(06.05.2020) Deve kuşunun kafasını sokabileceği kum kalmadı

Deve kuşunun kafasını sokabileceği kum kalmadı

Bediüzzaman Said Nursi 14. Söz, 15. Şua ve 13. Lem´a´da önemli bir hakikati anlatabilmek için devekuşuyla ilgili misaller veriyor.

14. Söz´de „Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup dünyaya tâlip bedbaht nefsim! Bilir misin, neye benzersin? Devekuşuna. Avcıyı görür; uçamıyor, başını kuma sokuyor. Tâ avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarıda; avcı görür. Yalnız, o, gözünü kum içinde kapamış; görmez.“ misalini veriyor.

15. Şua´da „Devekuşu gibi avcıyı görür, kaçamıyor, uçamıyor. Başını kuma sokar, tâ görünmesin. Başını gaflete sokar, tâ ölüm ve zeval ve firak onu görmesin.“ der.

13. Lema´a´da ise „Devekuşuna demişler, „Kanatların var, uç.“ O da kanatlarını kısıp „Ben deveyim“ demiş, uçmamış. Fakat avcının tuzağına düşmüş. Avcı beni görmesin diye başını kuma sokmuş. Halbuki koca gövdesini dışarıda bırakmış, avcıya hedef etmiş. […] (İman etmeyen adam) devekuşu gibi başını gaflet kumuna sokar-tâ ki ecel onu görmesin ve kabir ona bakmasın ve zevâl-i eşya ona ok atmasın! […] (İman etmeyen adam), devekuşu gibi mevt ve zevâli idam mânâsında gördüğü vakit.“ diyor.

Misallerdeki devekuşu hiç şüphesiz insanı temsil ediyor. Özellikle nefsini dinleyen bir insanı. Avcı ise ölümün ta kendisi. Ölüm insanı kovalıyor. Ölümden ürken ve korkan insan ise, ölümü görmemek ve unutmak için kafasını kuma sokuyor. Misaldeki kum ise ölümü unutturan herşey, insanı gaflete sokan herşey, başta dünya sevgisi. Ki Peygamber Efendimiz “Dünya sevgisi bütün günahların başıdır” diye buyuruyor.

İnsan ölümden ürküyor, kaçıyor, görmek istemiyor. Başını kuma, yani kendisini uyuşturan, ölümü unutturan eğlencelere, bağımlılıklara dalıyor. Halbuki gaflete dalmamak ve ahireti unutmamak için Peygamber Efendimiz “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz” diye buyuruyor.

Ölümden korkan insanlar tüm yatırımlarını bu dünyaya yaptıkları için, lezzetleri acılaştıran ölümü hatırlamak, onları depresyona, psikolojik sıkıntılara sokuyor. Gerçek manada lezzet alabilmeleri için, ölümü unutmak, ölümsüz bir hayat tasavvur etmeleri gerekiyor.

Robert Anton Wilson bu durumu, “İlluminati Dokümanları“ kitabında çok güzel bir şekilde izah etmiş. Şöyle der Wilson kitabında: “Yaşamak çok güzeldir. İnsanın tek gayesi yaşamaktır. Keyif almaktır. Eğlenmektir. Tüm lezzetleri tatmaktır. Ama arkadaşlar… Öyle bir gerçek var ki, tüm lezzetleri ve eğlenceleri çekilmez hale getiriyor. Bu gerçeği durdurmamız gerekiyor. Bu gerçek: Ölümdür. Bütün elimizdeki ilim ve teknolojiyi, ölümü durdurmak için sarf ve seferber etmemiz gerekiyor. Ölümü kaldırmamız gerekiyor. 2010´lara vardığımızda ölümü kaldırmış olacağız.“ Wilson bu satırları 1980´de yazmış. Ve kendisi 2007 senesinde vefat etti. Acaba Wilson vefat etmeden önce, halen bu hayalle yaşıyormuydu, bilemeyiz. Acaba halen, “Bir gün ölümü durduracağız ve hayattan gerçek manada lezzet alacağız“ diye sayıklıyormuydu?

Ölümden korkan toplumlarda tüm mezarlıklar şehirlerin uç köşelerindedir. Mezarlıkların genelde hepsi büyük duvarlarla, ağaçlarla kaplıdır. Dışarıdan neredeyse hiç bir tane mezar taşı göremezsiniz. Eğer bir mekanın mezarlık olduğunu bilmiyorsanız, asla mezarlık olduğunu anlayamazsınız. Cenaze törenine rastlamak mümkün değil.

Ölümü, cenazeleri, mezarlıkları hayattan uzaklaştırmakla, lezzetleri kısa bir dönem için de olsa, acılaştırmamaya gayret ediyorlar. Yani dünya nimetlerinden, keyiflerinden ve eğlencelerinden sonuna kadar istifade edebilmek için, ölümü toplumdan uzaklaştırıyorlar. Ölümün hatıra gelmemesi için herşeyini sarf ediyorlar. Ölüm ölmediği için onu hayatlarından çıkarıyorlar.

Fakat Coronavirüs sürecinde gördükki, artık gaflette olan insanın kafasını sokabilecek bir kumu kalmadı. İnandığı, güvendiği tüm sistemler iflas etti. Bediüzzaman´ın talebesi olan Ceylan Çalışkan´ın yeğeni ve küçük yaşta Bediüzzaman´ı gören Said Çalışkan´ın değimiyle kum bitti. Kumun faydasız olduğu ortaya çıktı. Hiçbir kum ölüm gerçeğini yok edemedi. Öyleyse yine Bediüzzaman´ın 14. Söz´de dediği gibi ölümden korkmak yerine: „Ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirme. Merdâne kabre bak, dinle, ne talep eder? Erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak, ne ister.“ demeli.

Demekki insan bakış açısını değiştirmeli. Mana-i ismiyle değil, mana-i harfiyle olaylara bakmalı. Mana-i ismi, herşeye kendi namlarıyla bakmak demektir. Mana-i harfi ise, herşeye Cenab-ı Hak namına bakmaktır. Her sanatta, sanatkar olan Cenab-ı Allah´ı görebilmektir.

Başımıza gelen olayların hep üç yönü vardır. Bir yönü dünyaya bakar. Bir yönü ahirete bakar. Bir yönü de Allah´ın isimlerine bakar. Olayları ve hadisatları anlayabilmek için ahirete ve Allah´ın isimlerine bakan yüzlerini araştırmamız gerekiyor. Hikmeti anlayabilmek için bu yön önemlidir.

Başımızı kuma sokmak ile, ancak kendimize karanlık etmiş oluruz. Çünkü ölüm ölmüyor. Avcı geliyor.

Dr. Cemil Şahinöz, Risale Haber, 06.05.2020
https://www.risalehaber.com/deve-kusunun-kafasini-sokabilecegi-kum-kalmadi-21969yy.htm

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

(06.05.2020) 15. Deva’ya Manevi Bakım Bakışı

Risale Haber, 06.05.2020
https://www.risalehaber.com/hastalar-risalesi-muzakereleri-canli-yayinlanacak-378317h.htm

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(27.04.2020) Hastalar Risalesi ve Manevi Bakim (11. Deva)

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Misawa TV - Videos

(27.04.2020) 11. Deva’ya Manevi Bakım Bakışı

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse

(23.04.2020) Die Stellung der Islamischen Seelsorge – Ein Gespräch mit Dr. Cemil Sahinöz

Die Stellung der Islamischen Seelsorge – Ein Gespräch mit Dr. Cemil Sahinöz

Im Interview mit Prof. Ednan Aslans beantwortet Dr. Cemil Sahinöz Fragen über sein 2018 erschienenes Buch ‘Seelsorge im Islam – Theorie und Praxis in Deutschland’ (Springer), über seinen persönlichen Bezug zum Thema und die heutige Stellung der islamischen Seelsorge im europäischen bzw deutschen Kontext, gerade in Bezug auf die Coronakrise.

Uni Wien, 23.04.2020

Die Stellung der Islamischen Seelsorge – Ein Gespräch mit Dr. Cemil Sahinöz

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Interviews / Röportajlar, Misawa TV - Videos

(18.04.2020) Hygienemaßnahmen im Islam mit Blick auf ansteckende Krankheiten

Hygienemaßnahmen im Islam mit Blick auf ansteckende Krankheiten

Krankheiten und Vieren gibt es schon seit Anbeginn der Menschheit; und so werden sie auch immer ein Teil des Lebens sein. Die beste Prophylaxe dagegen ist – so banal es klingt – eine einfache Hygiene. Aus islam-theologischer Sicht macht es daher Sinn, zu schauen, wie der Islam mit Hygiene und speziell ansteckenden Krankheiten umgeht.

Im Islam wird Wert auf prophylaktische (vorbeugende) Maßnahmen gelegt. Dies sieht man schon im islamischen Prinzip, wonach bereits der Weg zu etwas Negativem abgelehnt wird, und nicht nur das Negative selbst.

Prophylaxe beinhaltet, dass der Mensch die göttlich gegebenen Naturgesetze auch einhält. Das bedeutet wiederum, dass es nicht reicht, nur ein religiöses Lippenbekenntnis für ein Ziel auszusprechen, sondern es auch ernsthaft zu verfolgen und die kausalen Wege dafür einzuhalten.

Der Prophet Muhammed hob die Bedeutung der Gesundheit hervor, in dem er sagte: „Es gibt zwei Gaben, deren Wert von den Menschen unterschätzt wird: zum einen die Gesundheit und zum anderen freie Zeit“ (Buhari, Rıkak: 1).

Dabei steht genauso wie die körperliche als auch die seelische Gesundheit im Vordergrund. Für alle islamischen Prinzipien gibt es immer eine Option, die dann eingeleitet wird, wenn die Gesundheit und das Leben des Menschen in Gefahr ist. Beispielsweise wird das Fasten ausgelassen wird, wenn man krank ist (Koran, 2:185). Im Notfall kann an, um ein zweites Beispiel zu nennen, auch bestimmte Lebensmittel verzehren, die sonst nicht erlaubt sind (Koran, 6:145).

In Bezug auf Hygienemaßnahmen sagte der Prophet Muhammed, dass die Hygiene, Sauberkeit und Reinigung die Hälfte der Religion ausmacht (Müslim, Tahara: 1; Tirmizi, Daawat: 86, Hanbal, Musnad: 4/260, 5/342-344, 363, 370, 372; Darimi, Wudu: 2). Hier wird deutlich, welchen Stellenwert die Hygiene einnimmt.

In einem anderen Hadith (Ausspruch) sagte der Prophet, dass Gott rein ist und das Reine liebt. Daher solle man seine Umgebung sauber halten (Tirmizi, Edeb: 41). Im Koran heißt es: „O ihr, die ihr glaubt! Wenn ihr zum Gebet aufsteht, wascht euer Gesicht und eure Hände bis zu den Ellbogen und wischt über euren Kopf, und (wascht) eure Füße bis zu den Knöcheln. Und falls ihr durch Samen befleckt seid, so reinigt euch.“ (Koran, 5:6).

Diese und ähnliche Denkweisen mündeten in einer festen Alltagspraxis in muslimischen Gemeinschaften. Der Prophet machte Anmerkungen über Hygienemaßnahmen in Zusammenhang mit Tieren oder mit Lebensmitteln (Buhari, Wudu: 33; Ebu Davud, Tahara: 37; Tirmizi, Tahara: 68). Auch hob er mehrmals die Wichtigkeit des Zähneputzens (Hanbal, Musnad: 1/214, 3/143; Buhari, Dschum´a: 8; Darimi, Wudu: 18), des Rasierens unter den Achseln und im Intimbereich, des regelmäßigen Schneidens der Fingernägel oder allgemein die Reinigung nach jedem Toilettengang hervor. Weiterhin betonte der Prophet das Händewaschen vor und nach jedem Essen, ja sogar nach jedem Aufstehen von einem Platz. Einmal in der Woche solle mal duschen (Müslim, Dschum´a: 9). Diese Aussagen tätigte er zu einer Zeit, in der Duschen und Baden verteufelt wurden oder Toiletten nur in wenigen Kulturen existierten. Die tägliche rituelle Waschung vor den Gebeten oder die Ganzkörperwaschung sind Hygienemaßnahmen, die täglich umgesetzt werden. Auch die Sauberkeit, was die Kleidung oder die Umgebung angeht, sind im Einklang mit der modernen Medizin.

Dabei ist das Händewaschen gar nicht so selbstverständlich, wie man vielleicht meinen würde. WIN/Gallup International führte im Jahre 2015 eine Studie zum Thema Hygienepraxis durch. In 63 Ländern wurde gefragt, ob man dort nach dem Toilettengang die Hände mit Seife wäscht. Hier kam es zu erstaunlichen Ergebnisse: Saudi-Arabien 97% (Platz 1), Bosnien 96% (Platz 2), Algerien, Libanon, Papua-Neuguinea und Türkei mit jeweils 94% (Platz 3), Kolumbien, Südafrika, Vietnam mit jeweils 93% (Platz 7), Panama 92% (Platz 10), Georgien 91% (Platz 11), Griechenland, Kosovo und Portugal mit jeweils 85% (Platz 13), Deutschland 78% (Platz 27), Vereinigtes Königreich 75% (Platz 34), Russland 63% (Platz 49), Frankreich 62% (Platz 50), Spanien 61% (Platz 52), Belgien 60% (Platz 53), Hong-Kong 58% (Platz 55), Italien 57% (Platz 57), Niederlande 50% (Platz 60), Südkorea 39% (Platz 61), Japan 30% (Platz 62) und China 23% (Platz 63).

Zur Zeit des Propheten Muhammed gab es selbstverständlich auch ansteckende Krankheiten. Hierzu äußerte sich der Prophet ebenfalls. In einem Hadith sagte er, dass man sich vor Infektionskrankheiten, wie z.B. Lepra, schützen soll, so wie vor einem Löwen (Buhari, Marda: 19; Hanbal, Musnad: 2/443). Dies zeigt die Vorsicht, mit der wir agieren sollen. Damit hob der Prophet hervor, dass man Infektionskrankheiten nicht auf die leichte Schulte nehmen sollte.

Des Weiteren wird empfohlen, dass man einen Abstand in der Höhe einer Lanze zu einer infizierten Person halten sollte (Hanbal, Musnad: 2/21). Eine durchschnittliche Lanze ist 2-3 Meter lang. Erstaunlich, dass der Prophet diese Maßnahme schon im 7. Jahrhundert empfahl.

In Zeiten, wo wir über Kontakteinschränkungen und Ausgangssperren diskutieren, findet man ebenfalls einen Ausspruch des Propheten von vor 1400 Jahren: „Wenn ihr hört, dass an einem Ort die Pest oder eine ansteckende Krankheit ausgebrochen ist, dann geht nicht dorthin. Wenn die Krankheit in euren Ort ist, dann verlasst ihn nicht.“ (Buhari, Tib, 19).

Diese und viele andere Aussagen des Propheten haben gegenwärtig eine noch wichtigere Bedeutung. Die Lebensweise des Propheten, der im Koran mit „du bist wahrlich von großartiger Wesensart“ (Koran, 68:4) beschrieben wird, wird für uns zu einem Vorbild in allen Lebenslagen.

IslamIQ, 18.04.2020

Hygiene im Islam mit Blick auf ansteckende Krankheiten

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Deutsche Kolumne

(17.04.2020) Bielefeld semalarında ezan sesi yankılandı

Bielefeld semalarında ezan sesi yankılandı

Şahinöz, „Korona virüsünün  yayılmaması adına farkındalık oluşturmak için, Duisburg Merkez Cami‘de başlayan ezan okuma etkinliğini iki hafta önce Halle Ayasofya Cami‘de, bu akşamda (17.4.2020 Cuma) Bielefeld‘deki camilerimizde gerçekleştirdik.“ dedi.

BRACKWEDE (Öztürk)

Bielefeld Müslüman Dernekler Çatı Kuruluşu‘nun, Bielefeld Belediye başkanlığına yaptığı müracaat ile alınan izin sonucu Bielefeld semaları ezan sesiyle tanıştı. DİTİB Merkez Cami‘de din görevlisi Ahmet Hamdi İnalpulat, DİTİB Vatan Cami‘de İsmail Batak, IGMG-Hicret Cami Mehmet Sağlam ve Hüseyin Akpınar, ATİB-Yunus Emre Cami adına Turan Safi, saat tam 19.30‘da „Allahüekber“ diyerek ezan okumaya başladılar. 

Ezanı dinlemeye gelen vatandaşlar duygulu anlar yaşadılar

Ezan okuma programı gizli tutulmasına rağmen, haberdar olan herkes caminin etrafını doldurdular. Fiziki mesafeyi tutarak büyük bir dikkatle hocaların okudukları ezanı dinlediler, bazıları da cep telefonlarıyla canlı yayın yaparak, takipcileriyle tarihi anı paylaştılar. Görüşlerini aldığımız vatandaşlar, „Çok duygulandık ve mutlu olduk“ dediler.

Korona virüsü yayılmaması için farkındalık oluşturuldu

Diğer şehirlerde olduğu gibi Bielefeld‘deki camilerin de halka açık alanda ezan okuma isteğini Belediye‘ye bildiren Müslüman Dernekleri Çatı Kuruluşu (BİG) başkanı Cemil Şahinöz, tarihi bir gün yaşadık açıklamasını yaptı. Başkan yardımcısı Selvet Kocabey‘in öncülük ettiği çalışmanın sonuç vermesinin kendilerini çok mutlu etiğini sözlerine ekleyen Şahinöz, „Korona virüsünün  yayılmaması adına farkındalık oluşturmak için, Duisburg Merkez Cami‘de başlayan ezan okuma etkinliğini iki hafta önce Halle Ayasofya Cami‘de, bu akşamda (17.4.2020 Cuma) Bielefeld‘deki camilerimizde gerçekleştirdik. Burada, ezan okunmasına müsaade veren belediye yetkililerine, dernek başkan ve yönetim kurulu üyelerine bu tarihi anı bizlere yaşattıkları için teşekkür ediyorum.“dedi. 

Öztürk, 17.04.2020

Bielefeld semalarında ezan sesi yankılandı

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter News, Berichte, Presse