Schlagwort-Archive: grundschule

(11.12.2009) Çocuğumu hangi okula göndereyim?

Çocuğumu hangi okula göndereyim?

Okul döneminin ilk yarısı sona eriyor. Ve Almanya´da yaşayan velilerin her sene tekrarlanan telaşı yine başladı. Daha doğrusu 4. sınıfı veya 10.sınıfı bitirecek öğrencilerin velileri yeni bir soru ile karşı karşıya, “Çocuğumu hangi okula göndereyim?“. Aslında bu soru her yıl eğitim döneminin sonunda tekrar sorulur. Soru değişmez, ancak veli ve öğrenci değişir. Bu önemli ve çocuğun geleceğini etkileyecek soruyu istatistiksel veriler ile analiz etmeye çalışalım.

Öncelikle 4. sınıftan sonra seçilen okul hangisi olur ise olsun, ileride çocuğun ilmi seviyesini belirleyecek. PİSA araştırmasının sonuçlarına göre Gymnasium´a giden öğrenciler en yüksek okuma seviyesine ulaşıyor. Bunun yanında Hauptschule´de öğretilen okuma ve ingilizce dili çok düşük bir seviyede.

Tabiki her veli çocuğunu en iyi okula göndermek ister. Kimse çocuğunun kötülüğünü istemez. Yinede realist olmak lazım. İdealist olup, realist düşündüğümüzde çocuğumuzun kabiliyetine göre en iyi okulu seçebiliriz. Yoksa utopik düşünceler ile kimse alim veya deha olamaz.

Okul seçimini yapmadan önce sizin için önemli olanları belirleyin. Önceliklerinizi belirleyin ve ona göre bir okul seçin. Çünkü bu çocuğunuz için son derece önemli bir seçim olacaktır. Çocuğunuzun ilgi alanlarını tesbit etmeye çalışın. Eğer 4. sınıftan sonra bir okul seçiyorsanız bu seçeneği çocuğunuza bırakmayın. Çocuklar böyle bir kararı verebilecek olgunlukta olmadığı için bu sorumluluğu sizin üstlenmeniz gerekiyor.

Sonrada öğrencinin seviyesini ve anlayış kabiliyetini ortaya koymak gerek. Eğer çocuğun anlama kabiliyeti yüksek ve mantıksal düşünebiliyorsa büyük bir ihtimal Gymnasium´a gidebilir. Notları iyi fakat kendi başına çözüm yolları bulamıyor ise, Realschule en uygun okul olacaktır. Hauptschule´ye gelince. Eğer notlar kötü ise, öğrenci okula ilgisiz ise çocuğunuzu Gesamtschule´ye yollamakta fayda var. Her halihazır´da çocuğunuzu Hauptschule´ye göndermemeye bakın. Hautpschule yerine Gesamtschule´yi seçmeniz çocuğun geleceği icin etkili olacaktır. 10. sınıftan sonra çocuğunuzda kabiliyet ve istek görüyorsanız, Abitur yapması icin teşvik edin. En azından Fachabitur yapması iş ve ilmi kariyeri için çok faydalı olacaktır.

Öğretmenlerin tavsiyesine gelince. Kesinlikle dinlememek gerek. Yapılan tüm sosyolojik araştırmaların sonucu, istisnasız aynı sonucu veriyor: Yabancı öğrenciler ve işci ailelerin öğrencileri dışlanıyor ve kalitesiz okullara gönderiliyor. PİSA tarafından araştırılan 35 ülke arasında Almanya “yabancılar ve işci çocuklarını dışlama“da birinci sırada yerini alıyor. Bu konuyla ilgili bir örnek verelim:

Araştırmacılar iki sayfalık bir makale hazırlıyorlar. Bu makaleyi Bielefeld şehrinde görev yapan 20 alman öğretmenlere veriyorlar. Makaleyi, bir tıp profesörün çocuğunun yazdığını ve çocuğun ilmi dergiler okumasını çok sevdiğini, söylüyorlar. Öğretmenlerin 12 tanesi makaleye en iyi notu (sehr gut) veriyorlar. 3 tanesi iki (gut) veriyor. Geriye kalan 5 öğretmen “orta“ (befriedigend) notunu veriyorlar. Aynı makale başka bir öğretmen grubuna veriliyor ve bu sefer „içci bir ailenin, kitap okumayı sevmeyen ama müstehcen dergiler okuyan bir çocuğu yazdı“ deniliyor. Bu sefer aynı makaleye öğretmenlerin hiç biri “pekiyi“ notunu vermiyor. Sadece dört tanesi iki (gut) notunu veriyor. Geriye kalanlar kötü notlar veriyorlar. Demek ki öğretmenler kendi kafalarında oluşturdukları öğrenci tipine uygun notlar veriyorlar.

Bielefeld Belediyesi için yaptığım araştırmadan bir kaç örnek daha:

* 1995´den 2006´a kadar yüzlerce öğrenci sonradan Hauptschule, Realschule veyahut Gymnasium´a gönderilmiş. Bunlardan %94,88´i Hauptschule´ye gönderilmiş. %1,08i Realschule´ye gitmiş. %4,04´ü Gymnasium okuluna gitmiş. Burada iki ihtimal var: Ya gerçekten yabancıların çocukları cahil, yada açıkca bir dışlama mekanizması işliyor. Uluslararası araştırmalar ikincisinin, yani dışlamanın, işlediğini ispatlıyor.
* 4. sınıftan sonra karnesini alan bir çok türk öğrencimiz “Almancası yetmez“ diye düşük kaliteli okullara gönderiliyor. Halbuki kayıtları araştırdığımda çarpıcı sonuçlara vardım. Karne ortalaması 1,7 olan bir çok öğrencimiz dahi Realschule´ye yönlendirilmiş. Birçok velimiz öğretmen veya rektör ile konuşmaktan çekindiği için, çocuklar maalesef hakettiği okullara gidememişler.

Bu veriler yukarıdaki veriyi teyit ediyor. Yabancı öğrenciler dışlanıyor. Bu nedenle çocuğunuzu eğer kabiliyetli ise yüksek bir okula göndermekten çekinmeyin. Bu hakkınızı kimse elinizden alamaz.

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 11.12.2009
http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=13805&yazar=493

4 Kommentare

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(30.05.2009) Alman mahkemenin ‚şeriat‘ kararı

Alman mahkemenin ‚şeriat‘ kararı

Almanya okullarındaki zorunlu yüzme derslerine Müslümanların yaptığı itirazlar mahkeme tarafından olumlu karşılandı

Risale Haber-Almanya okullarındaki zorunlu yüzme derslerine Müslümanların yaptığı itirazlar mahkeme tarafından olumlu karşılandı.

Moral Haber yazarı Cemil Şahinöz, Almanya okullarındaki zorunlu yüzme derslerine Müslümanların yaptığı itirazların mahkeme tarafından nasıl anlayışla karşılandığını yazdı.

Mahkemenin kararının hakperstlik örneği olduğunu ifade eden Şahinöz’ün aktardığı olay şöyle:

„Almanya’da müslüman öğrenciler okullarda zorunlu yüzme derslerinde sıkıntı çekiyorlar. Erkek-Kız karışımı olsun, tesettür meselesi olsun, tartışılan bir çok mesele var. Okul toplantıları, veli toplantıları, medya, eleştirmenler… bir çok sekilde bu konu tartışıldı, ele alındı.
Olaylar mahkemeye intikal etti ve karar verildi:

“Müslümanların bu tavrı, dinleri gereğidir. Yoksa alman okullarını protesto için değil. Bu nedenle, yüzmeyi öğrenebilmeleri için, imkan sunmamız gerekiyor. Tesettüre uyabilmeleri için, okuldaki yüzme derslerinde haşema giyebilirler. Yüzme derslerinde erkek-kız ayırımı isteyebilirler. Bunlara hiç bir okul itiraz edemez. Haklarıdır.“

Şahinöz mahkeme kararını şöyle yorumladı:

„Karar bu. Yani mesele “Bu müslümanları nasıl yoldan çıkarıpta, şu havuza sokabiliriz“ değil. “Başlarını açalım, dinleri gereği günah işlesinler“ değil… Mesele “Yüzme öğrenmek“.
Şimdiye kadar bu iznin verilmemesi, müslümanları anlamamaktan ileri geliyordu. Yani onların itirazlarının dinleri gereği olduğu anlaşılmamıştı. Hz. Ali’nin dediği gibi: ”İnsan bilmediğinin düşmanıdır.“ Ama durum anlaşıldıktan sonra, ortada bir inat değil, hakiki bir dini gerekçe olduğu ortaya çıkınca, net bir karar verildi. Müslümanların yüzmeye karşı olmadıkları ortaya çıktı…
Yoksa Peygamber Efendimiz (sav.) 1400 sene önce, çölün ortasında, neden yüzmeyi teşvik etsin, neden bir babaya evlatlarına yüzmeyi öğretme görevini versin?
Alman makamlarını bu hakperest davranışları ve anlayışları yüzünden, adaletli kararları için tebrik ediyoruz…“

Risale Haber, 30.05.2009

http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=57785

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(28.05.2009) Alman okullarında haşema izni

Alman okullarında haşemi izni

Hakperest ve adeletli olmak, iki önemli vasıflardır. Bu vasıflar, kimin elinde olursa olsun, karşıdaki insana güven verir. Öte yandan inatçılık ve adaletsizlik karmaşa doğurur. Anlaşmazlık ve kavga meydanı ortaya çıkar. İkincisi için örnekler boldur. Bu nedenle biz birinciye, yani hakperestliğe bir örnek getirelim…

Olay şu: Almanya´da müslüman öğrenciler okullarda zorunlu yüzme derslerinde sıkıntı çekiyorlar. Erkek-Kız karışımı olsun, tesettür meselesi olsun, tartışılan bir çok mesele var. Okul toplantıları, veli toplantıları, medya, eleştirmenler… bir çok sekilde bu konu tartışıldı, ele alındı.

Olaylar mahkemeye intikal etti…

… ve karar verildi:

“Müslümanların bu tavrı, dinleri gereğidir. Yoksa alman okullarını protesto için değil. Bu nedenle, yüzmeyi öğrenebilmeleri için, imkan sunmamız gerekiyor. Tesettüre uyabilmeleri için, okuldaki yüzme derslerinde haşema giyebilirler. Yüzme derslerinde erkek-kız ayırımı isteyebilirler. Bunlara hiç bir okul itiraz edemez. Haklarıdır.“

Karar bu.

Yani mesele “Bu müslümanları nasıl yoldan çıkarıpta, şu havuza sokabiliriz“ değil. “Başlarını açalım, dinleri gereği günah işlesinler“ değil… Mesele “Yüzme öğrenmek“.

Şimdiye kadar bu iznin verilmemesi, müslümanları anlamamaktan ileri geliyordu. Yani onların itirazlarının dinleri gereği olduğu anlaşılmamıştı. Hz. Ali´nin dediği gibi: ”İnsan bilmediğinin düşmanıdır.“ Ama durum anlaşıldıktan sonra, ortada bir inat değil, hakiki bir dini gerekçe olduğu ortaya çıkınca, net bir karar verildi. Müslümanların yüzmeye karşı olmadıkları ortaya çıktı…

Yoksa Peygamber Efendimiz (sav.) 1400 sene önce, çölün ortasında, neden yüzmeyi teşvik etsin, neden bir babaya evlatlarına yüzmeyi öğretme görevini versin?

***

Alman makamlarını bu hakperest davranışları ve anlayışları yüzünden, adaletli kararları için tebrik ediyoruz…

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 28.05.2009
http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=11698&yazar=493

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler