Schlagwort-Archive: abi

(24.12.2009) Bediüzzamanı Almanya´ya anlatabilmek

Bediüzzamanı Almanya´ya anlatabilmek

Bediüzzaman Said Nursi eserlerinde Almanlardan bahsederken, onlara “Bahtiyar Alman milleti“ diye hitap ediyor. Sanki, gurbetcilerin Almanya´ya işci olarak geleceklerini, fakat vatanlarına dönmeyip, bu ülkenin her köşesine camii inşa edeceklerini hissetmiş gibi.

Alman-Türk ittifakını destek mahiyetinde, Said Nursi şu sözleride ilave eder: “Almanlar ve türkler tarih boyunca dosttular.“ Bu dostlukları şu günlerdede devam ediyor. Nitekim Almanya´da yaklaşık dört milyon müslüman yaşıyor ve tahminen 3000 tane camii/mescid var.

Hatta Said Nursi, Tevâfuklu Kur’an´ın ya Almanya´da yada İtalya´da basılmasını istemiş. Bununlada kalmaz, 1950li yıllarda Said Nursi, kendi eserlerinden yaklaşık 50 tane Almanya´ya önemli mevkilere yollar.

Said Nursi kendiside Almanya´da kısa bir dönem bulunmuş. 1918 yaz mevsiminde rus esaretinden firar ederken, Berlin üzerinden İstanbula gidiyor ve Berlin´de tahminen iyi ay boyunca kalıyor. Burada elde ettiği deyimler nedeniyle, yukarıdaki sözleri sarf etmiş olabilir.

***

Bediüzzaman Said Nursi bu hafta sonu tekrar Almanya´ya dönüyor. Busefer eserleriyle beraber geliyor.

Evet, Said Nursi’nin hayatından önemli bir kesitin mercek altına alındığı ve o günlerden kalma belgelerin gösterildiği, “Barla ve Kastamonu“-Yılları Sergisi, 25.12.2009 ve 03.01.2010 tarihleri arasında Almanya´nın Duisburg şehrinde düzenlenecek. Bu tarihler arasında Said Nursi´nin orijinal eserleri Diyanete (DİTİB) bağlı Duisburg Merkez Camiinde sergilenecek. Her gün saat 10dan 21e kadar ziyaretciler, müslümanlar, gayrimüslimler, bu büyük kahramanın çileli hayatından parçalar izleme fırsatı bulacaklar. Almanya´nın en büyük camisinde düzenlenecek olan sergi, Said Nursi’nin hayatından 1934 ve 1944 yılları arasındaki 10 yıllık bir bölümü kapsıyor. Bu bölüm içinde Said Nusi’nin Barla sonrası Isparta’da geçirdiği bir yıla yakın süreyle Eskişehir ve Denizli hapisleri ve Kastamonu’daki sürgün yılları yer alıyor.

Bu sergide Müslüman camiaya Said Nursi´nin hayatı, eserleri ve çektiği çilelerinin tanıtılması çok yerinde ve doğru. Fakat hedef bununla sınırlı kalmamalı. “Barla ve Kastamonu“-Yılları Sergisi zaten Türkiye´nin dört bir yanında düzenleniyor. Almanya´da düzenlenmesinin bir hedefide, belkide asıl hedefi, Said Nursi´yi Almanlara ve gayrimüslimlere anlatabilmek olmalı.

Bunu gerçekleştirebilmek için Said Nursi´nin eserlerinden almancaya, ingilizceye ve ruscaya çevirilen kitapları, Said Nursi hakkında yazılmış olan yine bu dillerden eserler, bu sergi sayesinde gelen ziyaretcilere ulaştırılmalı.

Gelecek sene Said Nursinin 50. Ölüm Yıl Dönümü. Bu vesileyle bir çok anma programları, sempozyumlar Almanya´da yapılacaktır. Bu programların tarih ve yerleri sergide anons edilmeli. Sergiye siyasetciler, gazeteciler, akademisyenler ve ilmi kurumlar özellikle davet edilmeli.

Peki Said Nursi´nin hangi yönü ön planda olmalı?

Bu soruyu cevaplayabilmek için, başka bir soruyu sormamız gerekir: Avrupa´ya en çok ne lazım?

Materyalistlik, kapitalizm, darwinizm ve yüzlerce savaşlardan sonra Avrupa´ya en çok lazım olanlar: Huzur ve Mutlukuk!

İman esaslarını insanlara yaymak güzeldir ve doğrudur. Fakat 20. Yüzyılın kanlı döneminden sonra, insanların aradığı şey insanlıktır, insan olmaktır, huzur, saadet ve mutlu olmaktır. Bunları hem dünyada, hem ahirette verebilecek tek model, İslamın insan modelidir. Ve bu insan ve insanlık modelini Said Nursi eserlerinde ortaya koymuş ve hayatıyla ve yaşantısıyla en güzel bir şekilde bizzat sergilemiş. İşte Said Nursi´nin bu insanlık anlayışını anlatabilmemiz gerekiyor.

Said Nursi ve eserlerine gönül vermiş binlerce gurbetcinin bu sergiye akın edeceğini ve duygusal anlar yaşayacaklarını umut ederek…..

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 24.12.2009

http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=13950&yazar=493

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(11.12.2009) Çocuğumu hangi okula göndereyim?

Çocuğumu hangi okula göndereyim?

Okul döneminin ilk yarısı sona eriyor. Ve Almanya´da yaşayan velilerin her sene tekrarlanan telaşı yine başladı. Daha doğrusu 4. sınıfı veya 10.sınıfı bitirecek öğrencilerin velileri yeni bir soru ile karşı karşıya, “Çocuğumu hangi okula göndereyim?“. Aslında bu soru her yıl eğitim döneminin sonunda tekrar sorulur. Soru değişmez, ancak veli ve öğrenci değişir. Bu önemli ve çocuğun geleceğini etkileyecek soruyu istatistiksel veriler ile analiz etmeye çalışalım.

Öncelikle 4. sınıftan sonra seçilen okul hangisi olur ise olsun, ileride çocuğun ilmi seviyesini belirleyecek. PİSA araştırmasının sonuçlarına göre Gymnasium´a giden öğrenciler en yüksek okuma seviyesine ulaşıyor. Bunun yanında Hauptschule´de öğretilen okuma ve ingilizce dili çok düşük bir seviyede.

Tabiki her veli çocuğunu en iyi okula göndermek ister. Kimse çocuğunun kötülüğünü istemez. Yinede realist olmak lazım. İdealist olup, realist düşündüğümüzde çocuğumuzun kabiliyetine göre en iyi okulu seçebiliriz. Yoksa utopik düşünceler ile kimse alim veya deha olamaz.

Okul seçimini yapmadan önce sizin için önemli olanları belirleyin. Önceliklerinizi belirleyin ve ona göre bir okul seçin. Çünkü bu çocuğunuz için son derece önemli bir seçim olacaktır. Çocuğunuzun ilgi alanlarını tesbit etmeye çalışın. Eğer 4. sınıftan sonra bir okul seçiyorsanız bu seçeneği çocuğunuza bırakmayın. Çocuklar böyle bir kararı verebilecek olgunlukta olmadığı için bu sorumluluğu sizin üstlenmeniz gerekiyor.

Sonrada öğrencinin seviyesini ve anlayış kabiliyetini ortaya koymak gerek. Eğer çocuğun anlama kabiliyeti yüksek ve mantıksal düşünebiliyorsa büyük bir ihtimal Gymnasium´a gidebilir. Notları iyi fakat kendi başına çözüm yolları bulamıyor ise, Realschule en uygun okul olacaktır. Hauptschule´ye gelince. Eğer notlar kötü ise, öğrenci okula ilgisiz ise çocuğunuzu Gesamtschule´ye yollamakta fayda var. Her halihazır´da çocuğunuzu Hauptschule´ye göndermemeye bakın. Hautpschule yerine Gesamtschule´yi seçmeniz çocuğun geleceği icin etkili olacaktır. 10. sınıftan sonra çocuğunuzda kabiliyet ve istek görüyorsanız, Abitur yapması icin teşvik edin. En azından Fachabitur yapması iş ve ilmi kariyeri için çok faydalı olacaktır.

Öğretmenlerin tavsiyesine gelince. Kesinlikle dinlememek gerek. Yapılan tüm sosyolojik araştırmaların sonucu, istisnasız aynı sonucu veriyor: Yabancı öğrenciler ve işci ailelerin öğrencileri dışlanıyor ve kalitesiz okullara gönderiliyor. PİSA tarafından araştırılan 35 ülke arasında Almanya “yabancılar ve işci çocuklarını dışlama“da birinci sırada yerini alıyor. Bu konuyla ilgili bir örnek verelim:

Araştırmacılar iki sayfalık bir makale hazırlıyorlar. Bu makaleyi Bielefeld şehrinde görev yapan 20 alman öğretmenlere veriyorlar. Makaleyi, bir tıp profesörün çocuğunun yazdığını ve çocuğun ilmi dergiler okumasını çok sevdiğini, söylüyorlar. Öğretmenlerin 12 tanesi makaleye en iyi notu (sehr gut) veriyorlar. 3 tanesi iki (gut) veriyor. Geriye kalan 5 öğretmen “orta“ (befriedigend) notunu veriyorlar. Aynı makale başka bir öğretmen grubuna veriliyor ve bu sefer „içci bir ailenin, kitap okumayı sevmeyen ama müstehcen dergiler okuyan bir çocuğu yazdı“ deniliyor. Bu sefer aynı makaleye öğretmenlerin hiç biri “pekiyi“ notunu vermiyor. Sadece dört tanesi iki (gut) notunu veriyor. Geriye kalanlar kötü notlar veriyorlar. Demek ki öğretmenler kendi kafalarında oluşturdukları öğrenci tipine uygun notlar veriyorlar.

Bielefeld Belediyesi için yaptığım araştırmadan bir kaç örnek daha:

* 1995´den 2006´a kadar yüzlerce öğrenci sonradan Hauptschule, Realschule veyahut Gymnasium´a gönderilmiş. Bunlardan %94,88´i Hauptschule´ye gönderilmiş. %1,08i Realschule´ye gitmiş. %4,04´ü Gymnasium okuluna gitmiş. Burada iki ihtimal var: Ya gerçekten yabancıların çocukları cahil, yada açıkca bir dışlama mekanizması işliyor. Uluslararası araştırmalar ikincisinin, yani dışlamanın, işlediğini ispatlıyor.
* 4. sınıftan sonra karnesini alan bir çok türk öğrencimiz “Almancası yetmez“ diye düşük kaliteli okullara gönderiliyor. Halbuki kayıtları araştırdığımda çarpıcı sonuçlara vardım. Karne ortalaması 1,7 olan bir çok öğrencimiz dahi Realschule´ye yönlendirilmiş. Birçok velimiz öğretmen veya rektör ile konuşmaktan çekindiği için, çocuklar maalesef hakettiği okullara gidememişler.

Bu veriler yukarıdaki veriyi teyit ediyor. Yabancı öğrenciler dışlanıyor. Bu nedenle çocuğunuzu eğer kabiliyetli ise yüksek bir okula göndermekten çekinmeyin. Bu hakkınızı kimse elinizden alamaz.

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 11.12.2009
http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=13805&yazar=493

4 Kommentare

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler