Schlagwort-Archive: ahiret

(28.09.2009) Avrupa´da ölen yok mu?

Avrupa´da ölen yok mu?

Ölüm ile hayat iç içedir. Ölümsüz bir hayat yoktur. Hayatsız bir ölüm de yok. Hayat sahibi herkes ölecektir. Ölmek için, herkes hayat sahibi olacaktır. Yani ölüm, hayatın ta kendisidir. Hayatı sukut ettiren, hayatı anlamlı kılan, ama lezzetleride acılaştırandır.

Lezzetleri acılaştıran özelliğinden olsa gerek ki, bazı toplumlar ölümden ürkmüşler. Kendilerine ölümsüz bir hayat kurgulamışlar. Adeta ölüm yokmuş gibi, adeta hiç ölünmeyecekmiş gibi.

Ölümden korkan insanlar tüm yatırımlarını bu dünyaya yaptıkları için, lezzetleri acılaştıran ölümü hatırlamak, onları depresyona, psikolojik sıkıntılara sokar. Gerçek manada lezzet alabilmeleri için, ölümü unutmak, ölümsüz bir hayat tasavvur etmeleri gerekiyor.

Robert Anton Wilson bu durumu, “İlluminati Dokümanları“ kitabında çok güzel bir şekilde izah etmiş. Şöyle der Wilson kitabında: “Yaşamak çok güzeldir. İnsanın tek gayesi yaşamaktır. Keyif almaktır. Eğlenmektir. Tüm lezzetleri tatmaktır. Ama arkadaşlar… Öyle bir gerçek var ki, tüm lezzetleri ve eğlenceleri çekilmez hale getiriyor. Bu gerçeği durdurmamız gerekiyor. Bu gerçek: Ölümdür. Bütün elimizdeki ilim ve teknolojiyi, ölümü durdurmak için sarf ve seferber etmemiz gerekiyor. Ölümü kaldırmamız gerekiyor. 2010´lara vardığımızda ölümü kaldırmış olacağız.“

Wilson bu satırları 1980´de yazmış. Ve kendisi 2007 senesinde vefat etti. Acaba Wilson vefat etmeden önce, halen bu hayalle yaşıyormuydu, bilemeyiz. Acaba halen, “Bir gün ölümü durduracağız ve hayattan gerçek manada lezzet alacağız“ diye sayıklıyormuydu?

Ama Avrupa tam bu felsefesi sürdürmeye devam ediyor. Nasıl mı? İşte şöyle…

Avrupa´da tüm mezarlıklar şehirlerin uç köşelerindedir. Mezarlıkların genelde hepsi büyük duvarlarla, ağaçlarla kaplıdır. Dışarıdan neredeyse hiç bir tane mezar taşı göremessiniz. Eğer bir mekanın mezarlık olduğunu bilmiyorsanız, asla mezarlık oldugunu anlayamaysınız. Cenaze törenine rastlamak mümkün değil. Avrupa´da yasadigim sürece bir tane dahi cenaze törenine denk gelmedim.

Ya Avrupa´da insanlar ölmüyor….

Yada Avrupa´lı ölümü hayatından öldürmüş…

Ölümü, cenazeleri, mezarlıkları hayattan uzaklaştırmakla, lezzetleri kısa bir dönem için de olsa, acılaştırmamaya gayret ediyor. Yani dünya nimetlerinden, keyiflerinden ve eğlencelerinden sonuna kadar istifade edebilmek için, ölümü toplumdan uzaklaştırıyor. Ölümün hatıra gelmemesi için herşeyini sarf ediyor. Ölüm ölmediği için onu hayatından çıkarıyor.

… ama ölüm yinede birden ansızın çıkıp geliyor….

Hiç beklemediği, hazırlıklı olmadığı bir anda onu yakalıyor.
Avrupa´da herşeyi tartışabilirsiniz. Allah´ı, dini, kaderi… ama ölümü asla.

