(02.11.2021) Kabiliyetler farklı – Fıtrata uygun hareket etmek

Kabiliyetler farklı – Fıtrata uygun hareket etmek



Cenab-ı Allah herkese farklı yetenekler ve kabiliyetler vermiş. O kabiliyetlere göre sosyal hayatımız şekillenir. Herkesin mutlaka bir kabiliyeti vardır. O kabiliyetimizi keşfetmemiz gerekiyor.

Kabiliyetlerin ve potansiyellerin gelişmesi ise ortama bağlıdır. Örneğin bir tohumun gelişmesi için su ve ısı gerekir. Tohumun kendisinde gelişmesi için gerekli olan kapasite olsa da, su ve ısı olmadan geleşimez.

Dolayısıyla kabiliyeti olan kişilere gereken ortam ve şartları da sunmak gerekir. Bu nedenle yeteneklerimizin ve kabiliyetlerimizin çocuk yaşlarında velilerimiz tarafından keşfedilmesi ve teşvik edilmesi en ideal şekildir.

Aynı şekilde bir insanın kendi kapasitesinin sınırlarını bilmesi de önemli. Neyi yapabileceğini, neyi yapamayacağını, neyi yaptığı zaman başarılı olacağını, neyi yapmaya çalıştığı zaman altında ezileceğini bilmesi gerekir. Bu ise, ancak kendini iyi tanımakla olur.

Peygamber Efendimiz “Her çocuk fıtrat üzerine doğar“ diye buyuruyor. Kur´an-ı Kerim´de “(Resûlüm!) Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur.“ (Kur´an, 30:30) ayetinde fıtratın varlığına vurgu yapılıyor.

İnsanın fıtratı değişmez. Fıtrat, mizaç ve huy dediklerimiz doğuştan Cenab-ı Allah tarafından her insana farklı verilmiştir. Dolayısıyla doğuştan olduğu için değişmesi de mümkün değildir. Bu hakikat atasözlerimize de yansımış: “Can çıkmayınca (çıkmadan) huy çıkmaz“ ve “Huylu huyundan vazgeçmez“. Bunu Peygamber Efendimiz de ifade eder: “Bir dağın yerinden ayrıldığını işitirseniz tasdik edin. Ama bir kişi huyunu değiştirmiştir derlerse tasdik etmeyin. Çünkü insanın yaratılışındaki huy devam eder.“ Örneğin çekingenlik fıtratınızda var ise ve bunu psikoterapilerle değiştirmeye çalışırsanız kimlik krizine girersiniz. Kişilik bozuklukları meydana gelebilir. Fakat çekingenlik fıtratınızdan değil de, bazı sebeplerden ve tecrübelerden dolayı sonradan kazanılmış ise değiştirmek mümkündür. Sonradan, eğitim ve tecrübe ile kazandıklarımıza karakter ve kişilik deriz. Bunlar değişebilir, bazıları çok kolay, bazıları çok zor. Peygamber Efendimiz de “Ahlakınızı güzelleştiriniz“ der.

Birçok fıtrata aykırı motivasyon ve nlp seminerlerinde bu hususlara dikkat edilmez. Her insan aynıymış gibi davranılır. Örneğin yukarıda bahsettiğimiz çekingenlik negatif olarak algılanır ve çok pahalı ve gereksiz seminerlerle yok etmeye çalışılır. “Haydi bağır, içindekini at. Haydi sen de yaparsın, bak, o da yapmış. Mutluluk başarılı olmakta. Başarılı olmak için içinden çıkman gerekiyor. Satıcıysan daha çok satman gerekiyor. Sat, sat, sat.” gibi düşünceler fıtratına uygun olmayan kişilere empoze etmeye çalışıldığında ters tepki yapar. Çünkü fıtrat, fıtri olmayan şeyi reddeder, atar. Kişi olmadığı bir kişi olmaya başlarsa, kimlik sorunları meydana gelir. Halbuki başarılı olmak kişiliğini değiştirmek, başkalarıyla kıyas veya başkalarının koyduğu hedeflere ulaşmakla olmaz. İnsan, kendi koyduğu hedeflerine, kendisi olarak ulaştığı zaman başarılı ve mutlu olur. Bunun için ise fıtratını değiştirmesine gerek yok.

İnsanların fıtratları farklı olduğu için, yaklaşımlarımız da farklı olmalı. Her insana aynı şekilde davranamayacağımızı, her insana aynı şakaları yapamayacağımızı günlük hayatımızda ve sosyal ilişkilerimizde zaten fark ederiz. Aynı şekilde psikoterapilerde de herkese aynı şekilde uygulanan bir terapi yoktur. Aynı rahatsızlığı hisseden farklı kişilere fıtratlarına uygun farklı terapiler uygulanır.

Bu hakikatten dolayı kişisel gelişim kitaplarının çoğunun okuyuculara bir faydası olmuyor. Genelde bir kişisel gelişim kitabı okuyan birisi, bir kaç ay sonra başka bir kişisel gelişim kitabı daha okuma ihtiyacı duyuyor. Çünkü bu tarz kitaplarda tavsiye edilenler genelde çok şahsi ve özel şeyler. Yani kitabı yazan kişi kendi hayatında yaşadığı, tutunduğu, başarı metodunu tarif ediyor. Fakat bu metot, başkasının fıtratına uymuyorsa netice vermez, çünkü bu metotlar bir geneli ifade etmiyor.

Bu hususu insanlara görev, vazife veya sorumluluk verirken de dikkat etmek gerekir. Kur´an´da da buna bir atıf var: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür.“ (Kur´an, 17:84). Ata et, arslana ot verilmez; arslana et, ata ot verilir.

Peygamber Efendimiz de insanların fıtratına ve ihtiyaçlarına göre cevap verirmiş. Kendisine sorulan aynı sorulara farklı cevaplar vermiştir. Muhatabın şartlarına, fıtratına, durumuna göre cevap verirmiş. Ayrıca kimseye yapamayacağı bir işi vermemiştir. Hz. Enes, “On yıl boyunca bir kere zorlanacağım bir iş vermedi.“ diye anlatıyor Peygamberimizi. Peygamberimiz de bu konuya dikkat çekiyor: “Çocuklarınızdan, yapabilecekleri bir işi bekleyin, güç yetiremeyecekleri şeyi onlardan istemeyin, onları günah işlemeye mecbur etmeyin.”

Bir insanın fıtratı değişemeyeceğine göre, değiştirilmesi istenilen davranış şeklini farklı bir biçimde kullanmak lazım. Örneğin bir insan inatcıysa, inadı günah işlememekte kullanabilir. Bir insan celalliyse, Hz. Ömer müslüman olduktan sonra celalilini sadece zalimlere karşı kullandığı gibi kullanabilir. Yani davranışımızın yönüne değiştirebiliriz.

İnsan´ın kemale erme yolculuğunda küçük adımlar önemli. Yoksa bir insan kendisinde birden bire büyük değişiklikler yapmaya çalışırsa, bu ters teper ve kalıcı olmaz. Bu davranışlarımız için de geçerli. Davranışlarımızı da yavaş yavaş degiştirmeye çalışmamız gerekiyor.

Peygamberimizin dile getirdiği başka bir hakikati de unutmamak gerekir: “Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar.“ Burada en az iki hakikat gizli. Birincisi, ergenlik çağına ermemiş tüm çocuklar müslümandır. İsimleri ne olursa olsun, din kardeşlerimizdir. İkincisi, herkesin fitratında İslam´ın verdiği ahlak anlayışı ve hatta iman esasları (örneğin Allah ve ahiret inancı) mevcut. İlerleyen yaşlarda anne-babanın eğitimi sonucunda bu anlayışlar degişse de, temelde vardır. Dolayısıyla her insana bu bakış açısıyla yaklaşmak gerekir.

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk Gazetesi, 02.11.2021

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Uncategorized

(01.11.2021) Vortrag: Rassismus und Nationalismus

Hinterlasse einen Kommentar

November 1, 2021 · 11:37 pm

(31.10.2021) Projektvideo „Migrantenkoffer“

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(20.10.2021) Meine bunte Fantasiewelt

Meine bunte Fantasiewelt

Die 7-jährige Künstlerin Semira Sahinöz zeigt in ihrem Kunstbuch ihre bunte Fantasiewelt.

Zum Bestellen:

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Bücher / Kitaplar

(14.10.2021) Göçün 60. Yılı

çün 60. Yılı

Yıl 1961. Türkiye´nin her hangi bir şehrinde veya bir köyünde yaşıyorsunuz. Aileniz ile bir akşam toplanmış, hayatınızın belki en önemli kararını vereceksiniz. „Gideyim mi? Gitmeyeyim mi? Kalayım mı? Kalmayayım mı?“ gibi sorular kafanızda haftalardır, belki aylardır dönüyor.

Kalsanız, iş güç yok. Eve ekmek getiremiyorsunuz. Gitseniz, eşinizi, çocuklarınızı, tüm sevdiklerinizi geride bırakacaksınız. Belki iki sene sonra, belki daha uzun bir zamandan sonra geri döneceksiniz. Halbuki daha yeni okula başlamış olan çocuğunuzun size ihtiyacı var. Belki bir kaç ay sonra doğacak olan çocuğunuzu aylar, seneler sonra ilk defa göreceksiniz. Ya da henüz yeni doğmuş olan çocuğunuz iki sene baba hasreti çekecek. Eğer yeni evlendiyseniz, gurbete giderek, sevdiğinize daha yeni kavuşmuşken tekrar ayrı kalmanız gerekecek. Zor bir karar.

Almanya ve Türkiye 1961´de işci anlaşması imzalıyor. Bu anlaşma sayesinde onbinlerce insan Türkiye´den Almanya´ya geliyor. Sirkeci tren garında hergün yüzlerce insan toplanıyor. Ailenizi, sevdiklerinizi geride bırakıp, elinizde bir bavul ile “gurbet“ kelimesini yaşamaya gidiyorsunuz. Artık “gurbetçi“ olacaksınız.

“Gurbetçilerimiz“ bu şekilde 1961´den itibaren Sirkeci tren garından Münih´in meşhur 11. Peronuna yolculuk ediyorlar. Kimisi iki sene sonra dönmeyi, kimisi traktör parası kazanıp geri dönmeyi planlıyor. Fakat bugün biliyoruz ki, geri dönüşü sadece çok az sayıda insan gerçekleştirdi. Çoğunluk ise “misafir“ olarak gittiği yerde, kalıcı olarak yaşamaya başladı.

Misafir ile yabancının farkı

Sosyolog Georg Simmel “Misafir“ ve “Yabancının“ farkını anlatırken: „Misafir bugün gelir, yarın gider. Yabancı bugün gelir, yarın kalır” der. Çünkü misafirin özelliği gittiği yerde kısa durmaktır. Gelir ve yine gider. Yabancı ise, gidemez, kalıcıdır ve kalır. 60 sene önce Türkiye´den ilk işciler Almanya´ya geldiklerinde “misafir” olarak geldiklerini zannediyorlardı. Yani bir kaç sene Almanya´da çalışıp, traktör parası kazanıp, Mercedes markalı araba, alman çikolatalarıyla dolu olan bir torba ve bir radyo ve televizyon alıp, vatanlarına geri döneceklerini hayal ediyorlardı. Ama dönemediler. Almanya´nın cazibesi “misafirleri” yabancı, yani gurbetçi yaptı.

Halen “bir gün döneceğim” hayaliyle yaşayanlar olsa da, yaklaşık 60 senedir Almanya´da, alman toplumunda insanlarımız varlıklarını sürdürüyorlar. İnişleriyle, çıkışlarıyla, iyi ve kötü anlarıyla geçen koca bir 60 sene. Kimisi vefat edince memleketine tabut içinde geri dönüyor. Kimisi yaşadığı ülkenin müslüman mezarlığına gömülüyor.

Alamancı mı Yabancı mı?

90´li senelerin öğrencileri hatırlar. Alman okulunda yabancıydınız, Türkiye´de ise alamancı. Ne oraya, ne buraya aittiniz. Ne onlar sizi anlıyordu, ne bunlar. İki dil, iki kültür arasında sıkışıp kalmış bir nesil yetişiyordu.

60 senelik bu gurbetçi tarihinde, vatandaşlarımız çeşitli sorun ve sıkıntılar yaşadılar. Kendi başlarına kalan gurbetçilerimiz, kendi sosyolojilerini, kendi anlayış ve değerlerini ürettiler. Asimile olmamak için çaba verdiler. Din, örf, dil ve adetlerini muhafaza edebilmek için gayret gösterdiler. Aynı zamanda yaşadıkları ülkeye ayak uydurabilmek için, uyum sağlamaya ve entegre olmaya çalıştılar.

Öztürk Gazetemiz bu koca 60 seneyi arşivleriyle, resimleriyle, hikayeleriyle sayfalara taşıyor. Gazetenin arşivinde öyle anılar var ki, hepsi kayda değer. Hiç biri unutulmayı hak etmiyor. Unutmamak, unutulmamak için, o önden gidenlerimizi saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk, Ekim 2021

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(07.10.2021) Mehmet Firinci Abi Anma Programi 2021

Hinterlasse einen Kommentar

Oktober 7, 2021 · 10:07 pm

(04.10.2021) Iman, Küfür, Inkar ve Mühürlenmis Kalp kavramlari

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(29.09.2021) Positives Denken. Vortrag

Hinterlasse einen Kommentar

September 29, 2021 · 11:00 am

(16.09.2021) In Pandemie Brücken zu Migranten bauen

Die Glocke, 16.09.2021

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(14.09.2021) Brücken zu Migranten bauen (KI Brückenbauer)

Brücken zu Migranten bauen

Rheda-Wiedenbrück. Die Türen der Moschee stehen offen, draußen steht ein Tisch vor der Tür, eine junge Kreismitarbeiterin macht die 3G-Kontrolle. Der große Gebetsraum ist mit vielen einzelnen Teppichen zu einer großen Fläche ausgelegt. Auf dem Boden sitzen rund 30 Menschen im Schneidersitz, die gespannt nach vorne zum Rednerpult blicken. „Es freut mich, dass wir uns neun Monate nach Projektstart persönlich begegnen können“, so Dr. Norbert Kreutzmann, Leiter des Bildungsbüros des Kreises, bei der Begrüßung aller Gäste. Das Kommunale Integrationszentrum (KI) und die Abteilung Gesundheit haben das Projekt ‚Brückenbauer‘ Ende 2020 ins Leben gerufen. Dabei sollen Menschen mit Zuwanderungsgeschichte mit Blick auf die Corona-Pandemie gezielter aufgeklärt und unterstützt werden. Vergangene Woche konnte die erste Präsenzveranstaltung stattfinden. 

(v.l.) Cemil Sahinöz (Integrationsagentur DRK und Brückenbauer), Laura Fortkord (Abteilung Gesundheit des Kreises), Dr. Norbert Kreutzmann (Leiter Bildungsbüro), Dr. Michael Hanraths (ärztlicher Leiter Impfzentrum), Seyfullah Korkmaz (Imam), Arif Sönmez (Brückenbauer und im Vorstand des Türkisch-Islamischen Kulturvereins Rheda-Wiedenbrück) und Zübeyde Davulcu (stellvertretende Vereinsvorsitzende des Türkischen-Islamischen Kulturvereins) bei der ersten Präsenzveranstaltung des Projektes ‚Brückenbauer‘.

Kommunales Integrationszentrum, 14.09.2021

https://www.kreis-guetersloh.de/aktuelles/presse-und-oeffentlichkeitsarbeit/pressemitteilungen/14-09-2021-pandemie-projekt-brueckenbauer/

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(01.09.2021) Projekt Migrantenkoffer

Öztürk Gazetesi, Eylül 2021

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(06.09.2021) Vortag: Der Held der Geduld: Prophet Hiob

Hinterlasse einen Kommentar

September 6, 2021 · 10:47 am

(05.09.2021) Öztürk Gazetesi “Almanya’ya Göçün 60. Yılı” farkındalık sayfası oluşturdu

Öztürk Gazetesi “Almanya’ya Göçün 60. Yılı” farkındalık sayfası oluşturdu

Gazetenin Eylül sayısında yer alan ilanlarda; “Muharrem Çetinkaya, Bülent Yılmaz, Şahinöz Ailesi, Selma Başkan ve Esat Ayazoğlu” baba ve annelerini hasret satırlarıyla andılar.

Öztürk Gazetesi, Eylül sayısında Türkiye’den Almanya’ya gelişimizin 60. yılına dikkat çekmek için “Almanya’ya Göçün 60. Yılı” farkındalık sayfası hazırladı. Gazetenin 363.sayısının 10. sayfasında yer alan ilanlarda; “Muharrem Çetinkaya, Bülent Yılmaz, Şahinöz Ailesi, Selma Başkan ve Esat Ayazoğlu” baba ve annelerini hasret satırlarıyla andılar. Yine 10. sayfada Bielefeld’de esnaflık geçmişi bulunan; “Ünal Erdoğan, Nuri Doğrul, Hüseyin Gürkan, Süleyman Erze, Fevzi Aka, Tolga Güven, Mehmet Solak, Sedat Köklüce, Atıf Saylam ve Arif Kayadelen” gibi şahsiyetler, Öztürk Gazetesi imzalı reklam ile minnet duygularıyla hatırlandı.

[…]

Öztürk, Eylül 2021
https://www.ozturk.de/oeztuerk-gazetesi-almanyaya-goecuen-60-yili-farkindalik-sayfasi-olusturdu/

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(27.07.2021) Der Wert des Glaubens. Vortrag Tugend.Club

Hinterlasse einen Kommentar

Juli 27, 2021 · 12:35 pm

(22.07.2021) Bereket Sistemi

Bereket Sistemi

Herşeyi matematik ile hesaplamak mümkün değildir. Matematik mantığına göre iki kere iki her zaman dörttür. Fakat hayat bu mantık ile işlemiyor. Hayatta, iki kere iki bazen dört eder, bazen altı, bazen de eksi beş.

Bu hesap sadaka ve zekat için de gecerlidir. Normalde sadaka veya zekat verince, matematiksel olarak bir şey eksilmesi gerekir. Örneğin 100€´nuz var ise, 10€ sadaka verdiğinizde, geriye 90€ kalması gerekiyor. Fakat görüyoruz ki, sadaka veya zekat verildiğinde 100€ eksilmiyor, çoğalıyor. Cenab-ı Allah vesileleri yaratıyor, bereket nasip ediyor ve hiç beklemediğiniz bir şekilde sizden eksiltmiyor, çoğaltıyor.

Zaten „zekat“ lugat manasıyla hem „temizlemek“ demek, hem de „çoğalmak“ manasına geliyor. Yani zekat vererek, hem malınızı, başkalarının hakkı olandan arındırarak, temizliyorsunuz, hem de birşekilde çoğaltıyorsunuz.

Kapitalist sistem, mal ve mülkün faizle çoğalacağını vaad ederek. paylaştıkça bunların azalacağını söyler.

Halbuki kainatta bir bereket sistemi görüyoruz. Bu sisteme göre paylaştıkça çoğaltan, matematiğin aksine eksildikçe çoğaltan bir mekanizmanın işlediğini görmek mümkün.

Buna örnek olarak Hz. Ebu Bekir´i verebiliriz. Hayatında defalarca iflas eden, her iflastan sonra da zenginlik yaşayan Hz. Ebu Bekir, verdikçe vermiş, verdikçe çoğaltmış, çoğaldıkça da yine vermiş. Hz. Ömer dahi „hayırda yarış edin“ kaidesince kendisiyle yarışa girmiş ama Hz. Ebu Bekir´i geçememiş.

Bu hakikati müslüman olmayan uzmanlar dahi kabul ediyorlar. Örneğin ekonomi uzmanı olan Bodo Schäfer, zengin olmak için bağış yapılması gerektiğini söylüyor. Hatta maaşın %10´u bağış yapıldığında, malın çoğalacağını iddia ediyor – ki Cenab-ı Allah´ın sistemi adaleti gereği her insan için geçerli.

Dolayısıyla müslümanlar olarak asosyal paylaşım sitelerinde yediğimiz yemeklerin resimlerini paylaşmak yerine, Medine´deki ensarlar gibi hakikaten yemeğimizi, malımızı, varlığımızı paylaşmamız gerekir ki, kainattaki işleyen o bereket sisteminden faydalanabilelim ve hem dünyada hem ahirette huzur içinde yaşayabilelim.

Dr. Cemil Şahinöz

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Çocuklarda Dijital Bağımlılık (TRT Türk, 18.07.2021)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(15.07.2021) Cemaat´ten Örgüt´e. FETÖ´nün sosyolojik analizi


Düşünün, dini bir cemaat dini kavramlarla ortaya çıkıyor. Onyıllarca dini hizmet yapıyormuş gibi hareket ediyor, millet kendilerine güveniyor ve destekliyor. Varını, yoğunu bu hizmete vakfediyor. Fakat işin aslında, bu cemaat devleti içinden oyuyor, dışgüçlerle işbirliği yapıyor, devletin tüm kilit noktalarına gelmeye çalışıyor, şantaj ile rakiplerini ortadan kaldırıyor. Yani dini hizmet yerine tamamen dünyevi ve mafyavari işlerle uğraşıyor.
 
Masal veya aksiyon filmi gibi gelen bu yazdıklarımız gerçeğin ta kendisi. Gülen Hareketi olarak bilinin FETÖ tam anmalıyla bu şekilde hareket etti ve insanların güvenini istismar etti. Sosyolojik olarak toplumun dini kavramlara yönelik inancını sarstı.
 
Elinizdeki araştırma bu yapılanmayı sosyolojik olarak ele alıyor. Dini bir cemaatin nasıl bir örgüte dönüştüğünü gösteriyor. Hareketin yapılanması, organizasyon şekli, tarihi, hedefleri, metotları ve yurtdışındaki yapılanması analiz ediliyor. Özellikle Gülen´in doğumundan 80´li yıllara kadar fazla bilinmeyen hayatı inceleniyor ve kendisiyle o zamanları yol arkadaşlığı yapan şahıslarla kitap için görüşülüyor.

Amazon: https://amzn.to/2UdaIcG

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Bücher / Kitaplar

(23.06.2021) Süt mucizesi

Süt mucizesi

Bediüzzaman Said Nursi, yazdığı Risale-i Nur Külliyatında sıkça anne sütünden bahseder. Anne sütünün bir çok şeye delil olduğundan bahseder Bediüzzaman. örneğin, zayıfların rızıklarının hakiki Rezzak olan Allah tarafından en mükemmel bir şekilde hazırlandığını ve aynı zamanda anne sütünün tam zamanında gerektiği kadar ve şekliyle hazır olmasının bir Yaratıcıyı işaret ettiğini söyler.

Risale-i Nur´da anne sütüyle ilgili geçen bazı yerler:

„Her bahara, bir vagon gibi, hazine-i gaybdan yüz bin nevi et’ime ve levazımat, kemâl-i intizamla yüklenip zîhayata gönderiliyor. Ve bilhassa o erzak paketleri içinde yavrulara gönderilen süt konserveleri ve validelerinin şefkatli sinelerinde asılan şekerli süt tulumbacıklarını göndermek, o kadar şefkat ve merhamet ve hikmet içinde görünüyor ki, bilbedahe bir Rahmân-ı Rahîmin gayet müşfikane ve mürebbiyâne bir cilve-i rahmeti ve ihsanı olduğunu ispat eder.“ (7. Şua)

„Rezzak-ı Hakikî çocukların rızkını sütle verdiği gibi, onların da rızkını o Hâlık-ı Rahîm veriyor.“ (Emirdağ Lahikası)

