(22.08.2012) Bediüzzaman Said Nursi´nin kürtçülük ve Kürdistan hakkında düşündükleri

Bediüzzaman Said Nursi´nin kürtçülük ve Kürdistan hakkında düşündükleri

Kaynağı Peygamberimizin sünneti olan ´Müsbet Hareket´ Modelini dünyaya sunan Bediüzzaman Said Nursi anarşiliğin her türlüsüne karşıydı. ´Hakiki bir müslüman, samimi bir mü’min hiç hir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz. Dinin şiddetle menettigi şey fitne ve anarşidir. Çünkü, anarşî hiçbir hak tanımaz; insanlık seciyelerini ve medeniyet eserlerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir.´ der (Tarihçe-i Hayat, s.556).

Bediüzzaman Said Nursi´nin kürtlere yönelik yaptığı konuşmalar ve bu bağlamda yazdığı bir çok metinler de ortada. ´İstanbul’da Kürdlere Edilen Telkinat´ (İçtima-i dersler, s.25ff) başlıklı makalede Said Nursi kürtlere sesleniyor ve keskin bir şekilde türklerle ittifak etmelerini, hatta hükümete itaat etmelerini söylüyor, hayır adeta emrediyor.

Bu makelede öncelikle Said Nursi üç cevherden bahsediyor: 1. İslamiyet 2. İnsaniyet 3. Millet. Bu üç cevherin şeriat, namus, gayret lisanlarıyla muhafaza edilmesi gerektiğini beyan ediyor.

Ardından kürtleri mahveden üç düşmandan bahsediyor: 1. Fakr 2. Cahillik 3. Keşmekeşlik. Bu üç düşman nedeniyle kürt milletinin zarar gördüğünü yazıyor.

Peki bu üç cevheri muhafaza etmek ve bu üç düşmanı mahvetmek için ne gerekli? Bunun için de Said Nursi çözüm sunuyor. Çözüme dikkat: 1. İttihad-ı Milli 2. Sa´y-ı İnsani 3. Muhabbet-i Milli.

Bediüzzaman´ın bu çözümü ancak bir Bediüzzaman´a yakışır. Çözümün gerekçesini de yine kendisi açıklıyor: ´Altı yüz seneden beri bayrak-ı tevhidi umum âleme karşı ilan eden ve istibdada şiddet-i itaat ve terk-i âdât-i milliye ile ihtiyarlanan bizim şanlı Türk pederlerimize kuvvet ve cesaretimizi peşkeş ve hediye edelim. Ona bedel, onların akıl ve marifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de göstereceğiz.´

Bediüzzaman Said Nursi´nin bu açık ve net sözleri o zamanın şartlarına nasıl uygunsa, aynen bugünde aynı şartlar mevcut.  Bunun nedenlerini yine Nursi kendisi açıklıyor: ´Türkler bizim aklımız, biz de onların kuvveti; mecmuumuz bir iyi insan oluruz. Hodserane yapmayacağız. Bu azmimizle başka unsurlara ders-i ibret vereceğiz. İyi evlad böyle olur. Hem de istibdat zamanında bir batman itaat etmiş isek, şimdi bin batman itaat ve ittihad farzdır.´

Makalesinin sonunda Bediüzzaman tekrar üstüne basa basa ittihad´ın gerekçesini açıklıyor: ´İttifakta kuvvet var. İttihadda hayat var. Uhuvvette saadet var. İtaat-i hükümette selâmet var. Hablü’l-metin-i ittihada ve şerit-i muhabbete sarılmak zaruridir.´

Bediüzzaman Said Nursi düşüncelerini aynen hayata geçiren bir şahsiyettir. Söylediklerinin arkasındaydı. Örneğin Şubat 1920’lere gelince Bağımsız Kürdistan sesleri yükselmeye başlamıştı. Kürtlerin temsilcisi Şerif Paşa, Ermeni Heyet Başkanı Bogos ile 20 Şubat 1920’de bağımsız Kürdistan’ı kurmak için antlaşma imzaladılar. Said Nursi bu anlaşmayı protesto etmek amacıyla İkdam gazetesinde şöyle yazdı: ´Henüz 500.000 şehidin kanı kurumadan yapılan anlaşmayı protesto ediyoruz. Kürtler, İslamiyet’ın zararına olacak bir ayrılık peşine düşmeyecekler, antlaşmayı imzalayanları tanımayacaklardır´ (İçtima-i dersler, S.577). Ve gerçektende anlaşmayı tanımıyorlar ve verilen bu karar neticesiz kalıyor.

16 Martı’nda İstanbul işgal altındadır. İngilizlerin teşviki ile ´Kürd Teali Cemiyeti´ reisi Abdülkadir, Said Nursi’ye Kürdistan devletini kurma teklifini yapar. Said Nursi ´Bin yıldan beri Alem-i İslamın bayraktarlığını yapan kahraman Türk milletine hizmet yerine, birkaç akılsız kavmiyetçilerin peşinden gidemem´ diyerek bu talebi red eder. Ayrıca, sesiz kalmaz ve Kuvayı Milliye’yi desteklediğini açıklar.

Nursi bu ayrıma neden karşı çıktığını da açıklıyor: ´Kürtler, İslâm camiasından ayrılmaya asla tahammül edemezler. Bunun aksini iddia edenler, mutlaka özel maksatlar altında hareket eden ve Kürtlük adına söz söylemeye yetkili olmayan beş-on kişiden ibarettir… Kürtlük davası pek manasız bir iddiadır. Çünkü her şeyden evvel Müslüman’dırlar. Hem de dinî salâbeti kuvvetli olan hakiki Müslümanlardan… İslâm, cahiliye asabiyesini ortadan kaldırmıştır. İslâm, İslâm kardeşliğine aykırı olan kavmiyet davasını yasaklamıştır… İslamiyet, herhangi bir ırkın diğer bir İslam unsuru aleyhine olarak menfi surette ayrılmasını kabul etmez. Binaenaleyh Kürtleri Müslümanlıktan ayırmak isteyenler, İslâm’ın esaslarına muhalif hareket ediyorlar. Fakat bunlar da kimlerdir? Bir-iki kulüpte toplanan beş-on kişiden ibaret. Hakiki Kürtler, kimseyi kendilerine savunma vekili olarak kabul etmiyorlar. Onların vekili ve Kürtlük namına söz söyleyecek kişiler, ancak Osmanlı Mebusan Meclisindeki kişiler olabilir. Kürdistana verilecek muhtariyetten bahsediliyor. Kürtler, yabancı himayesinde bir muhtariyeti kabul etmektense ölümü tercih ederler. Eğer Kürtlerin inkişaf serbestliğini düşünmek lazım gelirse, bunu Bogos Nubar ile Şerif Paşa değil, Devlet-i Âliye düşünür. Hulâsa Kürtler, bu hususta kimsenin aracılığına ve müdahalesine muhtaç değildirler´ (İçtima-i dersler, s.578-580).

Şeyh Said isyanında da aynı davranışı göstermiştir. Adaşı kürt Şeyh Said bir ordu kurmak ile meşguldü. Amacı ´Allah’sız´ hükümeti çökertmekti ve Bediüzzaman’ın da bu orduya katılmasını talep etti. Said Nursi öfkeli bir şekilde bir mektup ile cevap verdi: ´Türk milleti asırlardan beri İslamiyet’e hizmet etmiş ve çok veliler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılıç çekilmez; siz de çekmeyiniz, teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Millet, irşad ve tenvir edilmelidir´ (Tarihçe-i Hayat, s.135). Bu yapılmasını istedikleri savaşın kardeşler arasında geçeceğini, kardeşleri öldüreceğini, çok felaket getireceğini ve kürtlerin ve türklerin kardeş oldugunu belirtse de, isyancılar pes etmedi. Kör Hüseyin Paşa Nursi’yi ziyaret etti. Çok para, mermi ve silah teklif etti. Nurculukta çoğu kez üzerinde konuşulan, şu konuşma geçti aralarında:

 

Hüseyin Paşa:

´Sizinle bir müşaverem var. Askerim hazır, atlar hazır, silahlar ve cephaneler de hazır. Sizden emir bekliyoruz.´

´Sen ne diyorsun? Ne yapacaksın? Kiminle harp edeceksin?´
´Mustafa Kemal’le.´
´Mustafa Kemal’in askerleri kim?´
´Ne diyeyim… İşte askerdir.´
´Askerler bu vatanın evlâdıdır. Senin ve benim akrabalarımdır. Kime vuracaksın? Onlar kime vuracak? Düşün, idrak et. Ahmed’i Mehmed’e, Hasan’ı Hüseyin’e mi kırdıracaksın?´

´Ama biz şeriatı istiyoruz?´

´Acaba bu fikre hizmet neden ileri geldi? Soruyorum size. Şeriat mı istiyorsunuz? Böyle hareket zaten aslında şeriata muhaliftir. Bu olsa olsa bir ecnebi tahrikine alet olma keyfiyetidir. Şeriat isterim diye şeriatı alet ederek şeriata muhalefet edilmez. Böyle şeriat istemek olmaz. Şeriatın anahtarı bendedir. Haydi yerlerinize!” (Vahide, Islam in Modern Turkey, 2005, s.181).

Başka bir yerde türklük-kürtlük meselesine şöyle cevap veriyor: ´Ey efendiler!
Ben, herşeyden evvel Müslümanım ve Kürdistan’da dünyaya geldim. Fakat, Türklere hizmet ettim ve yüzde doksan dokuz menfaatli hizmetim Türklere olmuş ve en çok hayatım Türkler içinde geçmiş ve en sadık ve en halis kardeşlerim Türklerden çıkmış. Ve İslamiyet ordularının en kahramanı Türkler olduğundan, meslek-i Kur’aniyem cihetiyle, her milletten ziyade Türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsî hizmetimin muktezası olduğundan, bana Kürd diyen ve kendini milliyetperver gösteren adamların bini kadar Türk milletine hizmet ettiğimi, hakîki ve civanmert bin Türk gençlerini işhad edebilirim´ (Tarihçe-i Hayat, s.202).

Bediüzzaman, ancak kürtlerin ve türklerin birlik olduğu zaman saadete ulaşabileceğine inanıyordu: ´Emin olunuz biz Kürdler başkalara benzemiyoruz. Yakînen biliyoruz ki, içtimaî hayatımız Türklerin hayat ve saadetinden neş’et eder.´ (Münazarat, s.84).

Netice itibariyle Bediüzzaman Said Nursi için etnik köken önemli değildi. O, ümmetçi fikrini savunuyordu. Onun için müslüman olmak önemliydi: ´Ben dindar ve takvalı bir türkü, bin tane dine lakayt kürde tercih ederim‘ (Emirdağ Lahikası, s.245).
Cemil Sahinöz, Moral Haber, 22.08.2012
http://www.moralhaber.net/makale/bediuzzamanin-kurdistan-hakkinda-fikirleri/

Risale Haber, 12.09.2015

http://www.risalehaber.com/bediuzzaman-said-nursinin-kurtculuk-ve-kurdistan-hakkinda-dusundukleri-17487yy.htm

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s