Verfasst von: misawatruth | Oktober 9, 2009

(09.10.2009) Yedi aylık hasta, bir gecede nasıl iyileşir?

Yedi aylık hasta, bir gecede nasıl iyileşir?

Katharina zor bir hayat geçirmişti. 45 yaşındaydı. Bu 45 sene, aynı ismini taşıdığı kasırga gibi geçmişti. Çok yorulmuştu. Yüzünde çileli hayatın izleri vardı. Ve artık hastanelere düşmüştü. Haftalarca, aylarca hastane yataklarında geçiriyordu bu anlamsız hayatı. Kalkmaya gücü yoktu. Yıkılmıştı… Perişandı…

Ali hastanede çalışıyordu. Alman vatandaşı olduğu için askerliğini Almanya´da yapıyordu. Alman ordusuna gitmek yerine, hastanede görevli olarak çalışmayı tercih etmişti. İşe girerken, hastane yöneticilerine, “Benim Namaz kılmam gerekiyor. Eğer işe alacaksanız, namaz yerimide ayarlamanız gerekiyor. Yoksa çalışamam” demişti. Hristiyan hastanenin yöneticileri hiç tereddüt etmeden, “Problem değil. Hastanemizde küçük bir kilise var. Size anahtarı veririz. İstediğiniz kadar namaz kılabilirsiniz.“ Ali sevinmişti. Görevi boyunca hiç aksatmadan namazlarını kılabiliyordu. Üstelik bir hristiyan hastanesinde.

Yine bir gün namazını kılmıştı. Öğlen namazını. Namazını bitirip doktor odasına girmişti. Hastanenin başhekimi odadaydı. O bölümün tüm görevlilerini toplamıştı ve onlara sesleniyordu: “Şimdi ümitsiz bir vakıa ile karşı karşıya olacağız. 45 yaşında, Katharina namında bir hastayı alacağız. İşiniz çok zor. Böyle birşey hiç görmediniz. Bu hastayla ilgilenmek çok zor, haberiniz olsun.“

Katharina hem piskolojik, hem de biyolojik olarak hastaydı. Çok rahatsızdı. Tüm gün bağırıyordu. Yataktan hiç kalkmıyordu. Haftalarca kalkmamıştı. Bütün ihtiyaçlarını yatakta gideriyordu.

Ali görevi icabı Katharina´nın odasına girmişti. Katharina´nın odasına temiz bir havlu bırakıp çıkacaktı. Ama Katharina´nın çığrıkları kulaklarında çınlıyordu. Bunları duymamak mümkün değildi.

Katharina bağırıyordu, “Beni niye bıraktın? Ey Allah´ım beni niye bıraktın?”

Tüm ümidini yitirmişti. Çaresizdi. Hayattan bıkmıştı… Ali şefkat ile elini bayanın omzuna koymuştu, „Neyiniz var?“

Katharina sadece bağırıyor ve ağlıyordu, “Allah beni bıraktı. Artık yaşamak istemiyorum.”

Ali üzgündü, yardım etmek istiyordu. Katharınaya sordu, “Siz hristiyansınız. Hz.İsa´ya (a.s.) inanıyormusunuz?“ Katharina bağırdı, “Eveeet“. Ali devam etti, “Peki Hz. Musa´ya (a.s.) inanıyormusunuz?“ Cevap yine bir çığrıkla geldi, ”İnanıyorum“.

Ali devam etti: “O zaman bilirsiniz, bu peygamberlerin hayatları çileyle geçti. Allah´ın en çok sevdiği kullardandı bunlar. Ama bunlara bile torpil yoktu. Bunlarıda Allah sınavdan geçirdi. Evet insan dünyaya imtihan için geldi. Herkesin imtihanı başkadır. Bazıları sağlık ile sınanıyor, bazıları hastalıkla. Kimileri şükürle, kimileri sabırla. Hz. Musa (a.s.), Hz. İsa (a.s.), Hz. İbrahim (a.s.), Hz. Nuh (a.s.), Hz. Muhammed (sav.). Hepsi zor imtihanlardan geçtiler. Ama hiç şikayet etmediler. Onlarda hastalandı. Onlarda savaştı.“

Katharina susmuştu. Bağırmıyordu. Sadece dinliyordu. Ali cebinden Bediüzzaman´ın Hastalar Risalesinin almancasını çıkardı ve bir kaç bölüm okudu. O okudukca, Katharina´nın yüz ifadesi değişiyordu.

Sonunda Ali toparladı: “Hastalık aslında Cenab-ı Erhamürrahiminin bir hediyesidir. Bu hediye bizim için büyük bir fırsattır. Kendimize, özümüze dönmemiz için bir firsat. Hayatın boş işlerinden kurtulmak için hastalık lazımdır. Hasta olan insanlar, Allah´a daha yakındırlar.“

Katharina yine ağlıyordu. Fakat bu ağlama bağırarak değildi. Çaresizlikten değildi. Gözlerinden yavaş yavaş damlalar akıyordu. Bu bir mutluluk ağlamasıydı. Mutluluk gözyaşları döküyordu 45 yaşındaki Katharina.

Ali tebessüm etti: “Allah sizi seviyor. Onun için sizi hastalıkla imtihan ediyor. Sizinde O´nu sevip sevmediğinizi anlamak için.“

Vakit çok ilerlemişti. Ali´nin çıkması gerekiyordu. Odadan çıktı. Ertesi gün Ali´nin hastanede görevi yoktu. Evde kalmıştı. Ancak iki gün sonra tekrar hastaneye gelmişti. Doktorun odasında hazırlıklar yapıyordu. Tam o anda, başhekim Katharina´nın odasından çıkıyordu. Oda iki gün hastanede değildi. Katharina´yi yeni görüyordu.

Kapıyı kapatıp, 10 saniye kapının önünde durmuştu. Kafasını sallayıp durmuştu. Ali ve diğer görevlilerin yanına gelmişti. Halen kafasını sallıyordu. “İnanamıyorum. Ne oldu bu kadına? Sanki içinden bir şeytan çıktı. Bir anlam veremiyorum. Kadın 180 derece dönmüş. Gülüyor. Coşuyor. Ağlamıyor.“ Hemşireler başhekimi dahada şaşırtacak şu sözleri söylediler: “Bu daha ne ki? Kadın iki gündür koşuyor hastanede.” Başhekimin gözleri büyümüştü: “Ne demek koşuyor? Bu kadın en az 7 haftadır yataktan kalkmamış. Nasıl koşar? Daha hap tedavisine bile başlamadık. Nasıl koşar bu?”

Başhekimin anlam veremediği olayı, Ali anlamıştı. Yine iman etkisini göstermişti. Hastalar Risalesi Katharina´nın gönlüne su serpmişti. Yüreğine sığmamıştı bu iman coşkusu. O kadar ki, tüm zerreleri coşuyordu. Yerinde duramıyordu. İmanın bu küçük parıltısı, İslam´ın bu güzel hayat anlayışı, ölmüş bir hayatı diriltmişti.

Ali, bayanın odasına girmişti. Katharina sevinçten uçuyordu. “Sizi dün bütün gün aradım. Neredeydiniz?“ Daha Ali cevap veremeden, Katharina devam etti: “Allah´ı buldum.“ Gözyaşlarıyla sesi yankılıyordu. Dudakları tekrarlıyordu: “Buldum, Allah´ı buldum. Beni seviyor.“

Katharina bir gün önce sevincinden kocasını aramıştı. Kocasının, muhakkak Ali´yle tanışmasını istiyordu. Ali´yi telefonda tarif ettiğinde, kocası “Sanki ben bu Ali´yi tanıyorum” demişti. Ali buna ihtimal vermiyordu. Bir karıştırma olduğunu düşünüyordu.

Akşama doğru hastaneye bir ziyaretci gelmişti. Yaklaşık 40 yaşlarında bir beyefendi. Hanımını ziyaret etmek istiyordu. Adam, hiçbir şey söylemeden Ali´ye doğru yürümüştü. Ali´nin önünde durup, “Sizin olduğunuzu biliyordum“ demişti. Ali şaşırmıştı, „Efendim?“. Adam yanıt verdi: “Ben Katharina´nın eşiyim. Sizide tanıyorum. Bir kaç ay önce İslam hakkında bilgi edinmek için bir camiyi ziyaret etmiştim. Siz oradaydınız ve bana İslamı anlatmıştınız. Karım bana sizden bahsedince, hemen içimden garip bir ses ´Bu camide ki genç´ dedi.“

Ali adamı hatırlamıştı. Büyük bir tevafuk olmuştu. Ali, beyefendiyle beraber Katharina´nın odasına gitti. Katharina, “İşte bu gencin okuduğu kitap beni kurtardı. Onunla mutlaka tanışman gerekiyor.“ Katharina´nın kocası, “Ben senden önce tanıştım“ deyince, Katharına tam şaşkınlık içerisindeydi…

Bu akşamın sonunda iki eş imanın tarifsiz güzelliğine kavuşmuşlardı. Sabah hristiyan olarak uyanan bu çift, akşam kelime-i şehadet getirerek yatmışlardı.

Cemil Şahinöz
Moral Dergisi, Nr.67, Ekim 2009, s.58-59


Einen Kommentar hinterlassen

Ihre Antwort:

Kategorien