„Evet, kâinatın şehadetiyle, nihayet derecede Rahmân, Rahîm ve Lâtif ve Kerîm olan Hâlık-ı Zülcelâli ve’l-İkram, çocukları dünyaya gönderdiği vakit, arkalarından rızıklarını gayet lâtif bir surette gönderip ve memeler musluğundan ağızlarına akıttığı gibi…“ (21. Mektup)

„Evet, bilmüşahede görünüyor ki, rızık, iktidar ve ihtiyar ile mâkûsen mütenasiptir. Meselâ, daha dünyaya gelmeden evvel bir yavru, rahm-ı mâderde ihtiyar ve iktidardan bütün bütün mahrum olduğu bir zamanda, ağzını kımıldatacak kadar muhtaç olmayacak bir surette rızkı veriliyor. Sonra, dünyaya geldiği vakit, iktidar ve ihtiyar yok, fakat bir derece istidadı ve bilkuvve bir hissi olduğundan, yalnız ağzını yapıştırmak kadar bir harekete ihtiyaç ile en mükemmel ve en mugaddî ve hazmı en kolay ve en lâtif bir surette ve en acip bir fıtratta, memeler musluğundan ağzına veriliyor. Sonra, iktidar ve ihtiyara bir derece alâka peydâ ettikçe, o kolay ve güzel rızık, bir derece çocuğa karşı nazlanmaya başlar. O memeler çeşmeleri kesilir, başka yerlerden rızkı gönderilir.“ (12. Lem’a)

„Ve sair hayvanatın ve insanın yavrularına memeler musluğundan Ab-ı Kevser gibi hoş, mugaddi, safi, halis, beyaz sütleri kırmızı kan ve mülevves fışkı içinden bulaşmadan, bulandırmadan imdatlarına gönderir, validelerinin şefkatlerini yardımcı verir.“ (19. Şua)

Modern ilim de bu hakikatları tasdikliyor:

„Anne sütü bebeğin geçirdiği evrelere göre değişmekte ve bebeğin hangi döneminde hangi besine ihtiyacı varsa sütün içeriği de bu döneme göre farklılık göstermektedir. Bebeğin ilk doğduğu günlerde süt kolostrumdur, yani protein ve antikor açısından zengindir. Bu süt, bebeğin bağışıklığını kuvvetlendirir ve bebeğin sindirim sisteminin gelişimine yardımcı olur. İlk 3-4 günden sonra süt daha ince, sulu ve tatlı bir forma dönüşür. Bu bebeğin susuzluğu içindir. Şeker, protein ve mineraller de bebeğin ihtiyacına göredir. Bu süt yağ açısından düşük ve karbonhidrat açısından zengindir. İdeal sıcaklığı ile her an hazır olan anne sütü, içinde bulunan şeker ve yağ ile beyin gelişiminde de önemli bir rol oynar. Bunun yanı sıra içeriğindeki kalsiyum gibi elementler, bebeğin kemik gelişiminde büyük bir pay sahibidir. Zamanla süt daha yoğun ve kremsi bir hal alır. Bu, bebeğin açlığını gidermek içindir. Aynı zamanda IgA seviyesi 10. günden en az 7.5 aya kadar yüksektir. Bu sütün içerdiği antikorlar da bireysel yani her bebeğin ihtiyacına göre farklıdır. […] Erken doğum yapan annelerin sütünde ise mucizevi bir şekilde, bebeğin ihtiyacına yönelik olarak daha fazla yağ, protein, sodyum, klorür ve demir bulunur. […] Bebeğin anne sütüyle beslenmesi, fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladığı gibi psikolojik ihtiyaçlarını da karşılar. Bebek anne karnında iken annenin kalp seslerini duyarak gelişir. Emme esnasında annesinin göğsüne yaslandığında aynı kalp seslerini duyar. Bu durum bebeğin kendisini daha mutlu ve huzurlu hissetmesini sağlar. Doğduğu andan itibaren bu şekilde kendini daha güvende hisseden bebek, psikolojik yönden de sağlıklı yetişir.“ (Vedat Mehmet Yildirim, Bebeğin ihtiyaçlarına göre yaratılan mucizevi besin: Anne sütü, 2015).

Yani özetle anne vücuduna tam zamanında, gerektiği kadar ve gerektiği şekliyle süt geliyor. Gelen süt herkese aynı değil, çocuğun yapısına göre uygun birşekilde geliyor. Ve çocuk geliştikçe, süt de değişiyor ve o değişime göre şekilleniyor. Neye ihtiyaç varsa ona göre süt geliyor.

Bu harika işlem ise sütün bir mucize olduğunu ve bu mucizenin arkasında hikmetli bir Yaratıcının olduğunu gösteriyor. Öyle olmasaydı anne vücudu veya göğüsü ne zaman, ne kadar ve hangi şekliyle süt üretileceğini nereden bilsin? Anne ve baba bile çocuğun yapısını ve sürekli değişen ihtiyaçlarını bilemez iken, akılsız, şuursuz vücud nasıl olur da çocuğun yapısını bilecek, ihtiyacını görecek ve ona göre süt üretecek? Bunun olması münkün değildir. Tesadüfen böyle birşeyin oluşmasının imkanı dahi yok.

Dolayısıyla, Allah´ın varlığını ispat etmek için koca koca teorilere, sözde empirik araştırmalara bile gerek yok. Allah´ın varlığını ispat etmek için anne sütü yeterlidir. Afiyet olsun.

Dr. Cemil Şahinöz

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(21.06.2021) Vortrag „Die Bedeutung des Propheten“

Hinterlasse einen Kommentar

Juni 21, 2021 · 7:44 am

(16.07.2021) Alle Bücher von Cemil Sahinöz

Jetzt bestellen:

https://www.amazon.de/s?k=cemil+sahin%C3%B6z&__mk_de_DE=%C3%85M%C3%85%C5%BD%C3%95%C3%91&ref=nb_sb_noss

oder

https://www.lesen24.com/autor/cemil-sahinoez/?p=1

oder

https://www.thalia.de/shop/home/mehr-von-suche/ANY/sp/cemil_sahinoz.html?mehrVon=Cemil%20Sahin%C3%B6z

Bücher:

  • Sahinöz Cemil: Wer Bist Du? Die Reise des Menschen. 1. Auflage. Videel: Niebüll, 2005; 2.-11. Auflage. Nesil: Istanbul, 2005; 12. Auflage. Astec: Bochum, 2018
  • Sahinöz Cemil: Das Gebetsbuch. Handbuch zum Islamischen Gebet. Theorie und Praxis. 1.-10. Auflage. Nesil: Istanbul, 2008; 11. Auflage. Yediveren: Istanbul, 2018
  • Sahinöz Cemil: Die Nurculuk Bewegung. Entstehung, Organisation und Vernetzung. 1.-2. Auflage. Nesil: Istanbul, 2009; 4. Auflage. BOD: Norderstedt, 2019
  • Sahinöz Cemil: Patient oder Kunde? Eine empirische Studie über Konzepte, Strukturen und Kundenorientierung in Krankenhäusern. Achalm Wissenschaftsverlag: Reutlingen, 2010; 2. Auflage. BOD: Norderstedt, 2020
  • Sahinöz Cemil: Leben und Arbeiten mit türkischen, arabischen und muslimischen Familien: Ein einfühlsamer Ratgeber. 1.-2. Auflage. Achalm Wissenschaftsverlag: Reutlingen, 2010; 3. Auflage: BOD: Norderstedt, 2020
  • Sahinöz Cemil: Chancen(un)gleichheit in der Schule. 1.-2. Auflage. BOD: Norderstedt, 2011
  • Sahinöz Cemil: Der deutsche Islam. 1.-3. Auflage. BOD: Norderstedt, 2011
  • Sahinöz Cemil: My Halal Check – Einkaufshelfer für Muslime. Edition Bukhara: Mössingen, 2012
  • Sahinöz Cemil: Avrupa´da Islam. Gurbette müslümanlar ve türkler. Cizgi Kitabevi: Konya, 2013 (türkisch)
  • Sahinöz Cemil: Muhammed in der Thora und der Bibel. BOD: Norderstedt, 2014; 2. Auflage. Astec: Bochum, 2019
  • Sahinöz Cemil: Glücksspielsucht unter türkischen Migranten in Deutschland. BOD: Norderstedt, 2015
  • Sahinöz Cemil: Islamisches Wörterbuch. Astec: Bochum, 2015
  • Sahinöz Cemil: Salafismus. Extremismus und Fanatismus verstehen und handeln. BOD: Norderstedt, 2016
  • Sahinöz Cemil: Pozitif ol. Pozitif bak. Psikolojik Terapide Risale-i Nur. Zafer Yayınları: Istanbul, 2016 (türkisch)
  • Sahinöz Cemil: Die Gülen Bewegung – Religionsgemeinschaft oder Geheimbund? BOD: Norderstedt, 2016
  • Sahinöz Cemil: Seelsorge im Islam: Theorie und Praxis in Deutschland. Springer VS: Wiesbaden, 2018
  • Sahinöz Cemil, Altiner Avni (Hrsg.): Islamische Seelsorge bei Said Nursi. BOD: Norderstedt, 2018
  • Sahinöz Cemil: Nurculuk Hareketi: Sosyolojik Bir Arastirma. 1.-2. Auflage. BOD: Norderstedt, 2018 (türkisch)
  • Sahinöz Cemil: Systeme der Gesellschaft. BOD: Norderstedt, 2018
  • Sahinöz Cemil: Ahlaq – Moral und Ethik im Islam. Astec: Bochum, 2019
  • Sahinöz Cemil: Positives Handeln bei Said Nursi. BOD: Norderstedt, 2020
  • Sahinöz Cemil: Kalbinizle yaptığınız her şey…… size geri dönecektir. Kitap Arası: Istanbul, 2020 (türkisch)
  • Sahinöz Cemil: Einführung in die islamische Soziale Arbeit und Religionssoziologie. BOD: Norderstedt, 2020
  • Sahinöz Cemil: Cemaat´ten Örgüt´e. FETÖ´nün sosyolojik analizi. BOD: Norderstedt, 2021

   Übersetzungen vom Türkischen ins Deutsche:

  • Sirim V.: Erzählungen von Said Nursi. Band 1 – 10. Nesil: Istanbul, 2006
  • Paksu M.: Said Nursi – Die Biographie eines modernen Helden. Nesil: Istanbul, 2008

     Editor, Lektorat :

  • Mehrere Bücher von Said Nursi für den Sözler-Verlag
  • Bozdag M.: Die Intelligenz der Seele. Nesil: Istanbul, 2008
  • Tesbihat. Gotteslobpreisung. Nesil : Istanbul, 2011
  • Aydiner F.: Thomas. Auf der Suche nach seinem Schöpfer. Nesil: Istanbul, 2012
  • Tire-Çetin Ü.: Islam kinderleicht erklärt. BOD: Norderstedt, 2016
  • Şahinöz E.: Nicos Notizbuch. BOD: Norderstedt, 2021

Publikationen in Sammelbänden, Zeitschriften:

  • Sahinöz Cemil: Trinitätslehre im Verständnis des Islam. In: Tatari M., Stosch K. V. (Hrsg.): Trinität – Anstoß für das islamisch-christliche Gespräch. Ferdinand Schöningh: Paderborn, 2013, S. 231-235
  • Sahinöz Cemil: Interkulturelle soziale Arbeit: Möglichkeiten und Grenzen der Kooperation der konfessionellen Wohlfahrtsorganisationen – eine muslimische Perspektive. In: Kiefer M., Ceylan R. (Hrsg.): Ökonomisierung und Säkularisierung – Konfessionelle Wohlfahrtspflege in Deutschland mit besonderer Berücksichtigung muslimischer Partner. VS Verlag: Wiesbaden, 2016, S. 451-459
  • Sahinöz Cemil: Religionspädagogik bei Said Nursi. In: Riexinger M., Ucar B. (Hrsg.): Ein traditioneller Gelehrter stellt sich der Moderne. Said Nursi 1876–1960. V&R unipress: Göttingen, 2017, S. 195-209
  • Sahinöz Cemil: Islamische Seelsorgeangebote in Deutschland und anderen Ländern – eine Übersicht. In: EPD Dokumentation (Hrsg.): Musliminnen und Muslime in der Seelsorge. EPD: Frankfurt, 2020, S. 6-11
  • Sahinöz Cemil: Glück – Unglück im Kontext islamischer Seelsorge. In: Badawia T., Erdem G., Abdallah M. (Hrsg.): Grundlagen muslimischer Seelsorge. Die muslimische Seele begreifen und versorgen. Springer VS: Wiesbaden, 2020, S. 303-313
  • Sahinöz Cemil: Militärgeistlicher – Islamisch. In: Hallermann H., Meckel T., Droege M., De Wall H. (Hrsg.) Lexikon für Kirchen- und Religionsrecht. Band 3. Ferdinand Schöningh: Paderborn, 2020, S. 236-237
  • Sahinöz Cemil: Militärseelsorge – Islamisch. In: Hallermann H., Meckel T., Droege M., De Wall H. (Hrsg.) Lexikon für Kirchen- und Religionsrecht. Band 3. Ferdinand Schöningh: Paderborn, 2020, S. 254-255
  • Gülerce H., Sahinöz C.: Göçmenlerin Din ve Vicdan Özgürlüğü: Avrupa Örneği. In: İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 2020, Cilt 9, Sayi 5, S. 3520-3541 (türkisch)
  • Sahinöz Cemil: Koran. In: Frick E., Hilpert K. (Hrsg.): Spiritual Care von A bis Z. De Gruyter: Berlin, 2021, S. 189-191
  • Sahinöz Cemil: Muslimische Seelsorge. In: Frick E., Hilpert K. (Hrsg.): Spiritual Care von A bis Z. De Gruyter: Berlin, 2021, S. 299-301

Redaktionell mitgewirkt:

  • Gutachter in der renommierten Zeitschrift “Spiritual Care“ der Universität Zürich
  • DHS (Deutsche Hauptstelle für Suchtfragen e.V.): Wenn Glücksspielen zum Problem wird! Sportwetten, Spielautomaten, Roulette, Online-Glücksspiele. DHS: Hamm, 2018
  • DHS (Deutsche Hauptstelle für Suchtfragen e.V.): Glücksspielen. Suchtrisiko bei jungen Migranten. DHS: Hamm, 2018

Hinterlasse einen Kommentar

Juni 16, 2021 · 1:34 pm