(15.06.2009) Bir sabah kahvaltısı ve çelişkiler

Bir sabah kahvaltısı ve çelişkiler

Gece “Meksika Sınırı“ ve “Ceviz Kabuğunu“nun yorgunluğunu atmak için, arkadaşlarla anlaştık. Sabah kahvaltıya bana gelecekler. Mütevazi evime CanTezcan, Hacı İmre ve Sifum Gökhan gelecekler…

 

Kahvaltıyı hazırlamak bana düştü. Ben bu işlerden hiç anlamadığım için, önce kendi kahvaltımı hazırladım: Nihat Genç, Kafka, Dostoyewski, İsmail Kılıçarslan, Mevlana, Said Nursi ve Gazali aynı menüde. Nede güzel, nede tatlı.. doyurucu… (Ben bunların aynı sınıfta tarafsız bir şekilde okunma ihtimalini sevdim, geceleri sessizce balkonda elimde bir kalem ve çay bardağı ile dinlenirken)

 

Herneyse, evden çıktım. Kahvaltılık alınacak. Benim gibi çay, kitap ve simitten beslenen biri, kahvaltıda neyin hazırlanacağını nereden bilsin? Kafamda ikinci sınıf karakter oyuncuları dolu diziler canlandı.

 

Yola çıktım. Düşündüm, “Nereden alışveriş yapılır? Aldi? Lidl? Edeka? Hepside büyük süpermarketler.“ Direksiyonu hayatım boyunca kapitalistlere çevirmediğim için, herhalde Allah bana acıdı ve aklıma getirdi ki, “Hem müslüman, hem sevdiğim bir ağabeyin marketi var: Doğan abi“.

 

Uzak da olsa Doğan abinin marketine geldim. Sordum “Ne iş?“. Doğan abi: “Cemilim, hiç türk müşterim yok. Müşterilerim hep yabancılar.“ Aklıma gelen cevap şuydu: “İyiya işte. Avrupa Birliğine almışlar seni.“

 

Gurbette bir müslüman ağabeyime katkıda bulunma sevinciyle tekrar yola koyuldum. Eve vardım. Şöyle dört-beş toz aldıktan sonra, gazeteleri inceledim. Hürriyet ve Yeni Şafak. İkisi de lazım olurdu nasıl olsa birgün.

 

İbrahim Sadri ağabeyimin eşliğinde kahvaltıyı hazırladım. Daha doğrusu hazırlamaya çalıştım. Çay yapmaya çalıştım…. Türk ve alman kahvaltı kültürüyle karışmış bir masa buldum önümde. Gökhan, “Abi bu ne? Bırak bu işleri. Sen git akşam konferens için hazırlan. Hacı İmreyle biz bir menemen yaparız“ teklifinde bulundu. Eyvallah…

 

CanTezcan ile beraber benim asıl kahvaltıma döndük. Bu sefer Necip Fazıl ve Nazım Hikmet. Olur, ikiside olur, bal gibi olur. “Solcumusun-Sağcımısın, Yandaşmısın-Karşıdanmısın. Hangi mahalledensin?“ manzaralarına çok şükür girmeden menemen hazır oldu.

 

***

 

Hayat çelişkilerle doludur…

 

Önemli olan, bir insanın kimliğini belirtmesi ve oturtmasıdır. Kimliğinizi sapa sağlam kurduğunuz zaman “öteki“ kavramı kaybolur. Çünkü “öteki“de bir kimliktir. Saygı duyarsınız. Bu sayede, toplumsal kamplaşmalar engellenebilinir. Şucu, bucu kavramlarının ürettiği huzursuz ortamdan kurtulmak için, ancak sağlam bir kimlik gerekir….

 

Evet, kalbinizle yaptığınız herşey, size geri dönecektir.

Cemil Sahinöz, Moral Haber, 15.06.2009
http://www.moralhaber.net/yazidetay.php?Yazi_id=11892&yazar=493

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s