(07.07.2018) Alman-Türk dostluğunun tarihi

Alman-Türk dostluğunun tarihi

 

Sosyolog Georg Simmel “Misafir“ ve “Yabancının“ farkını anlatırken: „Misafir bugün gelir, yarın gider. Yabancı bugün gelir, yarın kalır.” der. Çünkü misafirin özelliği gittiği yerde kısa durmaktır. Gelir, gider. Yabancı ise, gidemez, kalıcıdır ve kalır. 1950´lerin sonunda Türkiye´den ilk işciler Almanya´ya geldiklerinde “misafir” olarak geldiklerini zannediyorlardı. Yani 3-4 sene Almanya´da çalışıp “traktör parası” kazanıp, Mercedes markalı araba ve bir radyo ve televizyon alıp, vatanlarına geri döneceklerini hayal ediyorlardı. Ama gidemediler. Almanya´nın cazibesi “misafirleri” yabancı, yani gurbetçi yaptı.

 

Halen “bir gün döneceğim” hayaliyle yaşayanlar olsa da, yaklaşık 60 senedir bu ülkede, bu toplumda insanlarımız varlıklarını sürdürüyorlar. İnişleriyle, çıkışlarıyla, iyi ve kötü anlarıyla geçen koca bir 60 sene elbette ciddi bir şekilde irdelenmeli. Özellikle son 5 senedir iki ülke arasında yaşanan siyasi krizler, topluma da yansıyor.

 

Halbuki türk-alman ilişkileri ne son 5 seneye, ne de yukarıda bahsettiğimiz 60 seneye bakar. Bu iki ülkenin, bu iki toplumun ortak kaderi 15. yy.´lda başlıyor. O zamanları türkler ve almanlar birbirlerine düşmanlar. 1529 ve 1683´de aralarında büyük savaşlar, Viyana Kuşatmaları adını alan savaşlar gerçekleşiyor. Bu savaşlar sonucunda bazı türk esirler alman topraklarında kalıyorlar. Örneğin 1683 Kuşatmasından sonra 1245 esir Münih´de kalıyor.

 

Ardından 1699 Karlofça Barış Antlaşmasından sonra esirler türk topraklarına geri dönmüyorlar. Alman topraklarında kalıyorlar ve hatta bir çoğu vefatından sonra burada gömülüyorlar. Alman topraklarında kalanlar yaşadıkları ülkeye ayak uydurmaya çalışıyorlar. Örneğin 1685´de bir savaş´ta esir olarak alınan Osmanlı Mehmet, daha sonra Ludwig Maximilian Mehmet von Königstreu olarak meşhur oluyor. Osmanlı Mehmet´in oğullarından biri 1746´da Hannover´de ilk mason locasını kuruyor. Yine Hannover´de yaşayan Türk Ali isimli biri 18. yy.´lda Georg Wilhem ismiyle tanınıyor ve alman ordusunda önemli görevlerde bulunuyor.

 

1731´e gelindiğinde ise Kurland Yöneticisi Prusya Kralı 1. Friedrich Wilhelm´e 20 asker hediye ediyor. Bu tarihten sonra almanlar ve türkler arasında sıkı bir dostluk başlıyor. Özellikle askeri bir beraberlikten söz etmek mümkün.

 

Prusya Kralı 1. Friedrich Wilhelm´in oğlu Büyük Friedrich 1740´da yazdığı bir mektupda eğer türkler ülkelerine gelirse, kendilerine camiler yapacağını, tüm dinlerin eşit ve iyi olduğunu yazıyor. Padişah 3. Murat 16. yy.´lda ingiliz Kraliçesi 1. Elizabeth´e benzer bir mektup yazıyor ve Osmanlı İmparatorluğunun tüm insanlara, dinlere, ırklara açık olduğunu belirtiyor.

 

Bu karşılıklı anlayış saygı çerçevesi sebebiyle Prusya ve Bab-ı Ali arasında sıkı bir iletişim vardı. Ve dolayısıyla bu dönemde farklı antlaşmalar yapıldı, örneğin 1761´de Dostuluk ve Ticaret antlaşması imzalandı.

 

Ardından 1763´den itibaren sürekli Osmanlı İmparatorluğundan görevliler ve temsilciler Prusya´ya geldiler. Alman topraklarında vefat eden bu görevliler için özel cenaze izni çıkarıldı. Örneğin 1798´de Ali Aziz Efendi alman topraklarında gömüldü ve Büyük Friedrich kendisine mezarlık bölgesini tahsis etti.

 

Bundan tam 100 sene sonra, Kral Wilhem II. Osmanlı İmparatorluğunda seyahat ederken 1898´de Şam´dan 2. Abdülhamid´e mektup yazıyor ve alman kralların tarih boyunca her zaman müslümanların ve Osmanlı Padişahlarının dostu olacağını söylüyor. 1898´de İstanbul´u da ziyaret eden Kral Wilhem II.´nin anısına 1900 senesinde Sultanahmed meydanına Alman Çeşmesi inşa edildi. Ocak 1901´de açılış programı düzenlendi. Çeşmenin yapımı Almanya´da gerçekleşti ve Türkiye´ye getirildi.

 

Alman-Türk dostluğunu anlayabilmek için Bediüzzaman´a da bakabiliriz. Bediüzzaman Said Nursi 1918 yazında Varşova, Berlin ve Viyana üzerinden İstanbul´a geçerken Berlin’de iki ay ikamet eder. Dönüşünden sonra, ´Türk-Alman, Alman-Türk tarih boyunca kadim dostturlar. Türkler Alman dostluğuna sadakatte çok hassasiyet gösteririler´ ifadesinde bulunur. Ayrıca Bediüzzaman ´Bahtiyar Alman milleti´ der ve Tevafuklu Kur’an’ın Almanya´da veya İtalya’da basılmasını ister. Daha sonra 50’li yıllarda kendi eserlerinin baskılarını da Almanya’ya yollar ve almanların bunu nasıl karşıladıklarını yazar: ´Hem Berlin’de Almanlar Zülfikar’ı aldıkları vakit, bir gazetelerinde alkışlayarak ilân etmişler.´

 

Yine 19. yy.´da Türk Ordusu´nu modernleşmesi döneminde Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında farklı antlaşmalar yapıldı. Bu işbirliği sayesinde yaklaşık 50.000 alman asker Osmanlı´da görev yaptı.

 

1912´de Avusturya´da İslam Yasası yürürlüğe girdiğinde Berlin´de tahminen 1400 türk yaşıyordu. Elbette bunun dışında başka müslümanlar da vardı.

 

1924´de yaklaşık 3000 müslüman Almanya genelinde yaşıyordu. Yine aynı sene ilk alman-türk-birliği kuruldu. Bu birlik Almanya´dan gelen türk öğrencilere destek veriyordu. Yaklaşık 13800 türk öğrenci bu sayede Almanya´ya gelmişti ve 215 alman öğrenci Türkiye´ye gitmişti. Bu birlik daha sonra finansal sebeplerden dolayı kapatıldı.

 

İkinci Dünya Savaşından sonra ise, yukarıda bahsettiğimiz “Misafir İşciler“ dönemi başlıyor. Bu bağlamda Almanya ve Türkiye arasında 1961´de antlaşma yapıldı ve 1973´e kadar onbinlerce türk işci Almanya´ya geldi. 1973´den itibaren, Almanya´da yaşayan işciler ailelerini getirme imkanı buldular.

 

Bugüne geldimizde “Misafir“ olarak adlandırılan nesil, 4. nesil torunlarıyla beraber Almanya´da yaşıyorlar. Yaklaşık 1,5 milyon türk asıllı kişilerin alman pasaportu var ve yine yaklaşık 1,5 milyon türkün alman pasaportu var. Almanya´da yabancı uyruklu olanların %16´sı türk. Yabancı pasaportlu olanların %22,2´sinin türk pasaportu var.

 

Almanya´da doğup, büyüyen, sosyalize olan, burada okula giden, üniversitesini bitiren, işine giden, ekmek parasını kazanan türkler, çoktan Almanya´nın vazgeçilmez bir parcası oldular. Bunun yanısıra önemli bir ticari güce sahipler.

 

Tüm bu tarihsel geçmişe baktığımız zaman, 300 senelik bir alman-türk dostluğundan bahsetmek mümkündür. Dolayısıyla son senelerin krizleri bu dostluğu zedelememeli. Dostlar arası arada sırada kavga olabilir anlayışıyla, güncel siyasi krizler toplumun zeminine yansıtılmamalı.

 

 

Dr. Cemil Şahinöz, Referans Dergisi, Temmuz, Agustos, 2018

Risale Haber, 10.07.2018
https://www.risalehaber.com/alman-turk-dostlugunun-tarihi-20216yy.htm

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.