(06.10.2009) Harun Yahya (Adnan Oktar) ile röportaj

Harun Yahya (Adnan Oktar) ile röportaj

Hocam, bize kıymetli vaktinizi ayırdığınız için Allah razı olsun. Hemen konuya girmek istiyorum. Türkiye’de ve Asya’da geniş kitlelere ulaştınız. Bir çok insana eserleriniz ulaştı. Avrupa için ne gibi açılımlar yapıyorsunuz ve gelecekte yapacaksınız?

Allah’a çok şükür, elhamdülillah, kitaplarım dünyanın her bir yanına ulaşmış durumda. Yaklaşık 60 yabancı dile tercüme edildi eserlerim ve Endonezya’dan ABD’ye, Sudan’dan Japonya’ya kadar dünyanın neresine gitseniz eserlerimle karşılaşırsınız. İnternet üzerinden de çok fazla sayıda kitap indiriliyor. Biliyorsunuz, www.harunyahya.org ve www.harunyahya.com sitelerinde bu eserler ücretsiz olarak yayınlanıyor. Ayrıca sitelerde binlerce makale ve belgesel film de var. Bunları da kardeşlerimiz ücretsiz olarak bilgisayarlarına alıp kullanabiliyorlar. 2007 yılında internet sitelerinden indirilen kitapların sayısı 35 milyondu, 2008’de bu sayı 80 milyonu buldu, maşaAllah. Sitelere en çok giriş yapılan ülkeler de genelde Avrupa ülkeleri, Avrupalılar çok yakından takip ediyor kitaplarımı. Zaten Avrupa’da son dönemlerde yaşanan kültürel değişim de eserlerin etkisini açıkça ortaya koyuyor. Özellikle Yaratılış Atlası’nın Avrupa’ya ulaşmasının ardından çok önemli ve güzel değişimler olmaya başladı. Yapılan çeşitli anketlerde artık Avrupalıların Darwinizm’in geçersizliğini görmeye ve anlamaya başladıkları ortaya çıktı. Almanya’da, İngiltere’de, Danimarka’da, İsviçre’de yapılan anketler evrime inanmayanların oranının çok yüksek olduğunu, %80’lere vardığını ortaya koyuyor. Eskiden bunun tam tersiydi, ama Allah’a çok şükür, Allah Yaratılış Atlası’nı vesile etti, Avrupa’da büyük bir aydınlanma başladı. Avrupa şimdi gerçek Aydınlanma çağına girdi. Bu aydınlanma önümüzdeki günlerde daha da artacak inşaAllah, İslam’ın Nuru, Işığı tüm Avrupa’yı, tüm dünyayı aydınlatacak. Çok güzel, sevgi dolu, herkesin birbirine merhamet duyduğu, şefkatle yaklaştığı, bolluk ve bereketin çok arttığı günler yaşayacağız inşaAllah.

Fransa’da çok konuşuldunuz. Oradaki mesele tam olarak neydi?

Yaratılış Atlası kitabında yer alan deliller evrimi net ve kesin olarak çürütüyor. Fransız Darwinist ve materyalistler, Darwinizm’i çökerten bu somut bulguları görünce müthiş paniğe kapıldılar. Yüz milyon fosil var bugüne kadar kazılardan çıkarılmış, bunların hepsi de istisnasız Yaratılış’ı gösteriyor. İçlerinde bir tane dahi ara form dedikleri türde, evrime delil olabilecek fosil yok. Aslında Darwin’in kendisi de biliyor bu gerçeği, Türlerin Kökeni kitabında açıkça itirafta bulunuyor: „Sayısız ara geçiş formu olmalı. Fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz? Niçin her jeolojik her yapı, her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil?“ Böyle bir form yok da ondan bulamıyorsunuz. Peki bu Darwinizm’in iflasını gösteren bir açıklama değil midir? Darwinistler yıllardır bu gerçeği halktan saklıyordu. Yaratılış Atlası’nda bu fosillerden birkaç yüz tane örnek yayınladık, Darwinistler ne yapacaklarını şaşırdılar. Çünkü bu fosillere karşı getirebilecekleri hiçbir akılcı ve bilimsel açıklama yok. Verecek bilimsel bir cevapları olmadığı için de kendilerince kitabı yasaklatmaya kalkıştılar. Halbuki Güneş bir kere doğmuş, siz istediğiniz kadar perdeyi sıkı sıkı kapatıp Güneş doğmadı deyin. Bir kere Güneş ışığının zerresini gördükten sonra insanlar, buna kimseyi inandıramazsınız. Nitekim Avrupalı Darwinist ve materyalistlerin panikleri de bir netice vermedi. Halk kendi gözleriyle fosilleri gördü, on milyonlarca yıllık balıklar, böcekler, sürüngenler en küçük bir değişikliğe dahi uğramamış. 100 milyon yıl önceki balık neyse bugünkü de o. Demek ki, evrim diye birşey yokmuş.

Avrupada insanlar huzuru maddiyatta, ev almada, araba almada arıyor. Bunları elde ettiği halde materyalist ve kapitalist sistem, insanlara huzur vermedi. Tam aksine, insanları ve toplumları bozdu. Sizce Avrupalı insanın kurtuluşu nerede saklı?

Maddiyat insana huzur vermez, insan aradığı neşeyi, sevinci, coşkuyu, heyecanı evde, arabada, bir kap yemekte, yalıda, villada bulamaz. İnsan ruhu ancak imanla, Allah sevgisiyle huzur bulur. Allah sevgisi aklın, ruhun, kalbin tek kurtuluşudur. Allah sevgisini yaşamayınca insanlar, tutkuyla coşkuyla Allah’ı sevmeyi, Allah’tan derin bir saygıyla korkmayı bilmeyince, bu sefer daha ölmeden ölüm başlıyor. Bedenen yaşıyor gibi görünüyor, ama aslında bir ölü oluyor. Allah’ı sevmeyen ruh, bencil olmanın, insanlara hep kuşkuyla bakmanın, güvensizliğin, yalnızlığın, sevgisizliğin acısıyla yanar kavrulur dünyada. Bu Allah’ın, dünya hırsı peşinde koşan, imani derinliği olmayan, Allah’tan korkmayan insanlara verdiği bir beladır. Ama insanların çoğu bunun bir bela olduğunu fark edemiyor, hayatın normal akışı zannediyor. Halbuki, iman derinliği olduğunda, bir insan Allah’ı çok sevdiğinde bambaşka bir hayat yaşar, herşey çok güzel, çok farklı olur. Kuran’ın özünde, İslam’ın özünde derin sevgi, merhamet, estetikten zevk almak, güçlü bir sanat anlayışı, neşe, coşku, heyecan yani ruhun arayışı içinde olduğu her türlü güzellik vardır. Bu güzelliklerin ortaya çıkması ancak samimi imanla mümkün olur.

Kur’an ve İslam Avrupa’ya ne verebilir?

Avrupa’nın büyük bir kısmı şu anda ruhunu kaybetmiş durumda. Kuran, İslam onlara kaybettikleri ruhu, insaniyeti, sevgiyi verecek inşaAllah. Fedakarlığı, merhameti, sevecenliği, vefayı, sadakati, korumayı, kollamayı, karşılıksız sevmeyi yeniden öğrenecekler inşaAllah. Tabi bu güzel hasletleri biliyorlar, ama tam anlamıyla, kamil anlamıyla yaşayacaklar. Mekaniklik, ruhi derinlik olmaması Avrupalı insanların canını çok yakıyor, bu acıdan kurtulacaklar. Yoksa Avrupalıların bilimde, teknolojide ileri olmaları, temizlik anlayışı, nezaketleri, sanata, estetiğe önem vermeleri gibi çok güzel yönleri var. Kuran ahlakına yöneldiklerinde bunlar daha da gelişecek inşaAllah.

Avrupada herkes entegrasyondan (uyum sağlamaktan) bahsediyor. Fakat birçoğunun asıl dertleri Müslümanları asimile etmek. Yani Müslümanlığı bıraktırıp, Hristiyanlaştırmak. İslam ve Türk kültürünü gurbetçilerimizden uzaklaştırmak istiyorlar. Oradaki insanlarımıza ne tavsiye edebilirsiniz?

Bunu yapmaya çalışan bir avuç materyalist, Darwinist. Bizim gurbetçilerimiz aslanlar gibi maşaAllah, kimse onları dinlerinden, kültürlerinden uzaklaştıramaz. Böyle bir oyun kuran, oyununda başarılı olamaz, gurbetçilerimiz onlara yol vermez inşaAllah. Ama tabi ilmi olarak kardeşlerimizin kendilerini geliştirmeleri, güçlendirmeleri çok önemli. Kültürün, bilginin önünde kimse duramaz. Çok kaliteli bir gençlik yetiştirmek lazım. Çok dindar, şuurlu, antiDarwinist, antimarksist, antikomünist, aklı çok iyi çalışan, profesörler, bilimadamları, doktorlar, hukukçular yetiştirmek gerekir, o zaman çok büyük, karşı konulamaz bir güç meydana gelir. O yüzden kardeşlerimiz kültüre çok önem versinler. Benim sitelerime girsinler, bütün kitaplarımı okusunlar, bedava indiriliyor. Hepsini okusunlar, bilgilerini çok arttırsınlar, çok şuurlansınlar, inşaAllah gerisi çok hızlı gelişir. Avrupa’daki kardeşlerimizin ahlakı çok üstün, çile ehli mükemmel insanlar onlar, güzel ahlaklarını iyice sağlamlaştırıp, yeni nesillere aktaran, bozulmaya karşı da çok titiz olan bir yapı geliştirdikçe hiçbir şey olmaz, kimse onlara zarar veremez inşaAllah.

Avrupa’da ki açılımlarınızda hedef kitleniz orada yasayan, Türkçe’yi iyi bilmeyen Üçüncü Türk nesili mi yoksa daha fazla gayri müslimler mi?

Benim eserlerim anti Darwinist, anti materyalist bilgi edinmek isteyen, imanını güçlendirmek, imanını derinleştirmek isteyen herkes için çok güzel birer kaynak. Benim gördüğüm kadarıyla Avrupa’da yaşayan kardeşlerimiz hem kendileri faydalanmak hem de anlatmak için eserlerimden bayağı faydalanıyorlar. Bu çok güzel maşaAllah, bu şekilde devam etmesi çok güzel olur.

Dünyanın bir çok ülkesinde Evrim Teorisinin safsata olduğu kanıtlandı. Fakat maalesef özellikle bir çok Avrupa ülkesinde halen okullarda kanıtlanmış bir teori gibi sunuluyor. Bunun nedenlerini neye bağlıyorsunuz?

Darwinistler adeta bir diktatörlük sistemi kurmuşlar ve bilimsel olarak hiçbir geçerliliği olmayan bir teoriyi, materyalizme, ateizme destek sağladığı için, vargüçleriyle, zorla herkese dayatıyorlar. Ortaokul, lise ve üniversite imtihanlarında evrim teorisi hakkındaki sorulara, sanki bu sahte teori doğru ve gerçekmiş gibi cevap verilmesi şartı getiriyorlar. Darwinizm’e inanmadığını imayla dahi olsa ifade eden bir akademisyenin veya bilim adamının çalışmalarına devam etmesine, mevkisinin yükselmesine hiçbir şekilde müsaade edilmediği gibi, çoğunlukla işten atılıyorlar. Bunun temelinde Darwinizmin ilmen yenilmiş olması vardır. İlmi olarak savunamadıkları teoriyi, baskıyla, zorla ayakta tutma gayreti vardır. Halbuki, Darwinizm ölmüştür ve hiçbir girişimin bu ölüyü diriltmesi mümkün değildir. Tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşmasının mümkün olmadığının, bugüne kadar ara form diye sunulan fosillerin hemen hepsinin ya sahte ya da soyu tükenmiş canlılara ait olduğunun, elde edilen 100 milyondan fazla fosilin tamamının evrim olmadığını gösterdiğinin yaratılışı ispatladığının açık ve net olarak anlaşıldığı bir dönemde, Darwinist diktanın da sonu gelmiş demektir. Darwinistlere ve materyalistlere düşen, artık Darwinizmin cenazesini kaldırmak ve 150 yıldır yürütülen dikta rejimi nedeniyle tüm dünya halklarından özür dilemektedir.

Avrupa’da bir çok İslami cemaatler var. Bunları bazen ittifak içinde, bazen birbirleriyle uğraşır halde görüyoruz. Sizce cemaatler nasıl hareket etmeli?

Müslümanlar bir olacak, bütün olacak, kardeş olacak. Bu Allah’ın emri. Müslümanlar bu emre uyacaklar. Müslümanların birbirlerini sevmeleri, korumaları, yardımcı olmaları, şefkat duymaları, bölünmeye karşı kesin tavır almaları şart. Bölünmeyi Allah Kuran’da yasaklamış. “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi saf tutarak mücadele edenleri Allah sever” diye bildiriyor Allah ayetinde. Kardeşlerimiz, Allah’ı çok sevsinler. Allah’tan çok korksunlar, birlik ve beraberliği istesinler. „Yarabbi“ desinler „Başımıza bizleri yönetecek bir yönetici nasib et. Bütün İslam alemi tek bir kardeş olsun.“ diye dua etsinler. Allah inşaAllah o zaman Müslümanların başındaki tüm zorlukları ortadan kaldırır. Ne üzerlerindeki baskı kalır, ne huzursuzluk kalır. Kardeşlerime müjdeliyorum, önümüzdeki günler çok güzel olacak inşaAllah. Türkiye çok büyük olacak, İslam aleminde Türklük aleminde büyük bir birleşme ve büyük bir ilerleme olacak. Medeniyette akıl almaz bir ilerleme olacak. Kardeşlik, birlik ve beraberliği iyice güçlendirmek, tefrikadan şiddetle kaçınmak, cemaat ayrılıklarından tedirgin olmamak, bunları bir rahmet bilip, kardeşliğimizi iyice pekiştirmemiz gerekiyor inşaAllah.

Siyasi olarak AB’nin gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

AB’nin insan haklarına değer veren, hukukun üstünlüğünü savunan, bilim ve teknolojik ilerlemeyi sağlayan yönleri çok güzel. Ama AB’nin tam anlamıyla güçlü olması, Türk İslam Birliği’nin kurulmasıyla mümkün olur. AB şu anda gerek ekonomik yönden gerekse sosyal yönden büyük bir sıkıntı içinde, böyle devam ederse çok fazla ayakta kalması, güçlenmesi mümkün olmayabilir. Ama eğer Türk İslam Birliği kurulursa, AB Türk İslam Birliğiyle ittifak ederse o zaman bu AB’nin kurtuluşu olur. Türkiye’nin de AB’ye muhakkak Türk İslam aleminin lideri olarak girmesi gerekir. O zaman Avrupa birse bin olur, zenginlik müthiş artar.

Dünya medyası Müslümanlar üzerine baskıyı devam ettiriyor. Müslümanlar arası bir ezilmişlik, aşağılanma meydana geliyor. Bu süreç ne kadar devam edecek? Ve bizler, Müslüman olarak, bu konuda neler yapabiliriz?

Müslümanların üzerindeki bu baskının arkasında ateist masonlar, ateist Siyonistler, materyalistler var. Bu baskının ortadan kaldırılmasının ise tek yolu var, o da Müslümanların birlik olması, Türk İslam Birliği’nin kurulması. Müslümanlar böyle bölünmüşken, ateist mason ve ateist Siyonistlerle baş edilemez. Çünkü ateist masonlar ve ateist Siyonistler tam ittifak halindeler. Saidî Nursî hazretleri, „Müslümanların bölünmüşlüğü ve şikakından istifade ederek, küçük bir topluluk iken büyük bir İslam âlemini esir alırlar“ diyor. Bölünmüşlük ve parçalanmışlıkta mağlubiyet kesindir. Müslümanların birleşmenin dışında zafere kavuşmaları mümkün değildir. Hz. Mehdi (as)’yi aramaları lazım. Hz. İsa (as)’nın gelişini beklemeleri lazım. Bunun başka bir çözümü yoktur. Bu yüzden Türk İslam Birliği’nin oluşturulması gerekir. Türk İslam Birliği’nin oluşturulması için birçok legal toplantıların yapılması, bunun söylenmesi ve açıkça ifade edilmesi büyük pankartlarla, basında yer alması gerekir. Bunun gündem yapılması gerekiyor. Kardeşlerimizin yapacağı en önemli çalışmalardan biri bu olur. Sürekli Türk İslam Birliği’nin gündemde tutmak ve vargüçleriyle bu büyük birlikteliğin gerçekleşmesi için talepte bulunmak. Allah bu çabaları inşaAllah dua olarak kabul eder.

Küresel Ekonomi Krizi faizciliğin neden haram olduğunu net bir sekilde ortaya koydu. Dünya ne zaman İslam’ın ve Kuran’ın anlayışını hayatın her alanında benimseyecek?

Bu, Peygamber Efendimiz (sav)’in ahir zamanda olacağını haber verdiği bir ekonomik krizdir. Kuran’da buna da geniş çaplı işaret edilmiştir. Amerika’da, Rusya’da, Çin’de, Avrupa’da tam bir panik var. Ve durduramıyorlar. Domino taşları gibi peş peşe yıkılıyor. Bu durdurulacak bir olay değildir. Ahir Zamanda Hz. Mehdi (as)’nin zuhuru öncesi olacak olaylardan bir tanesidir. Hz. Mehdi (as)’nin zuhur alametlerindendir. Kapitalist sistemi tamamen yutacak, Hz. Musa’nın asasının yılanı yutması gibi, bütün sistemi yutacak bir olaydır bu. Ve bunun karşısında kimse duramayacaktır. 2007’de başladı asıl olarak biliyorsunuz ve 7 yıl sürecektir. Bir süre sonra insanlar ellerindeki altın ve gümüşün de hiç bir işe yaramadığını görecekler. Biriktiren boşa biriktiriyor altını ve gümüşü, sadece bir kaç kilo metali olmuş olacak, yani demir, bakır, toprak, çamur hiç bir farkı olmayacak onu söyleyeyim. Hatta “Bir öküz başı bir ukyeye satılır” diyor rivayette. Bu hadisten kıtlıkla da karşılaşılacağı anlaşılıyor. Yani, bir öküzün başını bile bulmakta zorluk çekecekler, öyle bir kıtlık dönemine doğru gidecekler. Tabi tüm bunlar Allah’ın meydana getirdiği özel bir durumdur. Allah Cabbar sıfatıyla insanları Kuran ahlakını yaşamaya yöneltecektir. Siz de söylediniz, şimdi faizsiz sisteme geçiş başladı. Bir süre sonra insanlar birbirleriyle yardımlaşmayı, dayanışmayı da öğrenecek. İnfak etmenin önemini, fakiri kollamanın önemini, israf etmemenin önemini öğrenecekler. Mal yığıp biriktirmenin hiçbir işe yaramadığını öğrenecekler. Bu krizin de kurtuluşu Türk İslam Birliği’nin kurulması olacak inşaAllah. Genç iş gücüne, zengin hammadde kaynaklarına sahip olan Türk İslam alemi, birlik ruhuyla, beraber olmanın, bir olmanın verdiği güçle bu krizden etkilenmeyecek, krizin ezip geçtiği ülkelerin de tek çıkış yolu olacak inşaAllah.

Harunyahya.tv adresinden TV’lerde ki röportajlarınızı izleme imkanı buluyoruz. Peki, Avrupa Medyasında sizi ne zaman görme imkanı bulacağız?

Avrupa ülkelerinden gelen basın mensuplarıyla da görüşmelerimiz, röportajlarımız oluyor inşaAllah. Bunlara da www.harunyahya.tv adresinden ulaşabilirler kardeşlerimiz. Siteyi detaylı olarak incelediklerinde görürler bu röportajların da tamamını. İnşaAllah ileride Allah nasip ederse, Avrupa’da yaşayan kardeşlerimizle, yüzyüze de görüşür, sevgiyle muhabbetle birbirimizi kucaklarız.

Cemil Sahinöz

Yayınlandığı dergi: Ayasofya Dergisi, Nr.29, 2009, S.14-19

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Ayasofya Zeitschrift, Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s