(08.10.2016) Ilımlı, siyasal ve radikal Kemalizm

Ilımlı, siyasal ve radikal Kemalizm

 

İslam´ın kaynağı vahiydir. Kaynağı insan fikri veya herhangi bir ideoloji değildir. Bu sebeple vahiy evrenseldir. Tüm zamanlara ve tüm mekanlara kusursuz hitap eder.

 

Kaynağı vahiy olan İslam dinine önce sosyolojik olarak, sonra da siyasal olarak ılımlı, radikal ve siyasal diye ayırımlar yapıldı. Hatta Türkiye´nin dışında bir de liberal ve geleneksel, muhafazakar ayrımları da var. Gidişat öyle görünüyorki, bu ayrımlar sadece sosyolojik ve siyasal olarak kalmayacak, teolojik olarak da bu ayrımlar yapılmaya başlayacak, ki asıl sıkıntılar o zaman oluşacak.

 

Fakat yazımızın konusu bu değil. Yazımızın konusu Türkiye´de bu ayrımlara sebep olan ve tekrar gündeme getiren Kemalizm.

 

Aynı yemeği ısıtıp, ısıtıp gündeme taşıyan Kemalizm, aslında laiklik anlayışıyla yakından uzaktan alakası yoktur. Batı´da seküler veya Fransa´da laicite denilen sistemler kimsenin dinine, diyanetine, kılık ve kiyafetine karışmaz. Bediüzzaman da aynen bu tarifi Şualar eserinde kullanır: “Eğer laik cumhuriyet soruyorsanız, ben biliyorum ki; laik manası, bitaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükumet telakki ederim.“

 

Kemalizm´de ise, adeta tam tersi olarak, 100 senedir din ve insanların kılık, kıyafeti ve inancı ile uğraşılmış. Dolayısıyla Kemalizm gerçek manada laiklik değildir, ki araştırmalarda da bu dile getirilir – Türkiye´ye has bir sistemdir.

 

Emirdağ Lahikasında Türkiye´deki laiklik ile ilgili Bediüzzaman´ın talebeleri mahkemeye açıklama yapıyorlar: “Lâiklik İslâmiyet düşmanlığı mıdır? Lâiklik dinsizlik midir? Lâiklik, dinsizliği kendilerine bir din ittihaz edenlerin dine taarruz hürriyeti midir? Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur? Lâiklik, bir vicdan ve fikir hürriyeti olduğuna göre, dinsizler ve din düşmanları, İslâmiyet aleyhinde her çeşit hücumları, taarruzları yapar, anarşik fikirlerini o hürriyet-i vicdan ve fikir bahanesiyle neşreder de, fakat bir İslâm âlimi o hürriyet-i fikir düsturuna istinaden bin yıldan beri İslâmiyetin serdarı olmuş bir millet içinde ve o milletin bin yıllık an’anesine, kanunlarına ittibâ ederek ve yine o milletin saâdeti uğrunda, ahlâk ve namusun muhafazası yolunda dinî bir ders beyan etmesi lâikliğe aykırıdır diye suçlu gösterilir, devletin nizamlarını dinî inançlara uydurmak istiyor diye mahkür gösterilir. Biz böyle bir gayr-ı mümkünün, mümkün olmasına ihtimal vermiyoruz. Adaletin buna müsaade etmeyeceğini şüphesiz biliyoruz.“

 

Adeta bir din gibi yaşanan Kemalizm´i de sosyolojik olarak farkı paradigmalara ayırmak mümkün. Aynı İslam´a yapılan gruplandırmalar gibi Kemalizm´i de ılımlı, siyasal ve radikal olarak ilmi bir ayırma yapılmalı.

 

Ilımlı Kemalizm: Bu kategoriye Mustafa Kemal´i sevgi çerçevesinde “sadece“ seven, yani kendisine tapmayan, hayran olan kişileri koymak mümkün. Ilımlı Kemalizm´i adeta bir Fan Club gibi görmek de mümkün. Çocukluktan itibaren, anne-babanın etkisiyle sorgulamadan bir futbol takımını tutar gibi, Mustafa Kemal taraftarlığı gibi. Tabir-i caizse taklidi sevgi.

 

Siyasal Kemalizm: Kemalizm´i devletin resmi ideolojisi haline getirmek isteyen, devletin yasalarında ve kurumlarında Kemalizm´i yaşatmak isteyen, sevginin ötesinde, adeta tapmaya varan kitleyi Siyasal Kemalizm olarak nitelendirmek mümkün. Bu kesim kendi sembollerini ve söylemlerini geliştiriyor ve bu şekilde siyasette belli bir taban buluyor.

 

Radikal Kemalizm: Adeta değil, resmen Mustafa Kemal´e tapan, İslam namına olan herşeyi aşağılayan bir kitle. Kendi milletini, halkını, devletini, değerlerini hor gören bu kitle aşağılık kompleksleriyle hareket ediyor ve başkalaşmak için her türlü kılık ve kiyafete girebiliyor.

 

Radikal Kemalizm elbette azınlıkta, fakat her radikal grupda olduğu gibi sesleri en çok çıkıyor. En çok bu kitleyi duyuyoruz. Siyasal Kemalizm´i de ´yeterince kemalist´ olmamakla suçlayan bu kitle Türkiye´deki son 30 senedir yaşanan toplumsal kargaşa, kamplaşma ve bölünmelerin de ana aktörüdür.

 

Yukarıda yaptığımız ayırımlar sosyolojik ayırımlardır. Gelecekte elbette bu konular ile ilgili ilmi araştırmalar da yapılacaktır ve konu daha detaylı analiz edilecektir.

 

 

Cemil Şahinöz, Risale Haber, 08.10.2016

http://www.risalehaber.com/ilimli-siyasal-ve-radikal-kemalizm-18587yy.htm

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s