Cemil Şahinöz, Moral Haber, 28.09.2009
http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=12994&yazar=493

Ein Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(15.11.2008) Das Gleichgewicht zwischen Diesseits & Jenseits

Das Gleichgewicht zwischen Diesseits & Jenseits


„Vom Bauch der Mutter kamen wir zum Marktplatz,
nur ein Leichentuch kauften wir und ließen uns begraben“
Mevlana Dschalal ad-Din ar-Rumi

Als Nasreddin Hodscha gefragt wurde, wo das Zentrum der Erdkugel sei, sagte er, es sei genau da, wo er selbst gerade stehen würde. Gewiss war es nicht Hodschas Intention, sich selbst ins Zentrum der Erde zu stellen. Jedoch kann aus dieser kleinen Erzählung eine wichtige Erkenntnis herausgelesen werden: Jeder Mensch ist der Hauptdarsteller seines eigenen Lebens und sieht sich im Zentrum seines Seins und damit auch des Diesseits.

Bleiben wir beim Zweiten. Das Diesseits ergreift jeden Menschen. Wie sollte es auch anders sein? Der Mensch lebt und fühlt in ihr. Er liebt und hasst. Isst und schläft. Arbeitet und zeigt Fleiß. Während all dies Mittel für höhere Ziele sind, vertieft sich der Mensch jedoch so tief in diese Angelegenheiten, dass die Mittel zu Zwecken werden. Das eigentliche Ziel, das Jenseits zu einem friedvollen Ort zu verwandeln, wird sekundär.

Weiterlesen

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Deutsche Kolumne

(04.01.2003) Kıyamet Günü

Kıyamet Günü

„Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!“ Muhammed Süresi, Ayet 18

Kıyamet, yüce Allah´ın emri ile, İsrafil aleyhisselam sura birinci üfürüşü ile başlayacaktır. Kur´an-ı Kerim kıyameti haber veriyor. Birgün mutlaka olacaktır. Herşeyin bir ömrü olduğu gibi, dünyanın, kainatın da bir ömrü vardır. Son bulacaktır.

Allah´ın Kur´an´da verdiği haberlerden biri evrenin yaratıldığı ve bir sonunun olduğu gerçeğidir. Tıpkı bir insanın doğuşu ve ölümü gibi. Kainatın ölüm günü „kıyamet vakti“ olarak ifade edilmiştir. Kıyamete yakın olan zaman da „Ahir Zaman“ olarak belirtilmiştir.

Kıyamet lügat manası olarak, „Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman” demektir. Kıyamet aynı zamanda, “ebedi hayat”´ın başlangıç vaktidir. (1)

Kıyametin kopacağı günü ancak Cenab-ı Allah bilir. Bu gerçeği Allah, Kur´an´da şöyle bildirmektedir:

„İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.“ (2)

Kur´an’ın kıyamet ile ilgili mesajının üzerinden 1400 sene kadar uzun süre geçtiğini, bu sürenin de bir insanın hayatına kıyasla uzun olduğunu düşünenler olabilir. Ancak burada söz konusu olan, Dünya’nın, Güneş’in, yıldızların, kısacası tüm kainatin sonudur.

Evrenin milyarlarca senelik geçmişi göz önüne alındığında, on dört yüzyıllık bir zaman diliminin çok kısa olduğu kesindir.

Yakın tarihimizin büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de benzer bir soruya hikmetli bir tesbih ile şöyle cevap vermiştir:

“Kuran, „kıyamet yakındır“ ferman ediyor. Bu kadar sene geçtikten sonra gelmemesi, yakınlığına zarar vermez. Zira kıyamet dünyanın ecelidir. Dünyanın ömrüne nispeten bin veya iki bin sene, bir seneye nispetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Kıyamet saati yalnız insaniyetin eceli değil ki onun ömrüne nispet edilip uzak görülsün.“ (3)

Kur´an´da „kıyamet saati“´nin geleceği haberinin yanı sıra, o zaman yaşanacak olaylar da tüm aşamalarıyla ayrıntılı olarak tasvir edilmiştir.

Alemlerin Rabbi olan Allah birtakım işaretleri, alametleri sevgili Resulüne bildirmiştir, o da bize aktarmıştır. Bu alametler de ikiye ayrılmaktadır. Küçük alametler ve büyük alametler.

Küçük alametler yavaş yavaş, adım adım çıkacakken, büyük alametler peş peşe çıkacak. Ve nihayet tevbe kapısı kapanacak, kıyamet kopacaktır.

İmtihan sırrı gereği, küçük alametler de çıksa, büyük alametler de çıksa insanlardan bir kısmı halen inkar edecekler.

Peygamberimiz Allah´ın açık olarak inkar edilmesinin kiyametin bir işareti olacağını şöyle belirtmiştir:

„Allah apaçık inkar edilir hale gelmedikçe kıyamet kopmaz.“ (4)

„Bundan sonra birtakım, Kur´an okuyan fakat okudukları dillerinde kalan, kalplerine inmeyen insanların türeyeceği bir zaman gelecektir.“ (5)

19.yüzyılda ileri sürülen sapkın fikirler 20.yüzyılda hızla artan sayıda taraftar toplamış, böylece tarihte benzeri yaşanmayan bir durum ortaya çıkmıştır. Ateist hezeyanlar pek çok beyni yıkanmış insanın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Ancak kıyamet kopmadan önce Müslüman´lar bir „Altınçag“, tıpkı Asr-ı Saadet´de olduğu gibi, bir zaman yaşayacaklar. İslam alimleri bu döneme cennet benzeri özellikleri nedeniyle Altınçag ismini vermişlerdir. Sözü edilen bolluğun tarihte bir eşinin olmadığı da hadislerde vurgulanmıştır:

„Benim ümmetin o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun benzerini kesinlikle bulmamıştır…“ (6)

„Muhakkak o zamanda mal çogalıp su gibi akacak da onu hiçbir kimse (tenezzül edip) kabul etmeyecektir.“ (7)

Şüphesiz Ahir Zaman ve Altınçağ insanlığa son uyarının tam anlamıyla yapılacağı dönemdir. Bazı hadislerde bu dönemden sonra artık „dünyada hayırlı bir şey“ kalmayacağı vurgulanır.

“Kıyamet kopmasının dehşetini görmemek için, mü ´minlerin ruhları bir parça evvel kabzedilir. Kıyamet kafirlerin başlarında patlar.” (8)


Özet:

Nasıl ki, her yaratılan ölüyor, elbette yaratılmış olan bu dünya´da, bu kainat´da ölecek. Kainatın ölümü, yani Kıyamet Günü o kadar dehşetli olacak ki, Alemlerin Rabbi olan Allah merhametin´den dolayı, Müslümanlara o dehşet gününü yaşatmayacak. Kıyamet´e yakın bir zaman´da Müslümanlar „Altınçağ“, „Asr-ı Saadet“´i yaşayacaklar. Fakat bu uzun sürmeyecek. Hatta, öyle „bir zaman gelecek, Allah Allah diyen kalmayacak“ (9). Dünyada Müslüman kalmayacak. Kafirler bayram edecek. İşte o zaman kıyamet kafirlerin üzerine patlayacak!

Cemil Sahinöz

Yayınlandığı dergi: Ayasofya Nr.4, S.16

1 Burhan Bozgeyik, „Ölüm Sonrası Hayat“, TürDav 2001, s.163

2 Kur´an, Ahzab Süre, 63.Ayet , Diyanet Meali

3 Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, Ocak 2001, s.309

4 Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 85; Kitabül Burhan; Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 27

5 Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 85; Kitabül Burhan; Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 61

6 Sünen-i Ibn-i Mace, 10/347

7 Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 464

8 Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, s.491

9 Müslim, 1:131; Müsned, 3:107, 201, 268; Kenzü´l-Ummal, 14:227, 228

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler