Schlagwort-Archive: genclik

(29.07.2010) Camileri bilardo salonuna çevirmek

Camileri bilardo salonuna çevirmek

Boş camileri doldurabilmek için hizmetkar ve fedakar insanlar günlerini, gecelerini veriyorlar. Dışı güzel, içi boş olan mescitleri gençlerle doldurmaya çalışıyorlar.

Bazende çaresizce her yönteme sarılıyorlar…

Yeterki gençler camiye gelsin diye, Avrupa´da son 10 yılın modası bilardo masaları, futbol takımları kurmak, langırt, futbol maçlarını gösteren şifreli kanallar ve masa tenisi.

Bu beş ´fenomenden´ en az üçünü her camide bulmak mümkün.

Maksat?

Camilere gençleri çekebilmek.

Peki maksat yerini buluyormu?

Hayır.

Bu durumu anlayabilmek icin piskolojik bir analiz yapmamız gerekiyor.

Soru şöyle: Bu yöntemlere neden başvuruluyor?

Cevap: Çünkü camiye gelmeyen gençler, başka mekanlarda en çok bunlardan etkileniyor.

Yani mantık şöyle:

Madem gençlerimiz bilardo oynamayı seviyorlar, gelsinler camide oynasınlar.
Madem gençlerimiz futbol takımlarına yazılıyorlar, gelsinler caminin futbol takımına girsinler.
Madem gençlerimiz langırt oynamayı seviyorlar, gelsinler camide oynasınlar.
Madem gençlerimiz futbol maçlarını izlemeyi seviyorlar, gelsinler camide izlesinler.
Madem gençlerimiz masa tenisi oynamayı seviyorlar, gelsinler camide oynasınlar.

Düz aristo mantığıyla bu doğru bir yöntem.

Fakat, amma velakin…

Aristo mantığı heryerde geçerli değil.

Hele hele sosyoloji ve piskolojide hiç geçerli değil.

Çünkü gençlere bu yöntemleri sunmak ile, bir alternatif sunulmuş olunmuyor. Gençleri camiye bağlayabilmek için gerçek manada ve ciddi alternatifler sunulmalı. Diğer mekanların aynısını yapmak alternatif değil!

Size bir misal: Bilardo salonuna bir mescit yapılsa, siz artik camiye değilde, cuma namazı için bilardo salonuna gidermisiniz?!

Yani, aynı bir oyunu farklı mekanlarda oynayabilmek, sadece genç için bir mekan alternatifidir. Bazen oraya gider, bazen buraya. Hiç bir şey değişmez.

Nitekimde cami yönetimleri bu vahim neticeyi daha yeni anlamaya başladılar. Bunların çare olmadığını daha yeni fark etmeye başladılar.

Demek ki gençlere, diğer mekanlarda olmayan bir şey sunulmalı.

Başka hiç bir yerde alamayacağı bir şey sunulmalı.

Başka hiç bir yerde bulamayacağı bir huzur sunulmalı.

Bir bilardo masası alınacağına, keşke gençlerin dilinden anlayan, onlarla gülen, onlarla ağlayan elemanlar yetiştirilse.

… yada keşke imamlarımız Avrupa´da yaşayan gençlerin problemlerini biraz daha benimseyebilseler.

… keşke imamlarımız görevlerinin namaz kıldırmak olduğunu değilde, bir topluma liderlik yapabilmek olduğunu benimseyip, gençlere yeri geldiğinde bir ağabey, yeri geldiğindede bir destekci olabilseler.

… keşke camilerimizde sadece namaz kılınmasa. Adı gereği, yani ´toplayan, birleştiren, cem ettiren´ manasında olan camiilerimiz, isimlerine layık olarak gençleri, onların anladığı bir dil ile kucaklayabilseler.

Keşkeler, keşkeler…

Bunları yapan ve gençlerle dolup taşan camiler ve imamlar elbette var. Bu camilerin en büyük görevi, projelerini diğer derneklerle paylaşmakır.

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 29.07.2010
http://www.moralhaber.net/makale/camileri-bilardo-salonuna-cevirmek/

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(07.06.2010) Şiddetli gençlerin sorumlusu imamlar mı?

Şiddetli gençlerin sorumlusu imamlar mı?

Hafta sonu Almanya´da bir araştırma yayınlandı. Aşağı Saksonya Eyaleti Kriminal Araştırma Enstitüsü (KFN) ve Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırma. Araştırmayı Enstitü Başkanı Prof. Christian Pfeiffer yapmış. 2007 ve 2008 seneleri arasında gerçekleştirilen araştırmaya, Almanya’nın 61 kent ve kasabasında, 14 ile 16 yaş grubundaki 45 bin öğrenci genç katılmış.

Halen tartışılmakta olan araştırmanın sonuçlarına göre, müslüman gençler dindarlaştıkca alman arkadaşları azalıyor ve şiddete başvuruyorlar. Ne kadar az dindar iseler okadar çok alman arkadaşları var ve şiddete başvurmuyorlar…. Şiddete başvurmanın sorumlularıda imamlar olarak gösteriliyor.

Sosyolojinin kurallarına aykırı olan bu sonuç şuna benziyor: Bir şehirde ne kadar çok leylek varsa, o kadar çok doğum var. Demek ki, çocukları leylekler getiriyor.

Öncelikle ´dindarlaştıkca şiddete basvuruyorlar´ meselesine depinelim. Hemen baştan söyleyelim, bir insanın nekadar ´dindar´ olduğunu tespit etmek mümkün değil. Hiç bir ilmi araştırmada bir insanın dindar olup olmadığı tespit edilemez. Çünkü bunun için bir ölçü yoktur. Kimin ne zaman dindar olduğu, ne ölçüde dindar olmadığını gösteren bir veri yoktur. Bu nedenle, bütün araştırmalarda dindarlık şöyle ölçülür: ´kendinizi dindar olarak görüyormusun?´ Bu bütün araştırmalarda böyle yapılır. Nitekim doğru olarak bu araştırmadada bu böyle yapılmış. Yani şiddete başvuran gençler kendilerini ´dindar´ olarak görüyorlarmış. Bu olabilir. Buna karşı birşey söylemek mümkün değildir. Kendilerini öyle görebilirler.

Ama sonuç farklılaşır.

Sonuç ´dindarlaştıkca siddet artıyor´ yanlış.
Doğru sonuç olsa olsa şöyle olabilir: ´şiddet işleyenler arasında kendini dindar olarak niteleyenler daha yaygın´.

Terside yanlış, yani ´kendini dindar olarak görenler arasında şiddet daha yaygın´. Buda yanlış. Çünkü bunu tespit edebilmek için bütün ´kendini dindar olarak görenlere´ ve ´kendini dindar olarak görmeyenlere´ sormak gerekir ve bunların arasındaki orana göre ´şiddet´ sorusu sorulabilinir. Ama araştırmada bu yapılmamış.

Araştırmada şiddet uygulayanlara sorulmuş. Yani hareket noktası ´zaten şiddet işleyenler´, dindarlar değil. Bu göz önünden kaçan fakat çok önemli bir nokta.

Olayı ilmi bir şekilde analiz etmek için birde şiddetli olmayan dindarlara sormak gerekir. Yani ´kendisini dindar olarak niteleyen ama şiddete başvurmayan´lar, şiddete başvuran ´dindar´lar hakkında ne düşünüyorlar? Büyük bir ihtimal ´onlar dindar değil´ diyeceklerdir. O zaman ´dindarlaştıkca şiddet artıyor´ sonucu ortadan kalkıyor. Sosyolojinin kanunu böyledir.

O zaman şiddet işleyen gençlerin dindarlıktan anladıkları ne? Asıl bunu araştırmak gerekiyor…

Sorumlu olarak gösterilenlere gelince….

Araştırmayı yapan Pfeiffer şöyle diyor: “Sorun İslam´da değil. Sorun İslam´ın anlatılış şeklinde. Yani imamlarda. Bu nedenle almanca bilmeyen, alman kültürünü tanımayan, alman kanunlarına ayak uydurmayan ve kadın-erkek eşitliliğini kabul etmeyen imamlar kesinlikle Almanya´ya gelmemeli. Dini cemaatler imamlarını Almanya´da yetiştirsinler.“

Sorumlular imamlar olamaz. Sorunu imamlara yüklersek, büyük bir hata yapmış oluruz. Elbette imamları daha fazla eğitip, Almancalarını geliştirip, Alman kültürüne hazırlamamız gerekiyor. Bu gayet normal. Bunu tartışmaya bile gerek yok. Fakat gençlerin şiddetli olmalarını imamların eğitimsizliğine vermekte başka bir hata.

Kaldıki, bu gençlerin çoğu, zaten imamları dinlemiyorlar ve onlar tarafından şiddete meyl edebilecek bir şekilde etkilenmiyorlar. Ne Almanya´daki gençler Türkiye´den gelen imamları anlıyorlar nede imamlarımız gençlerimizi. Bu bir gerçek. Senelerdir tartışılan ve çözülmeye çalışılan bir gerçek.

Sorunu başka yerde aramak gerekiyor…

Bir çok göçmen gençler dışlandıklarını hissettikleri vakit, şiddete başvuruyorlar, dindarlaştıkları vakit değil.
Ve bu nedenlede daha az alman arkadaşları var.

Bu dünyanın her yerinde böyledir. Bunun İslam, Hristiyanlık veya başka bir din veya ideoloji ile alakası yok. Bu bir insanlık duygusudur. Dışlanan insan, kendisini marjinalliğe ve şiddete verir.

Bu nedenle sorunu çözmek için öncelikle İslam dininin Almanya´da ki algılayışını değiştirmek gerekiyor. İslam dinine bakışı değiştirmek gerekiyor. Dindarlığını yaşamaya çalışan gençler dışlandıklarını hissetmemeli.

Dikkat edin, ´dışlanıyorlar´ demiyorum…
´dışlandıklarını hissetmemeliler´ diyorum…

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 07.06.2010
http://www.moralhaber.net/makale/siddetli-genclerin-sorumlusu-imamlar-mi/

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler