(25.11.2016) Türkiye´den gelen imamlar

Türkiye´den gelen imamlar

 

Son aylarda Almanya´da Türkiye´den gelen imamlar ile ilgili tartışmalar tekrar alevlendi. Son iki senedir gündemde olan tartışma, 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünden sonra daha da hararetlendi.

 

Maalesef bazı açıklamalara bakıldığında hem DİTİB, Milli Görüş ve ATİB gibi kurumların hem de Türkiye´den gelen imamların haksız yere töhmet altında bırakıldığını görüyoruz.

 

Öncelikle belirtelim ki, Türkiye´den imamların gelmesi 80´lerde Almanya ve Türkiye arasında yapılan anlaşmalara dayanıyor. O günlerde yüzbinlerce türk-müslümanın Almanya´da yaşaması, yüzlerce caminin olması, fakat yetişmiş imamların olmaması iki devlet arasında bazı gerekli anlaşmalara sebep oldu. Bu anlaşmalar sonucunda 1984´de Almanya´da Köln şehrinde DİTİB kurum olarak kuruldu. Türkiye´den gelen imamlar konsolosluk üzerinden geliyorlar ve DİTİB´e bağlı derneklerde görev yapıyorlar. Yaklaşık 5 sene önce bir kısım değişiklikler yapıldı ve belli kriterlere uyan her dernek imam alabiliyor. DİTİB´in yanında özellikle ATİB ve Milli Görüş teşkilatları Türkiye´den imam alıyorlar.

 

Maalesef geldiğimiz noktada yurtdışından imamların gelmesinin önünü kapatmak isteyen kurumlar var. Tabiki buna örnek olarak Avusturya´daki İslam Yasası gösteriliyor. Bu yasa ile Avusturya´ya dışarıdan imamların gelmesinin önü kesildi.

 

Halbuki Almanya ve Avusturya´yı sayısal olarak dahi kıyaslamak mümkün değil. Avusturya´da Türkiye´den gelen yaklaşık 80 imam var. Avrupa´da 3000 cami var. Bunların 2000 tanesi Almanya´da. Almanya´da 1000´e yakın Türkiye´den gelen imam görevli.

 

Eğer Türkiye´den imamların gelmesi engellenilirse Almanya genelinde 1000´den fazla camii derneği imamsız kalır. Bu sorumluluğu kimse taşıyamaz. Çünkü bu boşluğu elbette radikaller dolduracaktır.

 

Sosyolojik araştırmalar gösteriyorki, özellikle Türkiye´den gelen imamlar radikalleşmeyi engelleyebiliyorlar. Camii imamları ile irtibat halinde olanlar radikalleşmiyorlar. İstihbaratın raporlarına göre Suriye´ye savaşmaya gidenler daha önce hiç bu camilere uğramamışlar bile. Uğrayanlar bu fikirlerinden vazgeçiyor. İmamlara bu çalışmalarından dolayı ödüller verilmeli.

 

Elbette Almanya´da doğan, büyüyen, yetişen, almanca bilen imamları Almanya´daki müslümanlar da istiyor. Fakat gerçekçi olmak lazım, realiteyi inkar edemeyiz. Almanya genelinde imamlar yetiştirmek ve 1000´e yakın camide görevlendirmek için daha uzun seneler gerekiyor.

 

Kurumlarımız ve İlahiyet Fakülteleri bunun için çaba veriyorlar. Fakat her ilahiyat okuyan elbette imam olmuyor. Haliyle 1000 tane imam yetiştirmek ve camilerde görevlendirmek vakit ve sabır istiyor.

 

Tahminlere göre şuan Almanya genelinde Almanya´da doğup, büyümüş, yetişmiş 65 (bay ve bayan) din görevlisi mevcut. Bunların çoğu DİTİB´in Uluslar arası İlahiyat Programı ile Türkiye´de ilahiyat fakültesini bitirip Almanya´ya gelip görev alanlar. Örneğin Herford´lu Sami Sipahi. Almanya´da yetişmiş, hem alman hem türk kültürünü çok iyi bilen, gençlerin dilinden anlayan, genç-yaşlı tüm cemaat ile çok iyi iletişim kurabilen, entellektüel bir ilahiyatçı Osnabrück´de görevli. Bunlara ilaveten bir de İslam Kültür Merkezlerinin (VİKZ) kendi yetiştirdiği imamlar var.

 

Bunun dışında maddiyat meselesi de henüz netleşmeyen bir konu. Türkiye kapısı kapatılınca, sadece aidatlardan ve bağışlardan geçinen dernekler kendi imkanlarıyla bir imam tutabilecekler mi?

Ayrıca Almanya´nın bir çok hapishanesinde Türkiye´den gelen imamlarımız Manevi Bakım hizmeti aldı altında mahkumları ziyaret ediyorlar. Normalde alman devletinin bütçesinden ödenmesi gereken bu hizmeti, Türkiye´den gelen imamlar yaptığı için, alman devleti hiç bir maddi destekde bulunmak zorunda kalmıyor. Türkiye´den gelen imamların önünü kesmek isteyenler bu maddiyat sorularina da bir cevap bulmaları gerekiyor.

 

Netice olarak, Almanya´da yeterince imam yetişene kadar ve maddi mesele için çözüm bulunana kadar Türkiye´den gelen imamlara ihtiyacımız var. İmamların hem müslüman topluma, hem de genel olarak alman topluma çok faydaları var. Siyasi krizler sebebiyle, seçim kampanyası ve popülarizm ile realiteyi görmemek kötü neticeler doğurur.

 

Cemil Sahinöz, Öztürk, Aralik 2016

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s