(06.07.2019) Herşeyi kafaya takmamak ve Geçmişi unutamamak

Herşeyi kafaya takmamak ve Geçmişi unutamamak

 

Birçok psikolojik rahatsızlıklar, özellikle depresyon, veya uykusuzluk, kafamıza taktığımız olaylardan dolayı oluşuyor. Hatta bazı kişiler kafalarına taktıkları çok fazla şeyler yüzünden evde çok fazla temizlik yaparlar ve o temizlik anında kafasındakilerini bir filim gibi düşünürler. Bazıları için bu bir rahatlama metodur.

 

Kafamızda oluşturduğumuz senaryolar veyahut olayları yorumlama şeklimiz bizi büyük sıkıntılara sokabiliyor. Halbuki olayların içine dalmamak gerekir. Olayları olduğu gibi, adeta dışarıdan bir pencereden seyrediyor gibi, seyretmek gerekir. Bu şekilde başımıza ne gelirse gelsin Allah´ın bize kaldıramayacağımız bir yükü vermeyeceğine inanırız, ve olayların tesiri altında kalmayız.

 

Çocuklar “Dünya hayatı, ancak bir eğlence ve bir oyundan ibarettir“ (Kur´an, 29:64) ayetini en iyi anlayanlar. “Büyükler“ ise anlamadıkları için dünyayı gerçek zannediyorlar ve herşeyi kafalarına takıyorlar.

 

Madem hayat sadece bir türk dizisi, hepimiz bu senaryonun içerisindeyiz ve herkes kendi hayatının başrolünde; o zaman bu senaryoyu o kadar da ciddi almamak gerekir. Önemli olan rejisör ile iyi anlaşabilmek. Başımıza ne gelirse gelsin, hepsinin bir imtihan olduğunu kavraya bilirsek, meselenin %50´si çözülmüştür zaten.

 

Sadece musibetlerden veya dertlerden bahsetmiyorum, müsbet (pozitif) durumlar da bu sınıfa girer. Dertler nasıl sun-i ise, başarılar da sun-i. Hepsi sahte, geçici, fani…. Onun için musibetler ve başarısızlıklar da mutluluk için gerekli.

 

Novalis der ki, “Mutluluk, musibetlere karşı kabiliyetli olmaktır.“ Bu meseleye Bediüzzaman´ın veciz sözü güzel bir şekilde açıklık getirir: “Kader´den emin olan, kederden emin olur.“ Yani Kader Sigortasına üye olan, kederden emin olur.

 

İnşirah… inşirah… inşirah… diyen Kur´an, “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.“ (Kur´an, 94:5-6) der ve kimseye kaldıramayacağı bir yükün verilmediğini müjdeler: “Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.“ (Kur´an, 2:286), “Biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz.“ (Kuran, 7:42). Her olan şey O´nun dilediğidir ve dolayısıyla güzeldir. O´na güvenen yolda kalmaz: “Allah’a güven. Vekîl olarak Allah yeter.“ (Kur´an, 33:3).

 

Peygamber Efendimiz ise “Zafer sabırla beraberdir. Kurtuluş sıkıntıyla beraberdir. Her güçlüğün yanında bir de kolaylık vardır.“ diyerek müjde verir.

 

Demekki bu senaryonun rejisörü, herkese taşıyabileceği rolü vermiş. Derdi yollamış, yanında da dermanı.

Geçmişi unutamamak

 

Geçmişte yaşanmış olanlar bitmiştir, artık yoktur. Onlara sabır göstermeye, üzülmeye gerek yok. Oradan ancak gelecek hayatımız için dersler çıkarabiliriz. Eğer eski olayları, üzüntülü konuları kapatamaz isek hayatımız boyunca o eski acılı günlerde yaşarız. Bedenimizle bugünü, ruhumuzla dün´ü yaşarız.

 

Hayatımızı bir biyografi olarak düşünelim. Kitap bir yerden başlar, bir yerde biter. Başlangıç ve bitiş arasında birçok bölümler olur. Acılı bölümler, güzel bölümler. Fakat her bölümün de kendisine göre bir başlangıcı ve bitişi vardır. Aynen bunun gibi, hayatımızda yaşadığımız olayların başlangıcı ve bitişi vardır. Bittiği zaman, o sayfayı kapatabilmemiz gerekir. Hayata devam etmemiz gerekir. Yeni sayfalar açıp, biyografimizi devam yazmamız gerekiyor.

 

Hayvanlar için dün ve yarın yoktur. Sadece bugün vardır. Biz insanlar öyle değiliz. Onun için geçmişi kafamızdan silmemize gerek yok, bazen silmemek de gerekli. Önemli olan o sayfalara takılıp şuan hayatımızı yok ve bitmiş olan birşey için zehir etmemek. Yani geçmiş olaylara bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Eğer geçmişte kapanmamış bir mesele var ise ve bunu konuşarak kapatmak mümkün değil ise, onu kafamızda canlandırıp bir filim gibi sona erdirmemiz gerekiyor. Yani yeniden yorumlamamız ve geçmişimizi kabullenerek yaşamamız gerekiyor.

 

İnsan kötü bir an yaşadığı zaman bu an´ı geçmişine ve geleceğine yayar. Adeta sürekli o kötü a´nı her an yaşayacakmış gibi, acısı sürekli var olacakmış gibi hareket eder ve gerektiğinden fazla endişelenir. Halbuki kötü an o an vardır. O an yaşanmıştır. O an´ı ebediyete kadar uzatmaya gerek yok. Orada kapatmak, bitirmek gerekir. Ki hayatta zaten sürekli iyi anlarımız ve kötü anlarımız olur. Durumumuz iyi olur, şükür ile imtihan ediliriz. Kötü anlara denk geliriz, sabır ile sınanırız. Bu durum hayatımızın sonuna kadar bu şekilde devam eder. Yani ne iyi anlarımız ne de kötü anlarımız kalıcıdır. Sürekli bir değişim esastır.

 

Dr. Cemil Şahinöz, Öztürk, Temmuz 2019

https://www.amazon.de/Pozitif-Ol-Psikolojik-Terapide-Risale-i/dp/9752613438

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.