(02.07.2020) Müslüman gençlik dinini nereden öğreniyor

Müslüman gençlik dinini nereden öğreniyor

 

 

Din ile ilgili bilgilerin öğrenildigi ilk “mektep“ şüphesiz ailedir. Doğduktan sonra kulağa okunan ezan ile başlayan hayat, ölünce kulağa okunan bu ezanın cenaze namazı ile sonuçlanıyor. Bu ezan ve cenaze namazası arasındaki hayat yolculuğunda, Allah ve ahiret ile ilgili bilgilerin ilk aktarıldığı yer küçük yaşlarda ailedir. Çocuğa küçük yaşlarda yaratılış sebebi, Yaratan´ın insanlardan beklediği davranışlar, öldükten sonra insanları bekleyenler anlatılır. Sadece bilgi aktarımı değil, ailenin dini yaşantısı da çocuğun sosyalizasyonunda önemlidir.

 

Küçük yaştaki bu eğitim olmayınca, çocuk ileri yaşlarda da dini konuda sıkıntı çekebiliyor. Bediüzzaman Said Nursi bu hakikati Emirdağ Lahikasında dile getiriyor: “Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir. Adeta gayr-ı müslim birisinin İslâmiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer. Bilhassa, peder ve validesini dindar görmezse ve yalnız dünyevî fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanilik verir.“

 

Nitekim onca eğitimden geçen, kendi tabiriyle 80.000 zattan ders alan Bediüzzaman da, en etkili dersleri annesinden aldığını söyler. Annesinin verdiği eğitim adeta fıtratına ilişmiş ve ileriki hayatında sürekli düstur olmuş: “Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle, ben kendi şahsımda katî ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum: Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum. Ezcümle: Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur’un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.“ (24. Lem´a).

 

0-4 yaşları arasında alınan bu temel eğitim, bilinçaltına yerleşir, zihinde kökleşir ve kalıcı olur. 2014´de Diyanet tarafından ülke genelinde yapılan “Türkiye´de dini hayat araştırması“nda katılımcıların %47,4ü  dini bilgilerinin çoğunluğunu 6-10 yaş aralarında aldıklarını söylüyorlar.

 

Daha sonra dini eğitim farklı şekilde verilmeye başlar. Daha doğrusu din bilgisi farklı kaynaklardan elde edilmeye başlar. 2017´de MAK tarafından yapılan “Türkiye´de toplumun dine ve dini değerlere bakışı“ araştırmasında %30´u dini bilgileri dini kitaplardan öirendiklerini belirtiyorlar. %45´i internet ve televizyondan öğreniyorlar. %20´si başkalarına, örneğin hocalara, sorarak öğreniyorar. %5´i soruyu cevaplamıyor.

 

Bu oranlara baktığımızda internetin ve televizyonun oranının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda kaliteli hizmet veren internet siteleri olduğu gibi, hurafelerle dolu internet siteleri de mevcut. Önemli hakikatlari laubali veya 30 saniyelik vidyolarla aktararak, hakikatin anlaşılmasını zorlaştıran, hatta yanlış anlaşılmasını sağlayan bir çok site mevcut. Bu tarz elde edilen bilgiler zaten kalıcı da olmuyor, 30 saniyelik oldukları için, insanın zihninde de sadece bir kaç gün kalıyor. Belli bir zaman geçtikten sonra da tekrar aynı soru soruluyor.

 

Yine de büyük bir kitle dini bilgiyi internetten öğrendigi göre, o alanlara da daha kaliteli bir şekilde eğilmek gerekir. Nitekim korona sürecinde bir çok sohbetlerin, derslerin internet üzerinden devam ettiğini gördük. Dolayısıyla interneti bir alternatif olarak değilde, bir ek olarak kullanmakta fayda var. Özellikle Avrupa´da İslami internet sitelerinin birçoğu vehhabiler tarafından hazırlandığı için, diğer gruplara çok büyük sorumluluk ve görev düşüyor.

 

Mektep bazında dini eğitim eskiden medreselerde verilirdi. Modern okul sisteminin yaygınlaşmasiyla beraber din dersleri okullarda verilmeye başladı ve medreselerdeki dini eğitim zamanla büyük ölçüde ortadan kalktı. Bugün artık camilerde hafta sonu kurslarda, okullarda verilen resmi din derslerinde, İmam Hatip okullarında dini eğitim veriliyor. İmam Hatip okullarına yaklaşık 5000 öğrenci gidiyor. Camilerde ise, personel yetersizliğinden dolayı çoğu zaman sadece yüzeysel olarak temel bilgiler verilebiliniyor.

 

Okullardaki İslam din dersleri sadece Türkiye´de veya müslümanların çoğunluk olarak yaşadığı ülkelerde değil, müslümanların yoğun yaşadığı diğer ülkelerde de mevcut. Örneğin Almanya´da yıllardır okullarda düzenlenen İslam din dersleri veriliyor.

 

Son verilere göre Almanya´da 60000 öğrenci İslam din derslerine katılıyorlar. Geçen sene bu rakam 56000 ve iki sene önce 55000´deydi. En fazla müslümanın yaşadığı Nordrhein-Westfalen eyaletinde 20000 öğrenci İslam din derslerine katılıyor.

 

Yaklaşık 900 okulda İslam din dersleri veriliyor. Almanya´da eyalet sistemi geçerli olduğu için, her eyaletin kendi Eğitim Bakanlığı okul sistemini şekillendirebiliyor. Dolayısıyla İslam din dersleriyle ilgili eyaletler arasında farklar var.

 

Hessen ve Niedersachsen eyaletlerinde din dersleri cemaatlerle ortaklaşa düzenleniyor. Derslerin içeriğini devlet ve cemaatler beraber hazırlıyor. Hessen´de İslam din dersleri sadece 6. sınıfa kadar veriliyor. 7. sınıftan itibaren Hessen´de devlet tarafından verilen ve cemaatlerin karışmadığı bir İslam din derslerine katılmak mümkün.

 

Berlin´de 26 camii´den oluşan bir çatı dernek İslam din derslerini organize ediyor. Rheinland-Pfalz ve Saarland eyaletlerinde İslam din dersleri şuan deneme aşamasında. Saarland 2023´e kadar deneme derslerini devam ettirecek ve özellikle ilk okullarda İslam din derslerini yayma  isteği var.

 

Nordrhein-Westfalen ve Baden-Württemberg eyaletleri 2025´e kadar geçici bir ders sunuyorlar. Bavyera ve Schleswig-Holstein eyaletlerinde İslam din dersleri devlet tarafından düzenleniyor. Hamburg ve Bremen eyaletleri karışık din dersleri sunuyorlar. Geri kalan eyaletlerde İslam din dersleri verilmiyor.

 

Bütün bu gelişmeler gözönünde bulundurulduğunda dini cemaatlerin, özellikle Avrupa´daki derneklerin 3. nesile dini bilgiyi aktarabilmeleri için, hem interneti hem medrese metodunu kullanmalarında çok fayda var. Nitekim sadece sureleri ve duaları ezberlettirmek, namazın nasıl kılındığını göstermek, çok yetersiz kalacaktır. Din olgusunun gündelik yaşam tarzına işleyebilmesi için hakikatların içselleştirilmesi gerekiyor. Yani sadece „Namaz nasıl kılınır?“ sorusu değil, „Namaz neden kılınır? Mahiyeti ve içeriği nedir?“ gibi soruların da yanıtı verilmeli, ta ki iman hakikatları anlaşılsın.

 

Dr. Cemil Şahinöz, Referans Dergisi, Temmuz-Agustos 2020

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.