(12.05.2016) Farklı mizah anlayışları

Farklı mizah anlayışları

 

 

Her kültürün kendine öz mizah anlayışı vardır. Örneğin bir ingiliz mizahı ile türk mizahı arasında büyük farklar vardır. İngilizin güldüğüne başka bir kültürden olan birisi gülmeyebilir, hatta neden gülündüğünü dahi anlayamayabilir. Dolayısıyla bir kültürde espiri olan bir şey başka bir kültürde espiri olmayabilir.

 

Gelenekler espiri anlayışıyla paralel olarak ilerler. Gelenekler ve yaşam tarzı değiştikçe espiri anlayışı da değişir. Teknolojinin gelişmesiyle mizah tarzları da değişir ve yeni metodlar ortaya çıkar. Siyasal ve sosyal, hatta ekonomik durumlar mizahın tarzını değiştirebiliyor. Tarihsel süreç içerisinde, yüzyıllar ve çok hızlı gelişen modern dünyada onyıllar önce komik olarak algılanan bir mizahi yaklaşım, halihazırda hiçte komik algılanmaya bilir, hatta yadırganabilir bile.

 

Bazen de gelenekler değişse de kökündeki, başka bir deyim ile toplumsal bilinçaltındaki, mizah anlayışı değişmez. Örneğin Temel, Nasreddin Hoca, Karagöz ve Hacivat gibi figürler ve bu figürlerle anlatılan espiriler günümüze kadar anadolu kültürünün mizahi anlayışını ortaya koyar. Bu figürlerin ortak noktası ise dürüst ve saf olmaları ve karşı tarafı incitmeden “güldürürken düşündürmeleri.“ Bu bakımdan mizah çok yetenek isteyen bir sanattır. Bu figürler ile ilgili sonradan icat edilen mizah veya hikayeler ise bu figürlerin gerçekliği ile ilgisi yoktur.

 

Globalleşen dünyanın bir ürünü olan Stand-Up Komediyi ise, mizah´dan farklı olarak en iyimser şekliyle Fast-Food Mizah olarak tanımlamak mümkün. Asıl gıda ve Fast-Food arasında nasıl bir fark var ise, mizah ve Stand-Up anlayışı arasında da aynı derecede fark vardır. Stand-Up genelde düşük kaliteli, sadece eğlendirmeye ve sıkıntıları unutturmaya dayalı, “güldürürken düşündürmeyen“ ve bazı toplumlarda küfürlü ve bel altı fıkralarla ayakta kalmaya (yani Stand Up -> ayağa kalmak) çalışıyor. İstisnalar kaideyi bozmaz.

 

Globalleşmek demek aynı zamanda insanları tek tip haline getirmek demektir, aynı yiyecekler, aynı giyimler, aynı müzikler vs. oluşturmaktır. Bir nevi dünyayı “McDonaldlaştırmak“ demektir. Düşük kaliteli ve eğlence kültürüne dayalı Stand-Up komedisine baktığımız zaman globalleşmeye uygun bir şekilde ilerliyor.

 

Fakat genel kültür ile bağlantılı mizah anlayışı globalleşmiyor. Farklı kültürlerin mizah anlayışı birbiriyle çatışıyor. Bu farklı mizah kültüründen dolayıdır ki, globalleşen dünyada mizah anlayışı sıkıntılara da meydan verebiliyor. Çünkü artık yapılan mizah, yapıldığı yerde kalmıyor, ilerleyen teknoloji sayesinde tüm dünyaya taşınıyor.

 

Bir çok defa yaşanan karikatür krizleri bu mizah anlayışının kültürel farklarından dolayı meydana geliyor. Örneğin İslam ağırlıklı kültürlerde inanç, hürmet ve saygıdan dolayı peygamberler ile ilgili asla espiri kabul edilmez. Buna karşılık olarak bazı hristiyan ağırlıklı kültürlerde Hz. İsa hakkında – kendisine tanrı gözüyle baksalar dahi – espiri yapmak normal olarak kabul edilir. Bu farklı anlayış çatışmalara sebeb verebiliyor.

 

Çatışmalara sebep veren bir başka mesele ise alaycı mizah tarzı. Karşı tarafı alaya alan, hakaret eden veya saldırgan bir mizah biçimi türk toplumlarında hep yadırganmıştır. Her toplumda hakaret mizah olarak sayılmasa da, hakaretin sınırları toplumdan topluma değişebiliyor. Bir toplum için hakaret sayılan bir anlayış, başka bir toplum için hakaret olamayabiliyor. Bu çerçeveden de anlayış farkları oluşabiliyor.

 

Bu tartışmalar özellikle Avrupa´da yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Mizahın her türü, sanat, basın ve fikir özgürlüğüne giriyor mu? Örneğin karşı tarafa hakaret eden birisi sanat özgürlüğü arkasına sığınabilir mi? Mizahçı olmak, kişiye başkasının şahsi hayatıyla alay etme hakkını kazandırır mi? Mizahçı olmayan bir şahıs hakaret ettiğinde cezaya çarptırılıyorsa mizahçı olan birisi aynı hakarete ´sanat´ diyebilir mi? Yasalar bu konuda sınırları belirleyebiliyormu? Bu bağlamda hem hukuki hem toplumsal olarak oluşan tartışmalar Avrupa´nın mizahi anlayışını da belli ölçüde etkileyecektir.

 

 

Cemil Şahinöz, Referans Dergisi, Nisan 2016

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s