Schlagwort-Archive: cdu

(18.01.2011) Ayasofya trifft Frau Merkel

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(15.10.2010) Ayasofya Nr.33 ist erschienen

 

DIE NEUE “AYASOFYA” IST DA!

Die interkulturelle, unabhängige Zeitschrift für Wissenschaft, Integration und Religion erscheint alle 3 Monate und kostet nur 2 Euro.

Ayasofya Nr.33 enthält u.a.:

– Zwischen Futuwwa und Pop-Kultur (Sulaiman Wilms)
– Gegen die Muslime (Abu Bakr Rieger)
– Tarik aus dem Netz (Kübra Yücel)
– Zu Superman-Imamen und Bacherlor-Imamen (Yilmaz Bulut)
– Türkei in der EU (Michael Sendker)
– Die juristische Auslegung von Gesetzestexten und dem Koran (Selma Öztürk)
– Generation „Feyizbook“ (Fatma Yüksel)
– Islamische Seelsorge (Ahmed Aries)
– Von notleidenden Banken und Finanzlöchern (Cemil Yildirim)
– Sarrazin, der Sozialdarwinist (Cemil Sahinöz)

und Türkisch:

– Mustafa Yildizdogan ile cok özel röportaj!!!!
– Yerken Dikkat (Songül Sahinöz)
– Bütün zorluklara ragmen Avrupanin geleceginden ümitliyim (Ahmed Akgündüz)
– Cile (Selma Öztürk)
– Michael Jackson ve kaliforniya Sendromu (Nevzat Tarhan)
– Yolunu sasiran sadece kuslarmi (Berrin Göncü-Isikoglu)

Die Zeitschrift ist auf Türkisch und Deutsch.

Zum Bestellen:
http://lesen24.com/product_info.php?pName=ayasofya-nr33-muslime-und-die-popkultur

Das Ayasofya Jahresabonnement jetzt zum Vorteilspreis mit gratis Buch:
http://www.ayasofya-zeitschrift.de/?page_id=89

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Ayasofya Zeitschrift, News, Berichte, Presse

(26.04.2010) Almanyanın İlk Türk Bakanının İlk İcratı: „Başörtüye hayır“

Almanyanın İlk Türk Bakanının İlk İcratı: „Başörtüye hayır“

„Politikacılar her sabah iki defa tıraş olmak zorunda, çünkü iki yüzlüdürler.“ Mark Twain

Bazen kendimi Muz Cumhuriyetinde hissediyorum… bazen Patagonyada… Bazende Yalakalar Adasında.

Geçen hafta Almanya´da ilk defa bir türk kökenli bayan Bakan oldu. Aşağı Saksonya eyaletinde avukat Aygül Özkan, Sosyal İşler, Kadın, Aile ve Sağlık Bakanlığı görevine getirildi.

Hıristiyan Demokrat Birliği Partisinden olan Özkan, alman Focus dergisine verdiği röportajda ilk icraatınıda açıklamış oldu: „Okullarda başörtüye hayır“. Gerekçeleride bildiğimiz klasik sözlerden ibaret: „Dini semboller olmasın. Devlet ve din ayrılsın“ vs. vs.

Açıkcası şaşırdım desem, yalan olur. Zaten bekliyordum. Ama bukadar çabuk, hemde seçilmesinin ardından sadece bir kaç gün geçtikten sonra, birde ilk icraatı olunca… pes vallahi.

Öncelikle neden şaşırmadığımı açıklayayım.

Malum, Almanya´da siyasete atılan bir çok türk kökenli insanımız var. Hepsi milletimizin ve insanlarımızın destekleriyle biryerlere geldiler..

Fakat, amma velakin…

Aradan çok zaman geçmeden bir çoğu kendi milletine, ırkına, dinine ve kültürüne çamur attı. Yada atmak durumunda hissetiler kendilerini. Kendi kimliklerini inkar ettiler. Ne için? Kimlere yaranmak için?

Kendi kimliklerini inkar ederek makam sahibi olmak isteyenler…

veyahut taviz verenler …

veyahut takiyye yapanlar…

Bunların arasında zerre kadar fark yok.

Para, mal, şan ve şöhret için kendi kimliklerini satan veya gizleyen insanların makam sevdası için yaptıkları hesapları er geç boşa çıkıyor. Durum bundan ibaret olmasına rağmen, yinede aynı filimi her sene yeniden izliyoruz. Çünkü İbn Haldunun dediği gibi ´Tarih tekerrürden ibarettir´. İnsan bu işte… Her zaman yeniden deniyor…

Halbuki Almanya´da yaşayan Türklerin fazla beklentileri yok. Destekledikleri insanların sadece kendi kimliklerine sahip çıkmalarını istiyorlar.

Yani…

Dini hassasiyeti olmayan birisi kalkıpta o makamdan başörtüye karşı gelmemeli.

Dini hassasiyeti olan biride yine o makamdan laikliğe laf atmamalı.

Çünkü madem sen Türk kimliğiyle biryerlere vardın, Türklerin desteğiyle bir makama ulaştın, elbette seni destekleyen insanları birazda olsun düşünmelisin. ´Köprüyü geçtim, bundan sonra size ihtiyacım yok´ diyenleri çok gördük….

Seni o makama çıkaranlar, seni yine indirebilirler….

Kaldıki hemen ilk icraat olarak böyle bir sözü sarf etmenin ne gereği var? Eline ne geçebilirki? Yoksa birilerine mesajmı verilmeye çalışılıyor? Şimdi seni bu sözlerden dolayı parti başkanımı yapacaklar?

Tam aksine….

Avukat Aygül Özkan´ın „Başörtüye hayır“ sözlerine kendi partisi karşı geldi. Evet, tabiki yine Almanlar karşı geldi. Kendi partisinin Genel Sekreteri Stefan Müller bu açıklamaları „saçma ve ürkütücü“ buldu.

Yani müslüman biri „hayır“ diyor, Hıristiyanlar „evet“ diyor…

Bu ne lahana? Ne turşu?

Parti yetkilileride böyle durumlarda şaşkın şaşkın kalıyorlar. Bir çok alman partisi doğal olarak türklerin oylarını kazanabilmek için partilerine türkleri alıyorlar. Ama gel gör ki, az bir zaman sonra içlerine aldıkları insanlar kendi insanlarına hakaret ediyorlar. Çünkü içlerine girenler, kendilerinin bu makamlara ancak taviz vererek gelebileceklerini zannediyorlar. Tabiki bu nedenle beklenen türk oylarıda gelmiyor. Alman siyasetcilerde aynen „Bu ne lahana? Ne turşu? Anlamadık gitti“ durumlarına düşüyorlar… yani „Hem sizin içinizden birilerini aldık, hemde siz bu kişiye karşı çıkıyorsunuz“ vaziyetleri komik bir durum meydana getiriyor. Dikkat edin, türklerin çoğu Türk siyasetcilerini değil, Alman siyasetcilerini destekliyorlar.

İşin başka bir lahana tarafıda şu: Daha iki gün önce Aygül hanım gazetelerde beyan verdi. Aşırı sağcılar ve aşırı sağ partiler kendisini tehdit etmişler. Şimdi ise bu aşırı sağcılar, aradan iki gün geçtikten sonra, Aygül hanımı bu açıklamalarından dolayı alkışlıyorlar. “Anlayan arap olsun” deyip arapları küçük düşürmektense biz yine “Bu ne lahana? Ne turşu?” diyelim geçelim….

Almanya´daki türk gurbetçileri halen

kendi kimliğini inkar etmeyen,

takiyyecilik yapmayan,

taviz vermeyen,

entegre olmus,

türk ve alman kültürünü çok iyi bilen ve ikisinide benimseyen,

Almanya´daki tüm yabancıları bir çatı altında toplayabilecek

olduğu gini görünen ve göründüğü gibi olan

bir siyasetci bekliyor… Buradan duyurulur…

Cemil Şahinöz, Ikinci Vatan, 26.04.2010
http://www.ikincivatan.eu/almanyanin-ilk-turk-bakaninin-ilk-icrati-%E2%80%9Ebasortuye-hayir%E2%80%9C-makale,237.html

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(17.02.2010) CDU´yu kapatma davası

CDU´yu kapatma davası

Haber, siyaset dünyasına bomba gibi düştü. Almanya´da, hükümet ortağı CDU partisine üye olan 70 kişiye ve başbakan Angela Merkel´e bugün akşam, borsaların kapandığı saatlerde, kapatma davası açıldığı öğrenildi. Başsavcı K.E´nin açtığı dava metni yaklaşık 200 sayfa. CDU partisini ve Angela Merkel´i “sekülarizme karşı ve rejime tehlikeli” diye gösteren iddianamede şunlar bulunuyor:

– Garpsen Belediye Başkanı Televizyonda canlı yayında şu kelimeleri kullanmış: “Gott sei Dank (Allah´a şükürler olsun).”

– Milletvekillerin çoğu “Noel Gününü” kutlamış.

– Geçen sene düzenlenen “İslamkonferansına” devletin üst kademelerinden katılım olması ve hatta devletin bu programı organize etmesi, iddianameler arasında.

– Belediye Başkanlarının camii açılışlarına katılmaları ve camii hocalarını tanışmak maksadıyla makamlarına davet etmeleri.

– Resmi okullarda İslam dersine izin verilmesi.

– Yahudilere helal kesim izni verilmesi.

– CDU ismindeki “C” nin karştı “hristiyanlık”. Demekki bu parti seküler Almanya´yı hristiyanlaştırmak istiyor.

– Bir CDU´lu Milletvekilinin başörtülü bir bayana, “Başörtünüz şık olmuş” demesi, iddialar arasında.

Bunlar ve bunlara benzer iddianameler Angela Merkel ve partisini zor durumda bıraktı. Sekülerliğe aykırı davranış nedeniyle, tam 71 kişiye 5 senelik siyasi yasak isteniliyor.

Ayrıca Yeşiller partisini aynı kader bekliyor. İddialara göre, “İslamın rengi” olarak bilinen yeşil renk, kasıtlı olarak partiye renk olarak verilmiş.

***

İlginç değil mi? Çok büyük bir ihtimal ile, bu yazıyı okuyan hiç kimseyi inandıramamışımdır. “Hadi oradan?“ sesleri yükselmiştir…

Nedenide çok basit. Hiç kimse Almanya´da böyle bir palyançoluğun olabileceğine inanmaz. Hukukun, siyasetin ve demokrasinin önüne geçmeyeceğini herkes bilir.

Peki aynı olay neden bizim ülkemizde halen olabiliyor? Gerçi You Tube´u bile yasaklayan bir anlayışın, bir partiyi havadan, sudan ve gazete haberleri nedenlerinden yasaklamak istemesi hiçte şasırtıcı değil. Yinede insan kendi memleketinden bu kadar antidemokratik bir davranış beklemiyor. Bu kadarınada ancak “pes vallahi” denilir… (Acaba “vallahi” kelimesinden dolayı bizide kapatırlar mı?)

Evet, biz Malezya değil, patagonya dahi olamadık ….

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 17.02.2010

http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=14556&yazar=493

Cemil Sahinöz, Ikinci Vatan, 17.02.2010
http://www.ikincivatan.eu/cdu%C2%B4yu-kapatma-davasi-makale,158.html

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(21.09.2009) Almanya´da Türk (oy) açılımı

Almanya´da Türk (oy) açılımı

Almanya´da herhangi bir siyasetci “Türk açılımı“ndan veya “Türk sorunundan“ bahsette, herhalde – haklı olarak – biz gurbetçiler kıyameti koparırız.

Çünkü bir toplumu, bir ırkı, bir milleti “sorun“ veya “problem“ olarak nitelendirmek, son derece büyük bir hakarettir. Düşünsenize, birileri sizi “sorun“ olarak görüyor. Toplumda sorun meydana getirdiğinizi düşünüyor…

Aynısı “Açılım“ kelimesi içinde geçerli. Adeta bir ülkenin milyonlarca vatandaşını,

sanki hiç o ülkede yaşamamışlar gibi,

sanki hiç oranın suyunu, ekmeğini, havasını paylaşmamışlar gibi,

sanki uzaydan gelmişler gibi,

sanki farklı bir toplummuşlar gibi,

“açılım“ ile onları topluma sokma gayreti, talihsiz bir olay olacaktır.

Zaten alman siyasetcilerinde böyle bir niyeti yok.

Onların, ortalama her 3-5 sene, başka dertleri var: Oy açılımı. Haydi biz buna “Türk oy açılımı“ diyelim.

Evet, genel seçimler yaklaştı. “Açılımlarda“ başladı. 27 Eylül 2009´da Almanya´da Genel Seçimler yapılacak. Tüm partiler, özellikle büyük partiler, türk oyları için elleri, kolları, hatta bazıları bacaklarını bile sıvadılar.

Dernek, dernek, cami, cami dolaşan garip insanlar görürseniz, sakın şaşırmayın. Bunlar Alman siyasetcilerdir.

Seçimlere katılacak olan parti ve milletvekilleri, türk oylarının ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu nedenle son hızla devam eden seçim çalışmalarının odağında türkler ve türk oyları var. İşin ucunda yaklaşık 800.000 oy var. Evet, Almanya´da yaklaşık 800.000 alman vatandaşı olan türk, oy kullanma hakkına sahip.

Ve siyasetcilerde çok iyi biliyorki, türk seçmenleri oylarını toplu halde verirler. Yani herhangi bir derneği, lokali, klubü etkileyebilirseniz, o derneğin tüm oylarını almış olursunuz. Onun için bu araları siyasetciler harıl harıl türk derneklerini, lokalleri, spor klüplerini ve camileri gezmektedirler. Adeta bir “açılım” peşindeler…

Olaya birde diğer yandan bakmakta fayda var: Türklerin yapması gereken açılım.

Yani, biz bu 800.000 oyu nasıl kendi lehimize çevirebiliriz?

Mesela bu 800.000 oyu

* Alman-Türk vatandaşlığı meselesinde
* Almanca dil kursları konusunda
* Türkiye´den evlenme durumlarında
* Okullarda İslam din dersi tartışmasında
* Yine okullarda türkçe dil dersinin kaldırılmamasında
* Eşit haklar için

vs. kullanmak mümkün değil mi?

Mesela derneklerde, camilerde oy kullanma hakkına sahip olan vatandaşlarımız bu konular hakkında bilgilendirilse, biraz lobi çalışması yapılsa, daha faydalı olmaz mı?

Elemizdeki bu firsatı, bu gücü, maalesef her seçimde kaçırıyoruz. Daha doğrusu, kullanamıyoruz. Adeta sesi çıkmayan 800.000 kişiyiz. Bu secimlerdede bu imkanı kaybettik. Darısı artık gelecek seçimlere….

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 21.09.2009
http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=12933&yazar=493

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(24.08.2009) Seçim arefesinde olan Almanya

Seçim arefesinde olan Almanya

Almanya´da seçimler Türkiye´den farklı geçer. Fazla gürültü, patırtı olmaz. Abartılmış afişler, hopörlörlerden sabah-akşam yansıyan cırtlak sesler, parti müzikleri, tüm şehri dolaşan parti arabaları, evlerde ve binalarda bayraklar, büyük mitingler, döner veya kömür dağıtımları olmaz. Hatta bazı seçimler o kadar sessiz, sakin geçer ki, siyasete ilgisi olmayanlar seçimin olacağını ancak bir hafta önce öğrenirler.

Her seçimde azınlıklar – ve özellikle türkler – önemli bir rol oynarlar. Türklerin, anlaşıp topluca aynı partiye oy verdiklerini çok iyi bilen partiler, bu durumdan istifade etmek için camileri, dernekleri, lokalleri gezerler. Bir çok vaad ve sözde bulunurlar. Çünkü işin ucunda yaklaşık 700.000 alman vatandaşı olan türk var.

Tabiki türklerde bu gücü kullanmayı fark etmeye başladılar. Özellikle çeşitli dernekler partilerle sık sık biraraya gelip, taleplerini bildiriyorlar. Yanlız bunu abartmamak gerekir. Henüz ciddi manada bir türk lobisi ve entellektüel sınıfı olmadığı için, çoğu zaman “talep”den ileriye geçilmiyor. Senelerdir türklerin oylarını alan Gerhard Schröderin, görevi bitmeden önce “vatandaşlık yasası”nı nasıl türklerin aleyhine değiştirip, başımıza bela ettiğini hatırlayalım.

Buna rağmen alman vatandaşı olan türkler oy meselesinde daha hassas olmaları gerekiyor. “Benim oyumdan ne olacak?” demeyip, bir vatandaşlık görevi olan seçimlerde oy kullanma hakkını boşa atmamak gerekiyor. Çünkü haklarımıza sahip olmak için, seçimler önemsenmeli. Haklı taleplerin sonuna kadar arkasında durulmalı.

Bu nedenle, 30 Ağustosta Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yapılacak olan yerel seçimlerde, kendi taleplerimize duyarlı olan adayları seçmemiz çok ehemmiyetli. Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yaklaşık 700.000 türk yaşıyor. Oyumuzu kullanırken, bu 700.000 türkün haklarını düşünelim.

Belediye Başkanları seçimlerinde partilere bakmak fazla etkili olmayacaktır. Almanyada yapı olarak Belediye Başkanlarıyla ait oldukları ülke genelindeki parti arasında bazen çok büyük farklar olabiliyor. Bu nedenle Belediye Başkanlarını seçerken, mensubu oldukları partiye değil, kişiliklerine, söylemlerine, yabancılar ve türklerle olan ilişkilerine bakmak daha etkili olacaktır.

27 Eylülde de Almanya Federal Parlamento seçimleri yapılacak. Fakat bu seçimde, Belediye Başkanları seçimlerinde olduğu gibi şahıslara değil, partilere dikkat etmek gerekiyor. Haklarımızı en iyi savunduğunu inandığımız partiye oy vermekte yarar var.

Kim hangi partiye ve kime oy verirse versin, önemli olan, seçimlere katılmak. Elimizde olan bu imkanın farkında olabilmek dileğiyle….

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 24.08.2009
http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=12660&yazar=493

2 Kommentare

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler