(08.07.2013) Küsmenin Almancası var mı?

Küsmenin Almancası var mı?

İlginçtir… “Bir mü’minin, din kardeşini üç günden fazla terkedip küs durması helâl deðildir. Üç gün geçmişse, onunla karşılaşıp selâm versin. Eğer selâmını alırsa, her ikisi de sevapta ortak olurlar. Yok eğer selâmını almazsa, almayan günaha girmiş olur. Selâm veren ise küs durmaktan çıkmış olur.” ve “Kim kardeşine bir yıl küserse, bu tıpkı kanını dökmek gibidir.“ diyen bir Peygambere sahip olmamıza rağmen, her ailede ve sülalede birbirine senelerdir küs olanlar vardır. Hatta diyebiliriz ki toplumsal olarak küsmek bir hastalık haline gelmiş.

 

Küs olunduğu zaman var olan bir sorunun biteceğini düşünürüz. Halbuki bu şekilde sorunları ve meseleleri çözmek mümkün değildir. Çünkü iletişimin olmadığı yerde sorunlar aksine daha da çoğalır…

Terapiden bir örnek vermek gerekirse. Çok şiddetli kavga eden iki eş haftalar sonrası tekrar terapiye geldiklerinde, erkek şöyle demişti: „Artık hiç kavga etmiyoruz.“ İnanamamıştım. Bayan: „Kavga etmiyoruz, çünkü küstük, konuşmuyoruz“ deyince mesele anlaşılmıştı. Terapide tekrar konuşmaya başladıklarında aslında kavganın dahada üst boyutlara geldiğini farkettiler, çünkü belki konuşmayınca zahiri olarak kavga etmiyorlardı, fakat kafalarının içinde kavga senaryo halinde şiddetle devam ediyordu. Hatta karşılık görülmediği için daha çirkin boyutlar alabiliyordu ve söylemek istediklerini söyleyemedikleri için kendilerini yiyip bitiriyorlardı. Küslük bittikten sonra büyük bir patlama oldu ve daha sonra tekrar sakinleşme dönemi başladı.

Aile içi iletişim seminerlerinde katılımcılara şunu sorarım: „Almanca olarak ´küsmek´ kelimesinin tercümesini söylermisiniz?“ Veyahut ingilizcesini, ispanyolcasını… Katılımcılar ´küsmek´ kelimesine yakın tercümeler söylerler fakat doğrudan doğruya bu hali ifade eden bir fiil yok. Çünkü hepimiz biliriz ve çok görmüşüzdür. Almanlar kavga eder ve yarım saat sonra hiçbir şey olmamış gibi aynı masada kahkaha atarlar.

Peki bizdeki durum ile almanlardaki durumun farkı ne?

Almanlar tartıştığı zaman kişisel veyahut şahsi olarak tartışmıyorlar. Bir meseleyi nesnel olarak tartışıyorlar. Biz ise nesnel değil tartışma boyutunu kişisel boyuta taşıyoruz ve meseleyi şahsi olarak üzerimize alıyoruz (örnek olarak siyasetçilerimize bakmamız yeterlidir. Tartışmaları nesnel değil, şahsi oluyor.). Bundan dolayı “şahsıma hakaret etti” düşüncesi doğuyor ve tartışma büyüdükçe küsme neticesini veriyor.

Yazının başında belirttiğimiz hadis aslında küsmenin sınırlarını da gösteriyor. Peygamber Efendimiz küsmeyi yasaklıyor fakat insan psikolojisini iyi bildiği için üç gün mühlet veriyor. Bu üç günü sakinleşme dönemi olarak algılayabiliriz. Üç günden fazla kat-i mükalemeyi ise yasaklıyor. Tefsir alimlerine göre ise bu üç gün küs durmak meşru bir esasa dayanmalı. Yoksa bir gün bile olsa caiz değildir.

Küsmeyi hayatımızdan çıkarabilmek için neticesine bakmamız gerekiyor. Netice olarak birşeyler çözülüyormu yoksa yukarıda verdiğimiz örnekte olduğu gibi dahada kötüleşiyormu? Eğer küsmenin mahiyetini bilirsek sorunları çözmek için başka yöntemlere başvurabiliriz.

 

Haber Ayna, 08.07.2013

http://www.haberayna.com/yazarlar/cemil-sahinoz_22/kusmenin-almancasi-var-mi_124.html

 

Moral FM, 08.07.2013

http://www.moralfm.com.tr/#kusmenin-almancasi-var-mi-cn149861.html

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s