden içeceğine, sahnesine kadar örf ve adetlerimize uymayan şeylerin yer almamasına dikkat ettik. Programımızda Halit Ertuğrul, Geeflow ve Alişan Kapaklıkaya gibi sevilen isimler yer alacak. Bu manevi havayı yaşamaya ve özellikle toplu iftarımıza tüm vatandaşları davet ediyoruz.“

 

BİG´in bünyesinde DİTİB, ATİB, Milli Görüş, İslam Kültür Merkezleri, Üniversite ve gençlik dernekleri, Kadiri ve Nakşi Tekkeleri, ERNA Medresesi, Caferi, Bosnalı, Arap, Alman, Fas, Arnavut, Afrikalı dernekler ve farklı gruplar temsil ediliyor.

 

E-Haber Ajansi, 27.03.2019

http://www.e-haberajansi.com/almanyada-buyuk-ramazan-programi-hazirlaniyor_d506776.html

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(18.03.2019) Muslim Chaplaincy, Islamic Chaplaincy, Spiritual Care

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(15.03.2019) Organ Nakli, Kan bağışı, İlik bağışı ile hayat kurtarmak

Organ Nakli, Kan bağışı, İlik bağışı ile hayat kurtarmak

 

 

Dinimize göre hayat büyük bir nimettir. Dolayısıyla hayatı korumak, hatta hayat kurtarmak da, en büyük iyilikler arasında geçer. Kur´an-ı Kerim´de bu hakikat şu şekilde ifade edilir: „Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur“ (Kur´an, 5:32).

 

Hayatı önplanda tutan dinimiz, yasaklar söz konusu olduğunda da „önce hayat“ prensibini izler. Örneğin domuz eti kesin olarak yasaklanmasına rağmen, domuzun yasaklandığı aynı ayette „Ama biri zorda kalırsa, haksızlığa sapmadıkça, sınırı aşmadıkça kendisine günah yoktur“ (Kur´an, 2:173) diye geçer. Halbuki bir insanın çölde aç kalma ve önünden bir domuzun geçme ihtimali oldukça düşüktür, neredeyse sıfırdır. Dolayısıyla Kur´an´ın burada vermek istediği mesaj, zor durumlarda bazı kurallar geçerli değildir. Hastalıkta orucun geçerli olmadığı gibi, belli günlerde bayanların namaz kılma gereği olmadığı gibi veya alternatifi olmayan ilaçlarda alkol içeriğine bakılmadığı gibi. Fetâvayı Hindiyye de bu husus dile getirilir: „Sözüne inanılır bir doktor, hastanın ancak şarap içmekle tedavi olacağını, başka yolla tedavinin mümkün olmayacağını söylerse, gerçekten bu ihtimal de mevcutsa, âlimlerin ekserisi bu tedavinin yapılabileceğini bildirmişlerdir.“

 

Tüm bunları dikkate aldığımızda hayatın önemi ortaya çıkıyor. Hayat, korunması gereken bir nimettir. Ayetlerde bu hakikat „Kendi nefislerinizi öldürmeyin.“ (Kur´an, 4:29) ve „Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın“ (Kur´an, 2:195) diye ifade ediliyor.

 

İslam alimlerinin ekserisi bu bilinç ile, organ nakli, kan bağışı, ilik bağışı gibi konulara cevaz vermişler. Konuyla ilgili de 6 şart aranmıştır: 1. Zaruretin bulunması. 2. Vericinin izin ve rızâsının bulunması. 3. Organın alınmasının, vericinin hayatını ve sağlığını bozmayacak olması ve bu durumun tıbbî raporla belgelendirilmesi, 4. Konunun uzmanlarında operasyon ve tedavinin başarılı olacağına dair güçlü bir kanaat oluşmuş bulunması, 5. Yeterli tıbbî ve teknik şartların bulunması, 6. Organ vermenin ücret veya belli bir menfaat karşılığı olmaması.

 

Etrafımızda, sosyal çevremizde organ nakline, kan bağışına, ilik nakline ihtiyacı olan insanları maalesef fark edemiyoruz. „Ateş düştüğü yeri yakar“ misali, başımıza geldiği zaman bu gibi konuların ne kadar önem arz ettiğini fark ediyoruz. Bu gibi çalışmaları önceden yapabilsek, toplumda belli bir hassasiyet oluşturabilsek, belki yüzlerce insanın hayatı kurtarılmış olacak.

 

 

Dr. Cemil Şahinöz

Öztürk, Nisan 2019

 

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(04.03.2019) İlahiyat Fakülteleri ve Sosyal Yardım Kuruluşları

İlahiyat Fakülteleri ve Sosyal Yardım Kuruluşları

 

Almanya´da beş merkezde İslam İlahiyatı okuma imkanı var. Fakat son senelerde İslam İlahiyatı fakültelerinde öğrenci sayısı azalıyor. İlahiyat okuyan bir çok öğrenci İslam Din Dersi öğretmenliğine veya oradan da sosyal bilimlere geçiş yapıyor. Bu geçişlerin sebebi öğrencilerin gelecek ile ilgili tedirgin olmaları. Üniversitelileri tedirgin eden durum, hem İslam İlahiyatında hem de İslam Din Dersinde belirsizliklerin oluşu. Bir çok eyalette bu alanların geleceği netleşmedi.

 

İlahiyat öğrencileri haklı olarak üniversiteyi bitirince, diplomalarını elde edince nerede çalışacaklarını soruyorlar. Normalde hepsinin camide imam olabilecek kapasitede olması gerekirken, bir çok öğrenci şikayetci: „İlahiyat okuduk, ama hutbe bile veremiyoruz!“ sözlerini öğrencilerle konuştuğumuzda sıkça duyuyoruz. Pratik bilgi eksik olduğu icin haliyle hiç bir camide görev alamıyorlar.

 

Bu pratik bilgiyi öğrenebilecek seminerleri camilerin çatı dernekleri proje olarak ilahiyatı bitirenlere uygulamaya çalışıyorlar. Fakat bu pratik bilgi aslında üniversitede okurken paralel bir şekilde gerçekleşmeli. Örneğin bir camide, bir imamın yanında “çıraklık“ veya stajyerlik yaparak da olabilir.

 

Eğer camiler bu gençleri alsalar, başka bir sorun daha ortaya çıkıyor. Maaşlarını kim ödeyecek? Türkiye´de ki gibi alman devletinin bu maaşları ödemesi beklenilemez. Alman Anayasa´sına göre seküler bir devlette dini faaliyetleri dini cemaatler kendileri finanse eder. Örneğin kilise bu sebeple kendi dinine, daha doğrusu kurum olarak kendi kilisesine bağlı olanlardan, vergi alıyor.

 

Dini çalışmaların dışındaki profesyonelleşmiş meslekler için kilise kurum olarak farklı sosyal yardım dernekleri adı altında hizmet veriyor. Bu sosyal yardım dernekleri sosyal hizmet (Sozialarbeit) yaptıkları için, bu sefer devlet tarafından maddi olarak desteklenebiliyorlar. Çünkü bu çalışmalar, ağırlıklı olarak din hizmetleri olarak yapılmıyor.

 

Hatta Almanya´nın bir özelliği olarak, herhangi bir yerde sosyal çalışma yapılacaksa, önce bu kuruluşlara çalışmalar ve gereken maddi yardım veriliyor. Bu kurumların olmadığı veya yeterince bulunmadığı yerlerde ise devlet kendi imkan ve hizmetlerini kullanıyor.

 

Bu bağlamda baktığımızda camii dernekleri de sosyal alanlarda aktifler. Sosyal hizmetler cami derneklerinde gerçekleşiyor. Hatta camilerde bu işler tamamen gönüllü olarak yapılıyor. Kimse bu işten dolayı maaş almıyor. Halbuki aynı kiliselerin yaptığı gibi sosyal yardım kuruluşları şeklinde bu işleri profesyonelleştirmek mümkündür.

Örneğin camilerde yapılan sosyal yardımları, manevi rehberlikleri kurulan bir sosyal yardım derneği ile finanse etmek daha kolay olacaktır. Aynı şekilde bir sosyal yardım derneği altında anokul, huzur evi gibi kurumlar açmak da prosedür olarak daha kolay.

 

İlahiyat öğrencileri ise tabiki yine buradan da faydalanamayacaklar, çünkü dini hizmet sosyal hizmet olarak kabul edilmiyor. Almanya´da yetişen, ilahiyat okuyan ve daha sonra camilerde görev alacak olan ilahiyatçılar için belki de derneklerin kendi organize ettikleri bir vakıf düşünebilinir. Fakat bu da yüzlerce imamı göz önünde bulundurursak – ki Almanya´da örneğin Türkiye´den genel ve finanse edilen yaklaşık 1000 imam var – çok sınırlı veya uzun vadeli bir mesele olacaktır. Bu sebeple alternatif olarak derneklerin sosyal yardım kuruluşlarına yönlenmelerinde fayda olacaktır.

 

 

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk, Mart, 2019

Risale Haber, 07.03.2019

https://www.risalehaber.com/almanyada-ilahiyat-fakulteleri-ve-sosyal-yardim-kuruluslari-20884yy.htm

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(04.03.2019) Ramazan Event Mayis´da yapilacak

Öztürk, Mart 2019

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse