(17.08.2011) Asosyal Paylaşım Siteleri

Asosyal Paylaşım Siteleri

Facebook, Twitter, Myspace, Google +, turşu, lahana…. Al birini vur diğerine.

Nam-ı diğer sosyal paylaşım siteleri artık hayatımızın vazgeçilmezleri oldular. Asıl vazifeleri isimlerinden de anlaşılıyor: insanları sosyalleştirmek.

Aslında bu siteleri çokta faydalı kullanmak mümkün. Bir anda, bir tuşla tamda hedef kitlenize, dostlarınıza, arkadaşlarınıza, uzakdan akrabalarınıza, müşterilerinize, hayranlarınıza istediğiniz mesajı veya bilgiyi yollayabilirsiniz.

Yani amacına uygun kullanıldığında çok yerinde ve harika bir sistem.

Fakat genel itibariyle – bir çok teknolojik alette olduğu gibi – bu siteler de yerinde ve ölçülü kullanılmıyor.

Daha fazla chatleşmek için, kız veya erkek arkadaşı bulmak için, kendini farklı göstermek için kullanılıyor. Yani “Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol” fikrine ters bir amaçla kullanılıyor. Dolayısıyla bir çok insan bu sitelerde tanışdıklarını “gerçek hayatta“ gördüklerinde hayal kırıklığına uğruyorlar.

Bunun en bariz örneğini yine pratikten vermek istiyorum. İnternetten tanışdığı bir erkek veya kadın yüzünden eşinden boşanan ve bu kişiyle evlenenlerin neredeyse hepsi şu cümleyi sarf ediyorlar: ”Aslında eski eşim ve internette tanışdığım yeni eşimin arasında fazla fark yok. Ama internette fark edemedim.“

Elbette fark olmayacak. Çünkü bu duruma düşen eşler genelde evde sıkıntı ve huzursuz olan ailelerdir. Bu sosyal sitelerde yazışdıkları kişilerde, o sıkıntı veya sorumluluk ve bağlılıkdan dolayı oluşan bir sıkıntı olmadığı için, farklı davranıyorlar. Yoksa evinizdeki huzursuz olduğunuz eşinizin yerinde, internette tanışdığınız insan olsaydı, büyük bir ihtimal yine aynı tavrı görecekdiniz.
Netice itibariyle insanlar sosyalleşme yerine, bu sitelerin yanlış kullanımı sayesinde asosyal hale geliyorlar. İletişim çağında iletişimsizlik yaşıyoruz. Daha doğrusu iletişim var, fakat hem kalitesiz hem de gerçekci bir iletişim değil.

Örneğin “gerçek hayatta” konuşmayı beceremeyen, dostu olmayan, insanları ve toplumu sevmeyenler bu sitelerde kahraman olabiliyorlar. Çünkü tek irtibat şekli kelimer, harfler, cümleler. Bu şekilde karşıdaki insan sadece bu harflerden ibaret olan irtibat sayesinde kafasında bir insan tipi oluşturuyor. Tabiki bu tiplemeler genellikle “harikasın, süpersin, çok naziksin, çok düşüncelisin” gibi pozitif oluyor. Bu cümlelerin muhatapları da “Bir yalanı 40 defa söylersen gerçek olur” atasözüne binaen, bir gün kendileri de bu yalana inanmaya başlıyorlar. Yani kendilerinin gerçekten bu şekilde olduklarını zannederler.

İşte tamda bundan sonra asosyalleşme süreci başlamıştır.
Çünkü “gerçek hayatta” olamadıkları kişilikleri, bu sitelerde canlandırmaya başlıyorlar. Fantazi bir hayata kaçarlar. Bu duruma düşen şahıslar insanların arasında sıkılmaya başlarlar. Çünkü internetteki kahramanlıkları sökmemeye başlar. Olmak istedikleri ve internette oldukları kişilikleri sergileyemezler. Kendilerini rahatsız ve huzursuz hissederler ve bir şekilde yine sanal aleme kaçmayı becerirler.

Artık sadece orada dostluklar kurarlar, arkadaşları artık elektronik cihazlardan, harflerden ve resimlerden ibarettir.

Çocuklar üzerine yapılan psikolojik araştırmaların sonuçları da bu yönde. Saatlerce paylaşım sitelerinde “oyalanan” çocuklar, iletişim kurmakda zorluk çekiyorlar, sabırsız ve bencil oluyorlar. Ne büyük bir tezat. Sosyal Paylaşım sitelerinde iletişim kuranlar, toplumda iletişim kurmakda zorlanıyorlar. Çünkü internette alıştıkları şekilde toplumda irtibat kuramıyorlar. Gerçek hayatta gülümseme vardır, smiley yoktur.

Bu nedenle ”gerçek hayat“ ve ”sanal hayat“ kavramları üzerinde durulması gereken ciddi kavramlardır.

Aslında sadece bir tane gerçek hayat vardır. Sanal hayat, o gerçek hayatın bir parçasıdır. Sanal hayatta canlandırılan kahramanlıklar şahısların zihin altında özlem duydukları bir hayatın göstergesidir. Olmak istedikleri kişiyi toplumda olamadıkları için, internette olabiliyorlar. Çünkü internette istediğin kişi olabilmek çok kolay. Hiç bir sorumluluk yok, ispat yok, faaliyet yok.
Sanal hayatta kendinize istediğiniz hayatı kurabilirsiniz. Hatta istediğiniz hayatı yaşayabilirsiniz… ta ki balon patlayana kadar.

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 17.08.2011

http://www.moralhaber.net/makale/asosyal-paylasim-siteleri-1/

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s