(27.11.2012) Kuantum felsefesi: varlık ve yokluk arasında insan

Kuantum felsefesi: varlık ve yokluk arasında insan

“Tahavvülât-ı zerrât, Nakkaş-ı Ezelînin kalem-i kudreti, kitâb-ı kâinatta yazdığı âyât-ı tekviniyenin hengâmındaki ihtizâzâtı ve cevelânıdır.“

Said Nursi

Bediüzzaman Said Nursi “Zaman ihtiyarladıkça Kur´an gençleşiyor” diyerek modern ilmin Kur´an´ın hakikatlerini ispatladığını vurguluyor. Teknoloji ve ilim ilerledikçe vahiy, ilahi mesaj dahada netleşiyor, daha iyi anlaşılıyor ve doğruluğu ispatlanıyor.

Modern ilim deyince akla kuantum fiziği gelir. Newton gibi fizikçilerin teorilerini alt-üst eden kuantum fiziği gün geçtikce doğrulanıyor. Yaşadığımız dünyanın sadece mekanik olmadığını, herşeyin hareket ve gelip-geçici olduğunu ispat eden kuantum fiziğine biraz değinelim.

Bu teoriye göre en küçük moleküller hareket içinde. Yerinde durmuyorlar, titreşim içindeler ve sürekli hareket ediyorlar. Üstelik dünyanın bir ucundaki kuant ile başka bir gezende olan bir kuant irtibat ve iletişim halinde. Her an kuantlar birbiriyle iletişim halindeler. Bu şekilde bütün kainat oluşuyor. Dünyanın herhangi bir yerinde bir parçacıkta bir deney yapıldığında, galaksinin başka bir ucunda da olsa – hatta milyonlarca ışık yılı uzaklıkta da olsa – bu parçacıkla bağlı olan parça da etkileniyor. Ve bu aynı anda (!) oluyor. Buna kuantum telepatisi deniliyor.

Bu dualizm sadece şuan mevcut olan maddelerde değil, ölmüş, yok olmuş olanlarda da geçerli. Kuantum teorisine göre fiziki olarak kanıtlanan bir „ruh“ var. Bu ruhun başka bir alemde devamla var olduğu öne sürülüyor. Albert Einstein zamanında bu ruhu keşfetmiş fakat o zamanın şartları ile ne olduğunu tarif etmekte zorluk çektiği için „uzaktan garip bir eylem“ olarak nitelendirmiş. Viyanalı kuantumfizikçisi Prof. Anton Zeilinger ise bu ruhun varlığını ve başka bir alemde devam yaşadığını ispat etti. Araştırmacıların kuantkodu dedikleri bu eylem madde ve ruhu birleştiren bir kod. Dolayısıyla başka bir alemin var olduğunu ve bu alemin bizim şimdiki alemimizi kuşattığını düşünüyorlar.

Teorinin en önemli yanı, kuantlar saniyede binlerce defa gelip gidiyorlar. Yani bizim aslında gördüğümüz maddeler yerinde durmuyorlar, saniyede binlerce defa belli kuantlar gidip geliyorlar, yani bozulup yeniden oluşuyorlar. Önümüzdeki masanın, yediğimiz yemeğin, konuştuğumuz insanın, şuan okuduğumuz bu yazının bazı parçaları saniyede binlerce defa gelip-gidiyor, yok olup, yeniden oluşuyor, kuantlar başka bir yere gidip, yeni kuantlar tekrar o varlığı oluşturuyor. Gözümüzün bunu algılaması mümkün değil. Çünkü insan saniyede ancak 24 kare görebilir. Bu nedenle çizgi filimlerde saniyede 24 kare çizilir – ki çizgi filim akıcı görünsün.

Bir kuant kaybolduğu zaman başka bir yerde yeniden var oluyor. Yani bir elmayı oluşturan kuantlar kaybolduğunda başka yerde bir ekmeği oluşturabiliyorlar. Bu şekilde kainattaki bütün varlıklar sürekli bir varlık-yokluk arasında gelip gitmekde.

Bahsettiğimiz bu veriler bizlere kainat hakkında önemli ipuçları veriyor:

Evrim diye birşey mümkün değil. Çünkü madde dediğimiz şey saniyede binlerce defa yok olup var olduğuna göre, gelişme diye birşey imkansız oluyor. Bu sayede hiçbirşeyin evrimleşmeye imkanı dahi yok. Zaten ihtiyaç da yok, çünkü herşey başından itibaren kusursuz ve mükemmel. Bu nedenle kuantumfiziği evrim teorisini tamamen yok sayıyor.

Herşeyin aniden ve yokluktan yaratıldığını ispat ediyor. Çünkü kuantlar her saniyede gidip geliyorlar, süratle varlık alemine girip çıkıyorlar ve bu şekilde varlıkları oluşturuyorlar. Kainatta olan varlıkların hepsi her an yeniden diriliyor, haşrediliyor. Yani her an gözümüzün önünde yeniden yaratılıyor, adeta bir kitabın okunduğu zaman yazılması gibi bir kudret sergileniyor. Bunun ise tesadüf ile olabilme imkanı sıfır. Demekki bu işlemi bilen, gören ve organize eden birisi olması gerekiyor. Eğer bir düzen var ise, bir iradeci de olsa gerek.

Bütün kuantlar birbiriyle irtibat halinde olması gerekiyor. Her partikül diğer partiküllerin ne yaptığını adeta biliyor. Bu nedenle kainattaki sistem birbiriyle bağlı olarak çalışıyor. Evren tek ve bölünmez bir bütün haline geliyor. En küçük bir parça en büyük bir parçanın özelliklerini taşıyor. Yani masadaki kuant, Amerika´daki Johnny´in üzerindeki kuantlar ile irtibatlı. Kainattaki bütün gezegenler ve galaksiler ve içlerindeki herşey kuantlardan oluşuyor ve hepsi birbiriyle muhteşem bir nizam, intizam, organize ve iletişim içinde. Yoksa kuantlar elma olduklarında elmanın formünü veya armut olduklarında armutun formünü bilmeleri imkansız olurdu. Bildiklerine göre ve kendilerinde hiç bir şuur, akıl ve fikir olmadığına göre, onları gören, bilen, organize eden ve onlara sözü geçen başka biri olmalı. Hepsi o aynı kaynaktan emri alıyorlar ve uyguluyorlar.

Zeilinger´in „ruh“ ispatı, başka bir alemin, yani ahiretin varlığını ispat ediyor. O halde varlık alemi de gördüğümüzden ve algıladığımızdan ibaret değildir. İnsan cismen ve madde olarak vefat etse de, ruh olarak başka bir alemde devam yaşıyor. Maddeyi ve ruhu, varlığı ve yokluğu birleştiren kuantkodu, aslında ilahi kudretten başka birşey değil.

Madem insandaki zerreler saniyede binlerce defa yok olup var oluyor, o zaman insanın hayatı da yokluk ve varlık arasında geçen ince bir yolculuktan ibaret. Her an dökülmeye ve yok olmaya mahkum olan insan bu geçici kuantlara hayatını bağladığı zaman mutlaka huzursuz ve mutsuz olacaktır. Çünkü her an ölme ihtimali %50. Var veya yok olma ihtimali eşittir. Her an o giden kuantlar geri gelmeyebilir. Her an yok olan insan, zaten aslında yoktur. Kendisini var, malik ve sahip olarak hissetmesi hakikati görmemesinden kaynaklanıyor. Asıl hakikat, kuantları her an binlerce defa yok edip tekrar yaratan, yani insanı her an binlerce defa öldürüp yeniden yaratan gücün elinde. Sır orada gizli. Hakikat orada. O hakikat bir gün insanı oluşturan kuantların tekrar oluşmasına izin vermeyecek ve bizim “ölüm” dediğimiz süreç başlayacak.

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 27.11.2012

http://www.moralhaber.net/makale/kuantum-teorisi-allahi-ve-ahireti-ispatliyor-evrimi-inkar-ediyor/

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.