(20.03.2004) Necip Fazıl Kısakürek

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Hayatı

Necip Fazıl 26 Mayıs 1904 yılında İstanbul´da doğdu. Eğitimini Fransız ve Amerikan kolejlerinde, Bahriye Mektebinde ve Darülfünunun Felsefe Şubesinde görmüş. 1925´de Paris´den İstanbul´a dönmüş ve bankalarda çalışmış. 1928 senesinde “Kaldırımlar” adlı şiir kitabını çıkarır ve namı duyulmaya başlar. 1944 senesinde “Büyük Doğu” dergisini çıkarmaya başlar ve politikaya atılır. Çeşitli kereler cezaevine girer ve çıkar. 1980 yılında Türk Edebiyat Vakfı tarafından “Şairler Sultanı” ilan edilir. 25 Mayıs 1983´te İstanbul´da vefat eder. Allah rahmet eylesin.

Seyyid Abdülhakimi Ziyaret

Seyyid Abdülhakim Efendiyle karşılaştığında, hayatının dönüm noktasına gelir. Bu karşılaşma anını şöyle tarif eder:

“Bana yakın gözlerle bir kerecik baktınız; Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!”

“Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…” (Tam Otuz Yıl, 1934)

Bu olaydan sonra, Necip Fazıl birden “mürteci” ve “dindar” olarak namlandırılır. Fakat o yolundan vazgeçmez ve İslami edebiyatın öncüsü olarak gönüllere yerleşir.

İslam görüşü

Necip Fazıl artık çareyi İslam´da arar. “Sosyalizma ve komünizmanın var etmek isteyip de yok ettiği adalet ve tesviye ölçüsünün hakikatı, İslam´da… Liberalizma ve kapitalizmanın yiye yiye çatlamasına veya fertten her hakkın kaptırmasına mani ölçüler, İslam´da… Demokrasya ve fikir hürriyetinin başı bozukluğa ve kargaşalığa sarkan aşırılığını köstekleyici anlayış, İslam´da… Nazizma ve faşizmanın kazıp rüyasını gördüğü üstün nizam ve ruhi müeyyidecilikteki esas, İslam´da… Her şey İslam´da…”

Eski şiirlerini çöpe atıyor

Ünlü “Çile” kitabının önsözünde Necip Fazıl şöyle yazıyor: “Mal sahibi bensem, bunları istemediğim, tanımadığım ve çöplüğe attığım bilinsin… Attıklarım, aldıklarımdan çok olan eski şiirlerimi yenileriyle demetledikten ve bu kitapta derledikten sonra meydana gelen şu kadar parça şiir, şu ana kadar şairliğimin tam ve eksiksiz kadrosu oluyor. İşte şiir kitabım, bu, hepsi bu kadar; ve bu kitaba gelinceyedek başka hiçbir şiir, bana, adıma ve ruhuma mal edilemez.”

Necip Fazıl Bediüzzaman Said Nursi´yi ziyaret ediyor

Muhsin Alev Bey anlatıyor: „Kâmil Öztürk ile birlikte Necip Fazıl Kısakürek’in yanına gidip geliyorduk. O yıllarda Necip Fazıl, Büyük Doğu faaliyetleriyle meşguldü. Necip Fazıl’la münasebetlerimiz devam ediyordu. Risale-i Nur’larda bazı parçaları Büyük Doğu mecmuasında neşrettiriyorduk.

„Üstad İstanbul’a gelince sanki bütün İstanbul halkı Akşehir Palas Oteline boşaldı. Hergün yüzlerce insan Üstadı ziyaret ediyordu. Bu arada bir çok tanınmış zevat da bu ziyaretçiler arasındaydı. Necip Fazıl da Üstadı ziyarete gelmişti. Üstad, kendisini alaka ile karşıladı. Bir sandalyeye oturttu.

„Necip Fazıl, kendisinin yanına gelip giden gençleri Üstad Bediüzzaman’ın yanında ve hizmetinde görünce (ben tahmin ediyorum) üzülmüş olacak ki, Üstad kendisine:

„Üzülme! Üzülme! Ben Doğucuları, Risale-i Nur talebesi olarak kabul ettim. Ben seni Risale-i Nur’a yirmi senelik hizmet yapmış olarak kabul ediyorum‘ dedi.

„Yine Necip Fazıl’la olan görüşme sırasında Üstadın şöyle dediğini hatırlıyorum:

„Biz bir ağacın meyveleriyiz. Aramızda ayrılık-gayrılık yoktur. Ders almak ve kaynak bakımından aynı yere gidiyoruz.‘

Ahmed Ramazan Bey anlatıyor: „Uzun seneler Suriye’de kaldım. Türkiye’ye 1961’de geldim. 1950’lerde Büyük Doğu mecmuasında çalışırken, Necip Fazıl, Üstaddan sitayişle (övünerek) bahsederdi. Mecmuada, Nur’lardan parçalar neşrederdi.

Kısa Şiirleri

Eczahanede ama hangi rafta şişede?

İslam ki tek ilaçtır örümcekli köşede.

Haberi Yok (1929)

Şu geçeni durdursam tutup da eteğinden,

soruversem haberin varmı öleceğinden?

Müslüman Yüzü (1976)

O yüz, her hattı tevhid kaleminden bir satır;

O yüz ki, göz değince Allah´ı hatırlatır…

Ağzımı Dikseler (1973)

Tel tel ve iplik iplik dikseler de ağzımı;

Tek ses duysalar; Allah… Yoklayanlar nabzımı.

Tek Kelime (1977)

Ne var ki, pazarlığa girişecek ecelle;

Sermayem tek kelime, Allah azze ve celle…

Aşk ve Korku (1980)

Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde,

Allah’tan nasıl korkmaz, insan O’nu sever de…

Güzel (1977)

Güzel Allah’ım, senden ne gelecekse gelsin;

Sen ki, rahmetinle de kahrınla da güzelsin…

Cemil Sahinöz

Yayınlandığı Dergi: Ayasofya Nr.8, 2004, s.16-17

Kaynaklar:

– Adnan Şenel, Düşüncenin Temelleri, Kamer, İstanbul, 1993

– Halit Ertuğrul, Toplumun Işıkları, Timaş Yayınları, İstanbul, 2002

– Necip Fazıl Kisakürek, Çile, Büyük Doğu Yayınları, 46. Baskı, İstanbul, 2002

– Necmeddin Şahiner, Son Şahitler, 3.Cild, 4.Cild, Yeni Asya, İstanbul, 1988

Advertisements

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Türkische Kolumne / Türkce Makaleler

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s