(25.10.2016) Polis müdahalelerinde öldürülen Türkler olayları aydınlanmalı

Polis müdahalelerinde öldürülen Türkler olayları aydınlanmalı

Almanya´da ırkçı terör örgütü NSU davasından sonra sadece türkler arasında değil, alman toplumunda ve bir çok alman siyasetçide bazı yöntemler ile ilgili soru işaretleri oluştu. Özellikle terörist Jaber Al-Bakr´ın polis tarafından yakalanamaması, ardından mülteciler tarafından yakalanması ve hapishanede intihar etmesi tekrar aynı soruları gündeme getirdi.

 

Soru işaretlerini ortadan kaldırabilmek için ve tekrar güven ortamı oluşturabilmek için bazı işlemler gözden geçirilmeli. Sistemde veya işleyişinde hatalar var ise düzeltilme.

 

Bu bağlamda Almanya´da türkler arasında soru işaretleri oluşturan bazı polis müdahaleleri de ciddi şekilde gözden geçirilmeli. Bunlardan bazılarını gözden geçirelim…

 

Hagen: Şubat 2008´de Hagen´de yaşanan bir olay Almanya genelinde tartışılmıştı ve neredeyse siyasi krizlere sebep olmuştu. Paranoyak olan 26 yaşındaki bir genç polisi arıyor. Birisinin kendisini takip ettiğini ve kendisini öldüreceğini söylüyor. Polisler geliyorlar ve adamı karakola götürüyorlar. Karakolda yapılan tıbbi sonuçlarda aşırı kokain tespit ediliyor. Karakolda, her yere saldırdığı için adam sedyeye bağlanıyor. Orada kalbi duruyor. Reanimasyon yapılıyor ve hastaneye kaldırılıyor. Hastanede reanimasyon sebebiyle oluşan bir rahatsızlık ortaya çıkıyor ve ameliyata alınıyor. Ardından adam komaya giriyor ve ölüyor. Ailenin ifadelerine göre, polisin adama şiddet uyguladığını düşünüyorlar.

 

Kiel: Mart 2013´de 31 yaşındaki bir türk arkadaşıyla tartışıyor. Olay yerine polisler geliyor ve adam hastanelik edilinceye kadar dövülüyor.

 

Westerburg: Haziran 2013´de Westerburg şehrinde 27 yaşındaki bir türk tutuklanıyor. Tutuklanan şahıs elleri kelepçeli olmasına rağmen polis tarafından sokakta dövülüyor. Hatta bu olayın görüntüsü dahi var. Olay alman medyasında büyük yankı yapmıştı.

 

Offenbach: Agustos 2013´de teravih namazından sonra polisler kimlik kontrolü yapıyorlar ve türk gençlerinin verdikleri ifadeye göre polis tarafından dövülmüşler.

 

Holzminden: Aralık 2013´de psikolojik rahatsızlığı bulunan 29 yaşındaki türk üniversite öğrencisi, özel hareket polisleri tarafından öldürüldü. Alman gazetelerinde çıkan habere göre, ölen gencin annesi, genç kendi kendine zarar verecek diye sağlık ekiplerini çağırıyor. Sağlık ekipleri de polisi çağırıyorlar. İlaçlarını almadığı ve bundan dolayı bunalım geçirdiği öğrenilen genç polisleri bıçakla tehdit etmeye başlayınca, polisler de özel hareket polislerini çağırıyorlar. Özel hareket, genci öncelikle elektroşokla etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Genç türk, elindeki bıçakla kendisine saldıran polis köpeğini yaralıyor ve bundan dolayı polis ateş etmeye başlıyor. Gencin vücuduna iki kurşun giriyor ve genç olay yerinde hayatını kaybediyor. Olaydan sonra aile „Hastaydı. Biz ona yardım edilmesini istedik ama öldürüldü“  açıklamasını yapıyor.

 

Herford: Herford´da mahkemeye çıkarılan bir türk sürücü, polise saldırmak ile suçlanıyordu. Beş polis memuru yazılı ifadelerinde, türk araba sürücüsünün Haziran 2015´de rutin bir trafik kontrolünde polise saldırdığını belirtmişlerdi. Fakat polisin kendi görüntü kayıtlarından ortaya çıktıki, asıl saldıran vatandaş değil, polisin ta kendisiymiş. Polisler, kendilerinin haklı olduklarını ortaya koymak için görüntülerin tamamını değil, sadece seçtikleri resimleri hakime göstermişlerdi. Karşı tarafın avukatı görüntülerin hepsini istiyor. Görüntüler çok geç avukata gönderiliyor ve görüntü şifreyle gizleniyor. Dolayısıyla avukatın görüntüleri izlemesi iyice uzuyor. Mahkeme günlerinin birinden sadece bir gün önce avukat görüntülerin tamamını izliyor. Ve tüm görüntüler izlendiğinde, gerçek ortaya çıkıyor. Görüntüye göre, polis hiç bir sebep yokken, vatandaşın kafasının arkasına vuruyor. Sürücü kendisini savunmaya geçince, polis biber gazı kullanıyor. Avukatın yaptığı ifadeye göre, mahkemede polis tamamen farklı bir ifade veriyor. Gerçek ortaya çıkınca polis yanlış ifade verdiğini itiraf ediyor ve sürücüden yaptığı hatadan dolayı özür diliyor. Bu gelişmelerden sonra türk sürücü berat ediyor ve savcılık polisler hakkında soruşturma başlatıyor. Mağdurlardan biri olan türk vatandas da bütün bu sürecten dolayi olusan psikolojik sorunlar sebebiyle kür´e gidiyor.

 

Gronau: Kasım 2015´de 46 yaşındaki bir türk, polis kurşunuyla öldürüldü. Polisin ifadesine göre, vatandaş polisi bıçak ile tehdit etmiş. İfadeye göre sokakta iki grup arasında kavga çıkmış. Polis ekipleri kavgayı durdurmak için gelmişler. Bu arada ölen türk vatandaş bıçak ile polisi tehdit etmiş. Bundan dolayı polis ateş etmek zorunda kalmış ve şahıs kolundan ve sırtından aldığı kurşun yaraları sebebiyle ölmüş. Görgü tanıkları ise polisin iki grubu korkutmak ve ayırmak için ateş ettiğini, bundan dolayı ölen vatandaşın vurulduğunu söylüyorlar. Ayrıca 17 yaşında başka biri de kurşun sebebiyle yaranlanmış.

 

Ludwigshafen: Mayıs 2016´da 42 yaşındaki psikolojik rahatsızlığı olan bir türk, bilinmeyen sebeplerden dolayı bıçakla polise saldırıyor ve polisi ağır yaralıyor. İkinci bir polise saldırmak isterken, diğer polis ateş ediyor ve adam aldığı yaralardan dolayı ölüyor. Polis haklı görüldüğü için soruşturma durduruluyor. Avukatın verdiği bilgiye göre, polisin neden ayağa ateş ederek adamı etkisiz hale getirmediği çözülmüş değil. Ayrıca alman bir gazetede öldürülen şahısın bir arkadaşının anonim olarak yayınlanan bir mektubunda, öldürülen vatandaşın çoktandır polisler tarafından takip edildiği ve hem bundan dolayı hem de iş bulamamasından dolayı depresyona girdiği belirtiliyor. Dolayısıyla bazı soru işareti cevapsız kalıyor.

 

Hannover: Eylül 2016´da bir türk bayan şöför kaza yapıyor. Kaza sebebiyle şoka giriyor. Almanca bilmediği için oğlunu arıyor. Oğlu hemen olay yerine geliyor. O esnade polisin almanca bilmeyen annesiyle bağırarak konuştuğunu görüyor. Oğlu polise kendisini tanıtıyor ve annesinin şokta olduğunu, bağırmamalarını söylüyor. Fakat buna rağmen polis çocuğa küfür ile karşılık veriyor. Adamın ifadelerine göre, polis üzerine yürüyor ve kolundan tutarak itiyor. Bunun üzerine adam tekrar iyi davranmaları için ikaz ediyor, yoksa herşeyi görüntülü olarak çekeceğini söylüyor. Kayıda başladığında bir çok polis üzerine geliyorlar ve kimliğini istiyorlar. Kimliğinin yanında olmadığını, iş yerinden aceleyle çıktığını söyleyince, iki polis adamı şiddet kullanarak asfalta yatırıyor. Yerde yatan adamın üzerine ayaklarıyla basıyorlar ve küfürlere devam ediyorlar. Ardından adam kelepçeleniyor ve karakola götürülüyor.

 

Bielefeld: Yine Ekim 2016´da Bielefeld´de bir olay yaşandı. Eşinden ve çocuklarından ayrı yaşayan bar sahibi bir türk, ailesini ziyaret ediyor. Akşam üstü evden gürültüler geliyor. Komşular „Polis çağıralımmı?“ deyince adam – belki dalga geçerek – „Çağır, çağır“ diyor. Ardından komşular polisi çağırıyor. Komşuların ifadesine göre adam kapıyı açıyor, üzerinde sadece atlet ve kısa şort var, polislere “problem yok, içeriye gelmenize gerek yok“ diyor ve polisleri içeri almak istemiyor. Kapıyı kapatmak isteyince de kargaşa yaşanıyor. Polisin biri kapı aralığından adamın yüzüne yumruk atıyor. Ardından biber gazı kullanılıyor. Adam etkisiz hale getirilmesine rağmen polis adamı darb etmeye devam ediyor. Adamın eski eşi vurmamalarını söylüyor. Ardından adamın ellerini ve ayaklarını bağlıyorlar ve evin önünde çimene yatırıyorlar. Başka bir komşunun ifadesine göre, çimende yerde yatarken adam „Allah büyük. Allah beni çocuklarımdan ayırmasın“ diye bağırıyor. Adamın üstüne oturan 5 polisden biri de „Hadi Allah´ın şimdi yardım etsin sana“ diyor. Polisin, psikiyatri kliniğine götürmek istediği adam orada bayılıyor ve hastaneye götürülüyor. Hastanede ise iki gün komada kalıyor ve ardından ölüyor. Doktorların tahminlerine göre kokain kullanımı sebebiyle ölüyor. Fakat otopsi raporunda adamın dizinde, elinde, ayağında ve kafasında darb izleri oldugu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla kokain sebebi ispatlanamıyor. Raporu inceleyen başka bir emniyet müdürü adamın arkadaşı çıkıyor ve olayın incelenmesini talep ediyor. Daha henüz olay aydınlanmadı. Farklı tıbbi testler yapılacak. Adamın eski eşi polise dava açtı. Ayrıca aile yakınlarının ifadelerine göre ölen adam geçmişte de bir çok defa polis tarafından dayak yemiş. Ölen adamın abisi “Kardeşimi polisler öldürdü. Alman olsaydı ölmezdi. Uğradıgı şiddetin ardından kardeşimin tüm organları iflas etti. Doktor ile konuştuk. Hastaneye geldiğinde ´Artık yapılacak bir şey kalmadı´ cevabını aldık. Kardeşimin her yeri mosmordu. Laboratuvar sonuçlarını bekliyoruz” açıklamalarında bulundu.

 

Burada her olayda bir ihmal var, hırsızın hiç suçu yok veya bunların hepsinin ıkçı sebeplerden dolayı olduğunu demiyoruz – ki alman vatandaşlara da aynı muamelerin yapıldığını okuyoruz. İslam orta yoldur, ne abartmak ve birilerini suçlamak gerekir, nede umursamamak gerekir. Fakat toplumsal birlik ve beraberliğin azami derecede önemli olduğu böyle zamanlarda bu olayların hepsi teker teker ciddi manada incelenmeli. Hukuk sistemi ve polis tatmin edici yanıtlar vermeli. Şüpheye yer vermeyen, insanların kafasında soru işaretleri bırakmayan açıklamalar yapılmalı. Eğer sistemde hata var ise, hemen değiştirilmeli – örneğin böyle durumlarda öldürücü ateş açmak yerine başka türlü etkisiz hale getirmek.

 

 

Cemil Sahinöz, Risale Haber, 25.10.2016

http://www.risalehaber.com/polis-mudahalelerinde-oldurulen-turkler-olaylari-aydinlanmali-18637yy.htm

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s